0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
71
Okunma
yalnız gelmedi bana hayat
erken açtı kapıları
ben daha adımı içimde taşırken
ışık benden önce varıyordu pencereye
ben hep biraz geriden geliyordum kendime
ben konuşmadım
çünkü kelimeler içimde büyüdü
ağızdan çıkarsa bir şeyi yakacak kadar ağır
ben sustukça dünya beni sakin sandı
oysa içimde bir yangın
adını koymadan yanıyordu
kanım mevsimini şaşırdı bir gün
dışarıda yaz yürürken sokaklarda
benim içimde kış kaldı
iliklerime kadar üşüyen bir şehir oldum
kapılarımı kapattım rüzgara karşı
sayılar söylediler
alçak sesle
ben sayıları duydum
ama adımı duymamış gibi yaptım
çünkü adını duyan çağrılır
çağrılan gider
bedenim bir evdi artık
kapıları tek tek kapanan
her gelen şeyden özür dileyen
her dokunuştan incinen
kollarımda günler vardı
iğne izleriyle takvim tutan
yan odada biri vardı
ya da bir hatıranın içinde
emin değilim
birlikte sustuk bazen
en ağır yakınlık buydu
isimleri çağırmadık
çünkü bazı isimler yük olur
ve biz artık taşıyamıyorduk
yürüdük bazen
adımlarımız eşit değildi
eşitlesek
biri yetişmek zorunda kalacaktı
ben istemedim
çünkü istemek kalmak demekti
ben sadece vardım
bir hal gibi
bir eksilme gibi
günler üzerimden geçti
ince bir tül gibi
ne örttü ne korudu
geceleri ateşim yükseldi
ama söylemedim
bazı yükselişler yalnız yaşanır
aynaya baktım
tanımadım kendimi
korkmadım
tanınmamak bazen direnmektir
saçlarım yavaş yavaş
başka bir hayata hazırlanıyor şimdi
bedenim benden önce biliyor bazı şeyleri
bir çizgi bir sandalyeyi yaklaştırdı
bazen uzak tuttu
ben gördüm
ama yorumlamadım
yorumlamak bağlanmaktır
bağlanmak kalmaktır
son gün
ışık pencereye geldi
ben başımı çevirmedim
çünkü vedalar
fazla nettir
nefesim inceldi
dünya ile aramdaki bağ
ip değil tül gibiydi
bir kelime geldi
ben diye başlar gibi
ama geri döndü
hafifledim istemeden
ve ben
veda etmeden gideceğim
gitmeyeceğim belki
birinin içinde yer açacağım
zaman
benim sustuğum yerde başlar
son yirmi dört saat
bir sabah gibi doğmadı bana
geceden kalma bir yorgunluk
saat yoktu artık
zaman ölçülmezdi
sadece içimde yürürdü
bir şey içirmek istediler
ben yüzümü çevirdim
istemediğimden değil
istemek ağır geldi
bedenimle göz göze gelmedim
çünkü bakmak
vedayı çağırır
çizgi sandalyeyi çekti
oturdu mu bilmem
sadece ağırlık yer değiştirdi içimde
gözlerimi kapadım
uyumadım
uyku ile gitmek arasında
ince bir çizgi var
ben onu koruyorum
akşam
ışık yine geldi
ben yine bakmadım
gece ateşim yükseldi
son bir hamle gibi
bir kelime geldi
keşke....
orada durdu
çünkü devam etse
isteyecektim
ben istememeyi seçtim
gece doldu
sessizlik boş değil artık
sonra
nefesim yavaşladı
kimseyi ürkütmeden
ve bir sabah
ışık gelmeden
ben durdum
yavaşça
bir yüz kaldı bende
ince bir harf kaldı bende
ve geriye
söylenmemiş bir isim kaldı
zaman
onun oldu
sandalyeye oturmadı
çünkü boşluk kabul ister
bir çiçek kaldı masada
yarım bir nefes gibi
benim adımı söylemedi
çağırmak istemedi
özlemedi beni
yokluğumu da özlemedi
özlediği
ben varken
daha az eksik oluşuydu
bir gün dedim içimden
keşke benden bir şey isteseydin
sonra anladım
istemek kalmaktır
ben yük olmamayı seçtim
bir oda kapandı
bir hayat hiç açılmadan
ben
bir sevgili gibi kalmadım onda
bir parantez oldum
açılmış
ama kapanmamış
ben bir isim olmadım
bir ölçü oldum
her susuşta
her yarım kalışta
bir gün ışığa baktı
benim bakmadığım gibi
ve dedi
keşke istemeni isteyebilseydim
ben kayıp değilim artık
ben erdm
sustukça devam ediyorum
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.