2
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
45
Okunma
Şahit Oldu Minareler
Ezanlar yükselirken göğün yedi kat katına,
Bir yemin düşmüştü gönlümüzün en saf yanına.
Ellerin ellerimde, vaktin en dar olduğu o an,
Demiştik ki; "Bizi ayıramaz ne ölüm ne de zaman."
Gök kubbe şahitti, melekler amin demişti sanki,
Bu sevda bitmeyecekti, öyle büyük, öyle hakiki...
"Son nefese kadar" demiştik, hani nerede o nefes?
Şimdi içimde yankılanan sadece kuru bir ses.
O gün o kutsal nida dağılırken şehirlerin üstüne,
Söz vermiştik sadık kalmaya aşkın her bir gününe.
Ne bir engel, ne bir keder, ne de fani bir heves,
Bizi bizden koparamazdı, dünya olsa da kafes.
Şimdi her ezan vakti, içimde bir kıyamet kopar,
Verdiğin o yeminler, yüreğimden bir parça koparır.
Hani sevgimiz bitmeyecekti? Hani bitmezdi bu rüya?
Nasıl sığdırdın vedayı, o yemin ettiğimiz dünyaya?
Gözyaşım abdestim oldu, hüzünse seccadem şimdi,
O günkü o büyük sevda, söyle kimin elinde dindi?
Sen gittin; yeminler öksüz, sözler boynu bükük kaldı,
Gönlümün o en şen sarayını, kara bir hüzün aldı.
Minareler hâlâ aynı vakitte sesleniyor gökyüzüne,
Ama ben artık bakamıyorum o günkü yeminlerin yüzüne.
İnsan nasıl cayar dediği o en kutsal cümleden?
Nasıl vazgeçer sevdasından, daha ömrü tükenmeden?
Yüreğim yanıyor bak, her "Allahuekber" deyişinde,
Çünkü seni arıyorum o yeminlerin tam içinde.
Bizi hiçbir şey ayırmayacaktı, öyle mühürlemiştik,
Biz bu yola çıkarken, ölümü bile sözle yenmiştik.
Şimdi sen başka diyarda, ben ise bıraktığın o kederde;
Hangi yalan daha büyük? Söylenen mi, beklenen mi mahşerde?
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.