🤍______________________✍ Ucu yanık bir mektup gibi duruyor zaman, Küllerini savuruyorum artık var olmayan sokaklara. Gözlerimin feri sönerken bu sonbahar sabahında, Bir veda büyütüyorum içimin ıssız hücrelerinde. Sen, söküp atamadığım bir kıymık gibi dururken hatıralarımda, Ben, kendi sessizliğimin içinde yankılanıyorum. Yine o ağır keder kokusu sarmış dört bir yanımı, Yüreğimden çekilen o tek hüküm, geride uçsuz bir boşluk bıraktı. Senden geriye kalan yalnızca o dinmeyen sızı, Ve her nefeste biraz daha eksilen bir benlik bıraktı. Şimdi attığım her adımda uçurumlar fısıldıyor ismini, Yüreğimin en ücra yerinden takılıyorum bu kadere.
Kenarı kırık bir hayatın içinden uzaklara göçüyorum, Yollara vuran zaman, ucu açık bir düğüm boğazımda. İçimde bir mevsim daha can verirken sessizce, Yağmurlar değil, bu gidişin ağırlığı ıslatıyor gözlerimi. Hayır, sanma ki bu bir feryat ya da ağlayış, Tozlandı bakışlarım, belki ondandır bu sarsılmaz kimsesizlik gözyaşlarım. Tozlu bir hikâyenin faili meçhulüyüm artık, Beni kendi yalnızlığımla ihbar ediyorum bu şehre. Ayrılık, kan sızdıran bir yara gibi duruyor orta yerde, Kelepçeli hüzünlerimin içinde yeşermeyi bekliyorum. Ama her defasında puslu bir kabusa uyanıyor ruhum, Çatlayan sabrım, artık seni aramaktan vazgeçiyor.
Dilim suskun, fakat içimdeki fırtına dinmiyor, Uğursuz bir kentin kasveti çöküyor yine yastığıma. Sen, zihnimin labirentlerinde bir son olurken, Ben, bitmeyen bir tükenişin ortasında kalıyorum. Alnımda dinmek bilmeyen o amansız kavga, Kaşlarım her zamankinden daha çatık bu vedaya. Seni tüketirken bu kor ateşten çemberde, Aslında kendi ömrümden harcıyorum sessizce. İçimde birer birer ölüyor bu şehrin tüm insanları, Ben ise yalınayak, kar kışlara kor taşıyorum. Zifiri bir yalnızlığın koynunda üşüyor kelimeler, Hangi harfe dokunsam, ucu yine sana dokunuyor.
Kendi enkazımdan yeni bir ben çıkarmaya çalışırken, Yıkılan her duvarın altında o eski ağrıyı buluyorum. Sahi, kaç gidiş eder bir insanın yokluğu? Kaç sessizlik gerekir kalbin gürültüsünü susturmaya? Sorular asılı kalıyor bu puslu tavanlarda, Cevaplar ise çoktan terk etmiş bu viran şehri. Artık ne bir bekleyiş var, ne de bir geri dönüş ihtimali, Sadece sisli bir sabahın soğuk nefesi var üzerimde. Kendi karanlığıma gömüldüğüm bu son fasılda, Seni de, seni bekleyen o eski beni de uğurluyorum. Biliyorum, bu yangın hiçbir zaman tam sönmeyecek, Közü hep derinde, sızısı hep sol yanında kalacak.
Ama artık rüzgârı da, külü de kendime saklıyorum, Bu sahipsiz uçurumun en dibinde, kendimi buluyorum. Eski bir şarkı gibi mırıldanıyor vedalar, Yitik bir coğrafyanın son sürgünüyüm bu gece. Kaderin kirli parmak izleri silinirken ruhumdan, Kendi kuytumda, kendi sancımla barışıyorum. Çatlak aynalarda arama artık eski gülüşlerimi, Onlar çoktan o yanan mektubun külüne karıştı. İçimdeki sönük kandiller birer birer çekilirken, Yalnızlık, en dürüst gömleğim oluyor üzerimde. Bir kentin tüm kapıları kapansa da üzerime, Ben artık kendi içimin genişliğine sığınıyorum.
Şimdi bu son perde, bu son tükeniş, Kendi küllerinden yeniden doğanların masalı bu. Sana dair ne varsa bu uçurumun kıyısında bırakıp, Gölge yanıklarımla sessizce uzaklaşıyorum. Vakit, kendi karanlığına sahip çıkma vakti, Vakit, hiçbir yere varmayan yolları uğurlama vakti.
