4
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
54
Okunma

Bir gölge var üstümde
adı yok, sureti yok
ama içime kazınmış bir kader gibi
Gülsem, dudağımın kenarından tutup çeker
sevinci lime lime eder
ışığımı söndürür
acımasızca
Göğün en mavi yerinden kopmuş sanki
ama rengi küskün, rengi kırık
Ne zaman umut desem
avuçlarıma pas tadında yağmurlar bırakır
her damlası içime batar
ağır ağır
Yürürüm… yollar değil çatlayan
benim içim, benim sabrım
O yorulmaz, ben tükenirim
en dik yokuşta nefesim kesilirken
o omzuma çöker
bir ömürlük yük gibi
ezerek
Bir damla düşer kirpiğime
ben “ağlamıyorum” derim
ama o bilir
İçimde biriken her fırtına
şimşek olup kalbime iner
beni ikiye böler
parçalayarak
Rüzgârı yok sanırdım
oysa en çok o konuşur
kulaklarımda dolaşan uğultu
geçmişin yarım kalmış cümleleri
birer hayalet gibi döner durur
susmaz
Gece olunca ağırlaşır her şey
karanlık değil bu, bir çöküş
üstüme serilen şey uyku değil
bir yok oluşun provasını yaşatır bana
nefes almak bile yük olur
daralırım
“Git” desem kalır
“Kal” desem içime işler
Beni benden alan ne varsa
onun gölgesinde büyür
sanki ben acı çektikçe beslenir
utanmadan
Ey bildik bulut…
hangi günahın hatırasısın?
Hangi yarım kalmış sevdanın bedeli?
Neyi eksik sevdim de
böyle kapladın göğümü
hesap sorar gibi
Ama sen…
o karanlığın içinden süzülen tek ışık
dokunmadan yakan
yakmadan iz bırakan bir sızı gibi
Adını ansam içim titrer
bir yangın başlar derinimde
aşk diye
Kal dersen kalırım bu karanlığın altında
yeter ki gözlerin değsin göğüme
Belki o zaman bu kara bulut bile
çiçek açar içimde
Ya da sen de gidersen…
ben tamamen yağmura dönerim
sensizliğe
@NURAL BEKTAŞLI
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.