0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
11
Okunma
Zamanın akışı durdu, saatler donmuş gibi, Geçmiş, gelecek, şimdi hepsi bir noktada. Hatıralarım birer ipucu, ama hepsi eksik, Kendi hikâyemi yazarken, kim yazdı bu satırları?
Aynalar kırık değil, sadece farklı açılardan bakıyor, Her parça bir gerçek, her yansıma bir hayal. Hangisi doğru? Hangisi yanlış? Artık önemli değil, Çünkü ben hem kurbanım, hem katil, hem de bu hikâyenin kahramanı.
Gece çöktü, ama yıldızlar yeniden parladı, Karanlık bir dost oldu, korku bir sırdaş. Kendi katilimi ararken, kendimi buldum, Ve şimdi bu döngü, sonsuz bir dans gibi devam ediyor.
Duvarlar artık duvar değil, nefes alan birer organ, Tavan yavaşça aşağı süzülüyor, yerçekimi unutulmuş. Kelimeler anlamını yitirdi, "ben" kelimesi bile yabancı, Her cümle bir labirent, her nokta bir son değil, bir başlangıç.
Sesler fısıltıdan çığlığa dönüştü, sonra sessizliğe, Sessizlik ise en gürültülü gürültü, kulağımı deliyor. Gözlerim kapalı, ama gördüklerim daha net, Renkler birbirine karıştı, kırmızı maviye, siyah beyaza döndü.
İçimdeki sesler artık tek bir ses değil, bir ordu, Biri ağlıyor, biri gülen, biri bağıran, biri inleyen. "Beni dinle," diyor biri, "Beni gör," diyor diğeri, Ama ben kimse değilim, sadece bu kaosun ortasında bir izleyici.
Yerler kaygan, ayaklarım sürünüyor, kanatlarım yok, Uçamıyorum, düşüyorum, ama nereye? Bilmiyorum. Bir uçurum mu, yoksa sonsuz bir düzlem mi? Fark etmez, çünkü fark etmeyi bıraktım, bırakmak kolay.
Kan lekeleri değil, renkler yayılıyor duvarlarda, Her renk bir duygu, her leke bir anı, her anı bir yalan. Gerçeklik bir masal oldu, masal ise gerçek, Kimse bilmiyor, kimse sormuyor, herkes kendi dünyasında.
Gölgeler dans ediyor, ellerimden tutuyor, "Gel," diyorlar, "birlikte uçalım," "birlikte düşelim." Ben de onlarla birlikteyim, ama aynı zamanda ayrıyım, Bu ayrılık da bir bütünlük, bu bütünlük de bir parçalanma.
Artık korkmuyorum, çünkü korku da bir illüzyon, Katilim benim gölgem, kurbanım ise ruhum. Ellerim boş, ama zihnim dolu kanlı hayallerle, Her adım bir tercih, her bakış bir karar.
Siluet yaklaşır, yüzü belirsiz ama tanıdık, Gözlerinde o aynı bakış, o aynı soğukluk. "Seni bekliyordum," der, sesi yankılanır boşlukta, "Çünkü ben sensin, ve sen de benim."
Bu oyunun sonu yok, ya da belki de başlangıcı, Kurban ile katil, iki yüzü aynı madalyon. Ben mi öldürdüm, yoksa o mu beni yarattı? Cevap yok, sadece sessizlik ve karanlık bir yol.
Adımlarım tekrar başlar, ama artık farklı bir ritimle, Her adım bir kabul, her nefes bir vedalaşma. Kendi katilimi buldum, ve o da beni buldu,
Artık ayrım yok, sadece bir bütün, tek bir varlık.
Ve böylece döngü devam eder, bitmez bu oyun, Kurban hep arar, katil hep bekler. Aynalar kırık, yollar kapalı, ışıklar sönük, Gerçek nedir, hayal mi, yoksa sadece bir rüya?
Kırık cam parçaları yerde, her biri bir dünya,
Birinde gülümsüyorum, diğerinde ağlıyorum sessizce. Hangisi gerçek yüzüm?
Hangisi yalanın ta kendisi? Ayna bana bakıyor, ben aynaya değil, artık.
Ellerim titremiyor, çünkü artık neye korkacağımı bilmiyorum, Zihnimdeki sesler sustu, yerini tek bir fısıltı aldı. "Seni arıyorum," diyor o ses, "ama sen zaten buradasın." Bu bir av değil, bu bir kucaklaşma, karanlık ve sıcak.
Her adımda toz kalkar, her nefeste pas kokusu, Yürüdüğüm yol aslında benim izim, geriye doğru. Geriye giden yol yok, sadece ileriye doğru bir düşüş, Düşüşün sonunda ne var? Belki de sadece ben.
Kan lekeleri duvarlarda, ama kimin kanı bu? Benim mi, yoksa onun mu? Fark etmez artık. İki renk karıştı, kırmızı ile siyah aynı ton oldu, Kurban ve katil, şimdi tek bir kalp atışıyla vuruyor.
Artık koşmuyorum, artık saklanmıyorum,
Karşımda duran siluet, artık bir tehdit değil, bir dost. "Gel," diyor, "artık oyun bitti, ya da belki başladı." Ve ben adım atıyorum, gölgemin içine, kendi içime.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.