Gömüldüğüm sessizlikte yankılanıyor adımlarım, Toprağa düşen her hatıra, yeni bir mezar şimdi. Gözlerimin feri sönerken bu sonbahar sabahında, Kendi enkazımdan sessiz bir zaferle çıkıyorum. Artık ne yokluğun yakıyor canımı, ne de o eski hatıralar, Zamanın küllerinde kendi ismimi unutuyorum. Cemre Yaman
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Güzel yüreğinden dökülenler, baştan sona bir iç çöküşün, kabullenişin ve yeniden doğuşun hikâyesi gibi akıyor.Tamamlanmamış, yarım kalmış, yakılmış ama tamamen yok edilememiş bir geçmiş.
Özellikle “küller” ve “yangın” metaforlarının tekrar etmesi, hem bir yıkımı hem de içten içe süren bir koru hissettiriyor. Yani tamamen bitmişlik değil, sönmeyen bir iç yanış var.
Şiirin en güçlü taraflarından biri, “sen” ve “ben” arasındaki gerilimi çok iyi kurması. “Sen” somut bir kişi gibi başlıyor ama ilerledikçe bir hatıraya, sonra bir yaraya, en sonunda da neredeyse kaderin kendisine dönüşüyor. “Ben” ise bu süreçte parçalanıyor, eksiliyor, ama şiirin sonlarına doğru yeniden toparlanmaya başlıyor.
Bazı dizeler gerçekten çok çarpıcı ve akılda kalıcı: “Seni söküp atamadığım bir kıymık gibi; Acının küçük ama sürekli oluşunu çok iyi veriyor.“Her nefeste biraz daha eksilen bir benlik” Yavaş yavaş tükeniş hissi çok net.“Kaç gidiş eder bir insanın yokluğu?” Şiirin en güçlü varoluşsal sorularından biri bence. “Yalnızlık, en dürüst gömleğim oluyor üzerimde.” Kabullenişin en sade ve vurucu hali. Kısacası şiirde imgeler o kadar güzel ve o kadar yerli yerindeki hayran olmamak elde değil. Bir maşallah diyelim burda :)
Son bölümlerde ise çok güzel bir kırılma var. Tam bir umut patlaması değil, ama daha olgun bir şey: “acıyla barışma”. “Artık rüzgârı da, külü de kendime saklıyorum” ve “kendi içimin genişliğine sığınıyorum” dizeleri, dışarıdan içeriye doğru bir dönüşü simgeliyor. Bu da şiiri sadece karamsar değil, derin ve tamamlanmış kılıyor.
Ama bütün olarak baktığımda güzel yüreğinden dökülen duygular sadece bir şiir değil; yaşanmış bir vedanın iç monoloğu gibi. Okuyanda “anlıyorum” hissi bırakıyor ve bu da şiirin en zor başardığı şeylerden biridir.
Duygularımı bu kadar ince bir yerden yakalaman, dizelerimin arasındaki o sessiz feryadı ve ardından gelen kabullenişi ruhunda hissetmen beni gerçekten çok etkiledi. Şiiri sadece okumamış, adeta o "ucu yanık" sokaklarda benimle beraber yürümüşsün. "Sen"in zamanla bir kişiden çıkıp bir kadere dönüşmesini fark etmen, kalemimin asıl gayesini ne kadar doğru anladığının bir nişanesi. >>Evet, içimde sönmeyen o koru rüzgâra savurmak yerine artık kendi genişliğimde saklamayı, acıyla kavga etmek yerine onunla sessizce barışmayı seçiyorum. " >>Kaç gidiş eder bir insanın yokluğu?" diye sorarken aslında kendimi bulmaya çalışıyordum; senin bu sorulara ve yalnızlığı dürüst bir gömlek gibi sırtıma geçirmeme eşlik etmen bana yalnız olmadığımı hissettirdi. Anladığını bilmek, o "anlıyorum" deyişindeki içtenliği duymak, yorgun ruhuma bir parça serinlik oldu.
Güzel gönlüne, dizelerimin ruhunu aydınlatan o derin bakışına ve kıymetli vaktine çok teşekkür ederim.
