0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
105
Okunma

KIRKLI YAŞLAR
Size kırklı yaşların yorgun serinliğinden sesleniyorum,
Artık her rüzgâra göğüs germeyi değil, durulmayı biliyorum.
Öğrendim ki; ruhun da bir coğrafyası varmış her şeyden öte,
Ve bazı çiçekler, her toprakta boy vermezmiş bu alemde.
Vaktiyle her mevsimi bahar sanıp aldanmışım meğer,
Ruhun kendi lisanını duyar gönül, sükûta ererse eğer.
Her eli tutmaz artık gönül, her sofrada rızık aramaz,
Kendi kuytusunu bulmayan ruh, hiçbir kalbe yaramaz.
Bazı yaralar vardır; ilacı ne merhemde, ne de zamandadır,
Asıl şifa, ait olduğun o bir avuç mukaddes mekândadır.
Zorlama filizi bozkıra; o, nazlı bir çiçektir, yerini seçer,
Kökü derinde olmayanın, ömrü bir rüzgârla esip geçer.
Şimdi bir dağ başı yalnızlığıdır alnımda parlayan bu ter,
Gidenlere sitemim yok, kalanların varlığı bize yeter.
Çünkü kırkından sonra insan; ne bir eksik, ne bir fazladır,
Sadece kendi ikliminde açan, o mağrur çiçeğin yazıdır.
Bir ses fısıldar derinden; yolculuk yanaştı, hazırlığın var mı?
Dünya denilen bu han, sığındığın o yer geniş mi, dar mı?
Şimdi seslensem gençlere, kulak verip beni duyar mı?
Gün geçiyor, ömür bitiyor ebedi hayata hazırlık var mı?
14.04.26
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.