3
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1212
Okunma
başkent’in yağmur eksik olmayan
bir sokağında sığınmıştım gözlerine
güldüğünde ürkek ceylanlar kadar
hassastı kalbi ve avuçları
ısırganotu sıkarcasına yumruydu
kırılgan şarkılar çarptığında duyuşlarına
bakışları buğulanırdı Züleyha’nın
sözleri inceltirken koyu akşamları
ışıl ışıl parlardı bütün yıldızlar
bir öpüşü vardı ki sabahı
güneşi terkederdi karanlıklar
kırmızı ve nazenin bir gül’ün
üstünü örttüğü yalnızlıklarda
yağmur sonrası
toprak kokardı bütün sokaklar
hep bir gülme telaşı kaplardı
kumral yüzümü esmer gözlerimin içini
için için titrerken düşlerim
yitirmezdi peynir ekmek yavanlığını
kırmızı çizgili siyah bir gece elbisesi
düşlerdi ve avuçlarına yakılacak kınayı
yeşilken koklayacaktı
bir sabah uyandığımda
duydum ki
üç günlük gazeteyle örtmüşler üstünü
gördüm ki
ilk defa yakışmamıştı Züleyha’nın
gülen yüzüne sessizlik
anladım ki
sen olmadan
aslında
hiçbir şey yokmuş Züleyha