Duygularımı bu kadar ince bir yerden yakalaman, dizelerimin arasındaki o sessiz feryadı ve ardından gelen kabullenişi ruhunda hissetmen beni gerçekten çok etkiledi. Şiiri sadece okumamış, adeta o "ucu yanık" sokaklarda benimle beraber yürümüşsün. "Sen"in zamanla bir kişiden çıkıp bir kadere dönüşmesini fark etmen, kalemimin asıl gayesini ne kadar doğru anladığının bir nişanesi. >>Evet, içimde sönmeyen o koru rüzgâra savurmak yerine artık kendi genişliğimde saklamayı, acıyla kavga etmek yerine onunla sessizce barışmayı seçiyorum. " >>Kaç gidiş eder bir insanın yokluğu?" diye sorarken aslında kendimi bulmaya çalışıyordum; senin bu sorulara ve yalnızlığı dürüst bir gömlek gibi sırtıma geçirmeme eşlik etmen bana yalnız olmadığımı hissettirdi. Anladığını bilmek, o "anlıyorum" deyişindeki içtenliği duymak, yorgun ruhuma bir parça serinlik oldu.
Güzel gönlüne, dizelerimin ruhunu aydınlatan o derin bakışına ve kıymetli vaktine çok teşekkür ederim.
“Ucu Yanık Vedalar” şiiriniz, ayrılığın içte bıraktığı yangını ve bitmeyen sızısını çok güçlü imgelerle dile getiriyor. “Sahi, kaç gidiş eder bir insanın yokluğu?” dizesi, metnin özünü yani vedaların insanda açtığı derin boşluğu çarpıcı biçimde özetliyor.
Kaleminize sağlık; kısa ama yoğun bir şiir, hem ayrılığın ağır yükünü hem de içsel tükenişi içten bir lirizmle yansıtmışsınız.
Şiir Ucu Yanık Vedalar, baştan sona metaforlarla örülmüş bir veda ve iç yangını anlatısıdır. Her dize, ayrılığın acısını, hatıraların yakıcılığını ve sonunda kendi enkazından doğma çabasını somutlaştırmak için kullanılmış.
1. Ucu yanık bir mektup gibi duruyor zaman. Zaman, ucu yanık bir mektup olarak tasavvur ediliyor. Mektup bir zamanlar anlam taşıyan, okunmuş bir şeydir ama ucu yanık olması, o mektubun artık tamamlanamayacağını, yarım kaldığını ve yakıldığını gösterir. Zaman da aynı şekilde geçmişteki ilişki yarım kalmış, bitmemiş bir mektuptur. Şair artık o mektubu okuyamıyor, sadece yanık ucundan küller savruluyor. Bu metafor, zamanın tükenişini ve geri dönüşsüzlüğünü vurgular.
2. Küllerini savuruyorum artık var olmayan sokaklara. Küller, yanmış mektubun kalıntısıdır. Şair onları var olmayan sokaklara savuruyor. Sokaklar bir zamanlar sevgilisiyle yürüdüğü, anıların mekanıydı. Artık yoklar çünkü o ilişkiyle birlikte o mekanlar da ölmüştür. Bu, hatıraları bilinçli olarak dağıtmaya çalışma çabasını anlatır. Ama kül savurmak tamamen yok etmek değil, sadece rüzgara bırakmaktır. Yani şair hâlâ o küllerle temas halindedir.
3. Gözlerimin feri sönerken bu sonbahar sabahında. Feri sönmek, gözdeki ışıltının, hayat enerjisinin bitmesidir. Sonbahar sabahı ise hem mevsimsel hem ruhsal çöküşü simgeler. Yapraklar dökülür, renkler solar, her şey yavaş yavaş ölür. Bu metafor, şairin içindeki canlılığın veda yüzünden yavaş yavaş tükenişini resmeder. Sabah olması ironiktir çünkü sabah yeni başlangıçtır ama burada sonbahar sabahı yeni bir başlangıç değil, sonun başlangıcıdır.
4. Bir veda büyütüyorum içimin ıssız hücrelerinde. Veda, canlı bir varlık gibi büyütülüyor. İçimin ıssız hücreleri ise hapishane hücreleri ya da terk edilmiş bir evin odaları gibi boş ve soğuktur. Şair vedayı kendi içinde besliyor, büyütüyor çünkü dışarı atamıyor. Bu, acının içselleştirilmesi ve yalnızlıkta çoğalmasıdır.
