0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
68
Okunma
Biraz kan döküldü sabah,
Biraz burnumdan, biraz ağzımdan
Çay bardağının kenarına,
sessizce.
Yaz, pencere pervazına dayanmış.
Ben üşüyorum.
Sana sesleniyorum,
ütü masasında dua ütülüyormuş gibi,
harlı, yorgun.
Getir o yeşilini.
Beni biraz ferahlat.
Dur.
Manava borcum var hala,
kendime de biraz.
Dur...
Isırganlar büyüyor kalbimde,
çamaşır ipine asılmış bir günah gibi.
Irmak kenrından biraz yeşil çaldım.
Sana benziyordu biraz,
sonra değil.
Geceyi üçe böldüm.
Birini sana,
birini kedilere,
birini sustum.
İçimde bir ağrı var
Seninle aynı renkte
Bir elma soyuyorum şimdi,
kabuklarıyla açlığımı bastırıyorum.
Diyelim ki yokum artık,
bir yaprak kadar ölü,
bir marul kadar sessizim.
Serçe parmağımı bırakıyorum sana,
uğur say.
Ben biraz eksik bir adamım,
biraz sensiz,
biraz çaydanlık buharı gibi kederli.
Cezam çoktan kesildi,
ama sen hala içimdesin.
Adını fısıldarken ölmek ne kolaymış meğer.
Şimdi seni getiriyorlar odamın karanlığına.
Ağlıyorum.
Biraz gül.
Biraz dokun.
Biraz affet.
Kendimi asmadım belki,
ama hala çamaşır ipinde kuruyorum.
Gül yaprakları solmuş.
Sedirler susmuş.
Duvarlarda aynalar çatlamış.
Sana uzak bir huzursuzluktayım şu an,
sana yakın bir yoksullukta.
Kemiklerimden biraz ağrı aldım,
ellerinden biraz yeşil,
sonra dudaklarının gölgesini.
Bak,
sana bir ülke kurdum.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.