11
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
184
Okunma
Biz hangi zemherinin tezgahından geçtik de geldik,
Hangi kırık aynada bıraktık gençliğin
o deli resmini...
Şimdi şakaklarımda kar beyazı tülbent
esintisi,
Gönlüm yorulmadı da yollar yoruldu
be adam.
Unutmadım o ilk gençlik sızısını, o
taze hevesi,
Bak, hâlâ göğsümde durur o eski
günlerin nefesi.
Mevsimler devrildi, takvimler sarardı penceremizde,
Şimdi sandıktan çıkardım o sararmış ipek fistanı.
Rengi solmuş, telleri yorulmuş belki
zamanla,
Ama tenimde hâlâ o ilk günün rüzgarı
esiyor.
Varsın çizgiler derinleşsin, varsın devrilsin zaman,
Ben seninle eksilen bu ömre de
razıyım adam.
Geyikli kilimlerin üstünde eskittik
koskoca yılları,
Bakır demliklerde kaynattık gençliğin
o deli sitemini.
Duvar saatlerinin o yorulmaz tıkırtısında,
Biz o ebedi sabrın harcıyla yoğrulmuşuz
bir kere.
Alnımızın çizgilerinde saklıdır ömrün
vefası,
Şimdi hangi fırtına koparabilir ki bizim köklerimizi?
;Gençliğin o hırçın nehirleri duruldu
belki,
Ne senden eksildim ben, ne senin o vefalı sokağından...
Ama kaderin karşısında hükmümüz bitti, yollarımız daraldı.
Kopmuş bir tespihin iki tanesiyiz,
Hiçbir zaman aynı ipe dizilemeyiz...
Şimdi bu mecburiyetin eşiğinde, kalbimi sende bırakıp gidiyorum;
Ey gönlümün imkansız baharı,
Nerede olursan ol, kiminle olursan ol,
Ama mutlu ol be adam!
31 05 2026
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.