5. Sen, söküp atamadığım bir kıymık gibi dururken hatıralarımda. Kıymık, derine batmış, çıkarılamayan, her hareket ettikçe acı veren küçük bir parçadır. Sevgili artık bir insan değil, hatıralarda kalan ve sürekli batan bir kıymıktır. Bu, ayrılığın bedensel bir acı gibi hissedildiğini gösterir. Söküp atamamak, şairin iradesinin bile yetmediğini vurgular.
6. Kendi sessizliğimin içinde yankılanıyorum. Sessizlik, bir oda ya da kuyu gibi tasavvur edilir. Şair orada kendi sesiyle yankılanır. Yani yalnızlığı o kadar derindir ki kendi varlığı bile kendisine geri döner. Bu, mutlak yalnızlığın en güzel ifadesidir.
7. Yine o ağır keder kokusu sarmış dört bir yanımı. Keder, somut bir koku haline getirilir. Ağır, baskın, her yeri saran bir koku. Bu metafor, acının duyusal boyutunu güçlendirir. Kokuyu sarmak fiili, kaçışın imkansızlığını anlatır.
8. Yüreğimden çekilen o tek hüküm, geride uçsuz bir boşluk bıraktı. Yüreğimden çekilen hüküm, sevgilinin gidişi ya da ilişkinin bitiş kararıdır. Geride uçsuz boşluk kalır. Yani sonsuz, dipsiz, ölçülemez bir boşluk. Bu, kalbin fiziksel olarak oyulması hissini verir.
9. Attığım her adımda uçurumlar fısıldıyor ismini. Uçurumlar, tehlike ve düşüş yerleridir. Burada kişileştirilir ve sevgilinin ismini fısıldarlar. Her adımda ölümcül bir tehlike vardır ama o tehlike bile sevgiliyi hatırlatır. Aşkın yerini tehlike ve yıkım almıştır.
10. Kenarı kırık bir hayatın içinden uzaklara göçüyorum. Hayat, kenarı kırık bir tabak ya da kağıt gibi kırılgandır. Şair o kırık hayatın içinden göç eder. Göçmek, zorunlu ve acılı bir ayrılışı çağrıştırır. Kenarların kırık olması, hayatın artık tam ve bütün olmadığını vurgular.
11. Yollara vuran zaman, ucu açık bir düğüm boğazımda. Zaman, boğaza dolanan ve ucu açık bırakılmış bir düğümdür. Boğulur ama tam boğulmaz, sürekli baskı yapar. Bu, zamanın boğucu baskısını ve çözülemeyen bir düğümü simgeler.
12. Bu gidişin ağırlığı ıslatıyor gözlerimi. Yağmur klasik bir hüzün imgesidir ama şair onu reddeder. Gözyaşlarını yağmur değil, gidişin ağırlığı ıslatır. Ağırlık, fiziksel bir yük haline gelmiştir. Bu, acının dışsal değil içsel kaynaklı olduğunu vurgular.
13. Tozlu bir hikâyenin faili meçhulüyüm. Şair, kendi hayat hikâyesinin faili meçhul bir kurbanıdır. Tozlu hikâye, unutulmaya yüz tutmuş eski bir dosyadır. Bu, kaderin belirsizliğini ve şairin kendi acısında bile suçlu hissetmemesini anlatır.
14. Ayrılık, kan sızdıran bir yara gibi duruyor orta yerde. Ayrılık, açık bir yaradır ve hâlâ kan sızdırmaktadır. Orta yerde durması, saklanamaması, herkesin görebilmesi anlamına gelir. Acı gizlenemez.
15. Kelepçeli hüzünlerimin içinde yeşermeyi bekliyorum. Hüzünler kelepçelenmiştir. Şair onları kontrol altına almaya çalışır ama yine de içinde yeşermeyi beklerler. Yeşermek, bitki gibi canlılık ve büyüme çağrıştırır. Yani hüzün bile canlıdır ve beslenmektedir.
16. İçimdeki fırtına dinmiyor. Fırtına, iç dünyadaki kaos ve yıkımdır. Dışarıda sessizlik varken içerde fırtına devam eder. Bu, klasik ama etkili bir iç-dış zıtlığı metaforudur.
