2
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
87
Okunma

Güneş Harput’un gızıl daşına gahanda uyandım,
Sen pencereyi azıcık aralayınca, o gürbüz yanağına dolandım.
Sütçü geçti, çıngırağı çaldı, duymadım vallah,
Senin bir pahışınla yandım, ey benim cana can gatanım!
Bahçalardan gışgılış kayısı goğusu yayılır rüzgâra,
Dut dibinde serin kölge, senin gibi dertli yara.
Gözümün çerağı, könlümün sultanı sensin,
Dilimde, galbimde dolaşır adın; Harput’un en gözel efsanesi.
Hele bir dön de bah, mahmur gözlerinle hele,
Çedene gahvesi goğulum, gel otur yanıma hele.
Saçların dağınık, uyhu yüzünde ele duriy,
Bir gülüşünle paha(r) olur, gış biter Harput’t
El alemin guru gürültüsü gahsın gitsin, çenesi sussun,
Senin sesin bülbüllerden, gaglardan daha hoş duriy.
Gomşular fısıldaşır: “Bizim gızın sevdalısı geler kim ola bu?”
Desinler, duysunlar; ben galbimi bağlamışım o ince beline.
Dünya tersine dönse, dağlar yerinden oynasa,
Yüreğimiz gine uyanır her saba eyiliğe
Gelcek gözelliğine gine gatalım Harput’u,
Bu defa da gezek Gölcük’ü, Hüseynik’i, Mornik’i, Mığı’yı, Hırhırik’i...
Bedri Demirpençe
{Not: 2500 kM lik Gezi’den sonra Harput lu eşim ve dostlarımın hoş görüsüyle ela/ziz şive li bir şiir }
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.