0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
66
Okunma
Dost Kazığı
Yalnız gecelerin sofrasında, hatıralar birer yürek yarası,
Masada oturan, onun ruhunda kederin sert tokası,
Dost kazığıdır bu, derin kök salan sessizce.
Onun gözleri, bir zamanlar parlayan umutların aynası,
Şimdi ise birer hüzün kuyusu, dolu en derin tasası,
Ve yansır gökyüzü, karanlığa teslim olmuş bir gece.
Gönlüne düşen gölge, sahte sözlerin acısıdır,
Kalbine işlenen hançer, geçmişin izidir yalnızca,
Sessiz çığlıklar yankılanır, içindeki boşlukta.
Bu dost kazığı, bir gülüşe gizlenmiş zehirli bal,
Ağır bir yük, sırtında taşınan, hayatın olur zal,
Görünmez yaralar açar, rüzgarın keskin nefesi.
O, ay ışığında arar kaybedilen güvenin yüzünü,
Bir dalga gibi vurur kıyıya, alır umudun süzülüşünü,
Kalp kırıklarının sahilinde, yalnızlık türküleri söyler.
Zamanın çarkı döner, o ise sarılır hatıraların zincirine,
Her düğümde bir hüsran, her halkada bir terk ediş resmi,
Ve hayat, bir tren gibi geçip gider, ardında iz bırakmadan.
O, sevgiyle dokunmuş dostluğu anımsar gözyaşlarıyla,
Bir bahar sabahı gibi tazedir, fakat şimdi kaybolmuş rüya,
Kalbinin bahçesinde açan çiçekler, kurumuş birer veda.
Bir gün, derin vadilerin sessizliğinde yankılanır iç çekişi,
Sessiz adımlar atar, terk edilmiş dostluğun izinde,
Ve bilinir ki dost kazığıdır, en acımasız düşlerin.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.