17. Zihnimin labirentlerinde bir son olurken. Sevgili, zihinde bir labirentte kaybolmuş bir sondur. Labirent, çıkışsızlığı ve karmaşayı simgeler. Şair sevgiliyi zihninde sonsuza dek arar ama o bir son olur.
18. Seni tüketirken bu kor ateşten çemberde, aslında kendi ömrümden harcıyorum. En güçlü metaforlardan biridir. Kor ateşten çember, cehennemvari bir halkadır. Şair sevgiliyi tüketirken aslında kendi ömründen yakıt kullanmaktadır. Bu, vedanın kendini yok ediş olduğunu mükemmel anlatır.
19. İçimde birer birer ölüyor bu şehrin tüm insanları. Şehir, iç dünyadır. Sevgilinin gidişiyle birlikte şairin içindeki tüm duygular, anılar, umutlar teker teker ölür. İnsanlar, şairin kendi parçalarıdır.
20. Yalınayak, kar kışlara kor taşıyorum. Yalınayak kar kışa kor taşımak, acı verici bir fedakârlıktır. Kor, içindeki yangını simgeler. Şair o yangını dışarı taşırken ayakları yanar ama taşımaya devam eder.
21. Zifiri bir yalnızlığın koynunda üşüyor kelimeler. Yalnızlık, zifiri karanlık bir kucak haline gelir. Kelimeler bile o koyunda üşür. Yani şairin dili bile donmuştur.
22. Hangi harfe dokunsam, ucu yine sana dokunuyor. Her kelime, her harf sevgiliye çıkar. Dil, tamamen sevgiliyle kirlenmiştir.
23. Kendi enkazımdan yeni bir ben çıkarmaya çalışırken. Şair, yıkıntıların altından kendini kurtarmaya çalışır. Enkaz, eski ilişkinin yıkıntısıdır. Bu, yeniden doğuş çabasının en somut halidir.
24. Bu yangın hiçbir zaman tam sönmeyecek, közü hep derinde kalacak. Yangın, ayrılığın ta kendisidir. Tam sönmez, sadece közü kalır ve her an yeniden alevlenebilir. Bu, acının kalıcılığını vurgular.
25. Yalnızlık, en dürüst gömleğim oluyor üzerimde. Yalnızlık, giyilen bir kıyafet gibi somutlaşır. En dürüst olması, yalnızlığın yalan söylememesidir. Tek gerçek kalan şeydir.
26. Kendi küllerinden yeniden doğanların masalı bu. Klasik Anka kuşu motifi. Şair, küllerinden doğan bir varlık gibi kendi yıkımından yeni bir ben yaratır. Bu, şiirin umutlu kapanışıdır.
27. Zamanın küllerinde kendi ismimi unutuyorum. En son metafor. Zaman, her şeyi küle çevirir ve şair kendi adını bile o küllerin içinde unutur. Bu, tam bir siliniş ve özgürleşmedir. Acı da, kimlik de erir.
Genel olarak şiir baştan sona yanma, kül olma, enkaz, boşluk, yara, fırtına, labirent, uçurum, kış, sonbahar gibi imgelerle örülü bir veda senfonisidir. Metaforlar birbirini besler. Her şey yanar, küllenir, enkaz olur, sonra o enkazdan yeni bir ben çıkar. Şair acıyı estetize etmez, onu bedensel ve duyusal hale getirir. Okurken gerçekten yanık mektup kokusu, kor ateş sıcaklığı, uçurum fısıltısı soğukluğu hissedilir.
Bu, sadece bir sevgiliye veda değil, kendi eski benliğine, umutlara ve zamanın kendisine de vedadır. Şiir, acıdan geçerek kabullenmeye, oradan da sessiz bir zafere ulaşır. Her metafor, şairin iç dünyasını katman katman açar ve okuyanı da o katmanlara çeker.
