2
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
87
Okunma
Sırr-ı Vuslat
Ruhunun lehçesine yaslasam kulağımı,
Bilinmez bir lisanla fısıldasan sırrını.
O sır ki; nakşolsun kalbimin her katına,
Ruhum pervane olup dönerken vuslatına,
İki katre yaş ile abdest alsa bu gönül.
Âlemlerden mâvaya bir yolculuk başlasa,
Nefis denen o gafil, kenardan seyretse ya...
"Ben ne yaptım?" diyerek bin pişmanlık içinde,
Erisem, kaybolsam o fısıltı sesinde.
Yeniden bir hasbihal, yeniden bir inşirah...
Sırrı yüklenmek için lütfetsen bana mecal,
Senin verdiğin güçle olsa halimiz cemal.
O mukaddes emanetle varsam yüce katına,
Bir tebessümün yetsin bu kulun muradına.
Fani dünyayı döküp sır ile ayrılsam,
Bâki olan hayatta seninle kavuşsam.
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.