0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
43
Okunma
Kara Toprağ’a Hasret
Geleçek o gün, ayak sesleriyle yankılanıyor,
hüzün dolu bir ezgi gibi ruhuma işliyor.
Yılara mahkûm kalmış bir zaman, duvarlarını örüyor.
Bilemeden oldu, rüzgarın fısıldadığı sırlarla,
gözlerin uzağında saklı kalan anılar,
dört duvar ardında yankılanan eski ahlarla.
Hasretin açısı, bir bıçak misali, içimi deliyor,
gecenin karanlığında yıldızlar parlarken,
gökten dökülen gözyaşları gibi içime akıyor.
Kara toprakta yazım, kaderin sessiz kalemiyle,
ağaçlar rüzgarla dans ederken,
toprağın derinliklerine gömülen hayaller gibi.
Mezarıma gelme, rüzgar fısıldarken adımı,
çiçeklerin hüznüyle örtülü taşlar,
gözyaşının sessizliğindeki yankılarla dolu.
Ruhun bir nehir gibi akarken, zamanın ötesine,
sonsuzluğun kıyısında kumlar misali,
gelmeyen sabah, bu gecenin ardında saklanıyor.
Senin gözlerinde bulutlar, hüzünle dolu,
gökyüzü karanlık bir perdeyi çekerken,
kırık bir kalp, yıldızların altında yalnız kalıyor.
Geleçek o gün, dalga sesleriyle yankılanacak,
hatıralar denizin derinliklerine karışırken,
sonsuz bir sessizlik, bu şehrin sokaklarında kaybolacak...
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.