0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
26
Okunma
Hep buğulu gönül pencerem diyorsun ya Yeşil…
Sanki kalbinin camına her görüntü kendi buğusunu bırakıyor
bir iç çekiş, bir sızı, bir yarım kalmışlık izi…
Nerede kırık bir kelime duysa, toplanıyor içinin dumanı.
Bir türkü çalıyor uzaklardan;
daha ilk notada sis çöker gözlerine.
Bir şiir okursun
şairin derdi değil, kendi derdin yankılanır mısralarda.
Bir şarkı duyarsın
geçmişten bir gölge yürür gelir,
görmediğin bir acı omzuna dokunur.
Bir film sahnesi akıp gider;
sen o sahnenin kenarında durmuş gibisin,
oynamayan bir rolün ağırlığıyla…
Sokakta tek başına oynayan çocuk…
O oyunun içindeki eksikliği sende tamamlar hüzün.
Çöp toplayan bir kadın…
Yük omzunda değil, senin göğsünde ağırlaşır.
Pencere pervazına konan bir kuş…
Sanki kanadında unutulmuş bir yaz mektubu taşır.
Köşe başında aç bir köpek, bir kedi…
Onların açlığı bile senin içindeki boşluğa benzeyince
gözlerin bir an daha buğulanır.
Senin gönül pencerende buğunun sebebi hava değil,
fazla fark etmek Yeşil...
Fazla görmek.
Fazla hissetmek.
Dünyayı herkes kadar değil,
dünyanın taşıyamayacağı kadar derin görüyorsun.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.