7
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
161
Okunma

Eskiden kalbe düşerdi, şimdi ekrana,
Bir "beğeni" sığlığında boğuluyor sevda.
Göz göze gelmekten korkan ürkek bakışlar,
Şimdi profil resimlerinde sahte bir eda.
Ne fizibilite raporu tutardı gönül,
Ne de tapu kayıtlarında arardı aşkı.
Bir mendil kenarı, bir mahcup gülüş,
Dünyanın en büyük serveti, en güzel köşkü.
Şimdi pazarlık masasında kuruluyor yuvalar,
"Sen ne verirsin?" sorusu, "Seni seviyorum"un önünde.
Miras bölüşür gibi taksit taksit sevmeler,
Vefa; tozlu bir rafın en unutulmuş yönünde.
Kaf Dağı’ndan bakıyoruz birbirimize,
Oysa hepimiz aynı toprağın emaneti.
Katkılı gıdalar gibi ruhumuz da hileli,
Ambalajı parlak, içi ise bir nefret ziyafeti.
Biz miyiz bu aynadaki yabancı suret?
Aşkı öğütüp, yalnızlığı demleyen...
İnternet kablolarına dolanmışken ruhumuz,
Kalmadı artık, kalpten kalbe gizlice seslenen.
Geriye ne kaldı o eski sevdalardan?
Bir kuru merhaba, o da yarım ağızla.
Biz insanlığı vitrinlerde unuttuk,
Aşkı da kurban ettik bu doymayan hırsla
Bedri Demirpençe
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.