Dizelerimin ruhundaki her bir imgeyi ilmek ilmek işleyen, mısralarımın ardındaki o sessiz çığlığı böylesine berrak bir şekilde tahlil eden bu derinlikli yorumunuz için ne söylesem eksik kalır. Şiirimi sadece okumakla kalmamış; adeta o yangının ortasında her mısraya ortak olmuş, küller savrulurken o hüznü kalbinizde hissetmişsiniz. "Ucu yanık bir mektup gibi duran zaman" imgesinden başlayıp, o veda mektubunun her satırını, her yanık köşesini bu kadar mahir bir dille çözümlemeniz beni ziyadesiyle duygulandırdı. Özellikle "kıymık" metaforuna yaptığınız vurgu; acının sadece ruhsal değil, bedensel bir sızıya dönüşmesini ne kadar doğru bir yerden yakaladığınızı gösteriyor. Söküp atamadıkça eksilmenin ve o "en dürüst gömleğimiz" olan yalnızlığa sığınmanın hikâyesini çok net ifade etmişsiniz. Şiirimdeki içsel labirentleri, uçurum fısıltılarını ve en önemlisi "kendi ömrümden harcayarak tükettiğim" o kor ateşi bu denli naif bir tahlille onurlandırmanız kalemime güç verdi. Kendi enkazımdan sessiz bir zaferle çıkmaya çalışırken, sizin gibi ruhuyla gören bir kalemdaşın bu uzun ve yorucu yolculuğa eşlik etmesi, o "hiç sönmeyecek közün" taşıdığı anlamı bana bir kez daha hatırlattı. Dizelerime tuttuğunuz bu aydınlık ışık, emeğiniz ve kalbinizin o eşsiz dokunuşu için size gönülden teşekkür ederim. Kelamınız daim, ruhunuz hep böylesine derin kalsın. En kalbi selam ve saygılarımla üstadım..
Dizelerimin ruhundaki her bir imgeyi ilmek ilmek işleyen, mısralarımın ardındaki o sessiz çığlığı böylesine berrak bir şekilde tahlil eden bu derinlikli yorumunuz için ne söylesem eksik kalır. Şiirimi sadece okumakla kalmamış; adeta o yangının ortasında her mısraya ortak olmuş, küller savrulurken o hüznü kalbinizde hissetmişsiniz. "Ucu yanık bir mektup gibi duran zaman" imgesinden başlayıp, o veda mektubunun her satırını, her yanık köşesini bu kadar mahir bir dille çözümlemeniz beni ziyadesiyle duygulandırdı. Özellikle "kıymık" metaforuna yaptığınız vurgu; acının sadece ruhsal değil, bedensel bir sızıya dönüşmesini ne kadar doğru bir yerden yakaladığınızı gösteriyor. Söküp atamadıkça eksilmenin ve o "en dürüst gömleğimiz" olan yalnızlığa sığınmanın hikâyesini çok net ifade etmişsiniz. Şiirimdeki içsel labirentleri, uçurum fısıltılarını ve en önemlisi "kendi ömrümden harcayarak tükettiğim" o kor ateşi bu denli naif bir tahlille onurlandırmanız kalemime güç verdi. Kendi enkazımdan sessiz bir zaferle çıkmaya çalışırken, sizin gibi ruhuyla gören bir kalemdaşın bu uzun ve yorucu yolculuğa eşlik etmesi, o "hiç sönmeyecek közün" taşıdığı anlamı bana bir kez daha hatırlattı. Dizelerime tuttuğunuz bu aydınlık ışık, emeğiniz ve kalbinizin o eşsiz dokunuşu için size gönülden teşekkür ederim. Kelamınız daim, ruhunuz hep böylesine derin kalsın. En kalbi selam ve saygılarımla üstadım..
Küllerinden Doğan Ruhun Vedası: Ucu Yanık Vedalar "Cemre Yaman, bu dizelerde ayrılığı sadece bir kopuş değil, bir benlik inşası olarak resmetmiş. 'Kaç gidiş eder bir insanın yokluğu?' sorusuyla okuyucuyu kendi iç labirentlerine hapsederken, 'Yalnızlık en dürüst gömleğim oluyor üzerimde' ifadesiyle bu kederli yolculuğu muazzam bir vakarla taçlandırmış. Şair; söküp atılamayan bir kıymıkla başlayan acıyı, kendi karanlığına sahip çıkan sessiz bir zafere dönüştürerek kalemin gücünü göstermiş. 'Gölge yanıklarıyla sessizce uzaklaşmak' gibi imgeler, şiiri sıradan bir vedanın ötesine taşıyıp epik bir içsel hesaplaşmaya dönüştürüyor. Hem çok yaralı hem de çok mağrur bir kalem. Yüreğinize sağlık."
Dizelerimin ruhundaki o ağır ve vakur duruşu, sadece bir ayrılık değil, bir "benlik inşası" olarak tanımlamanız beni ziyadesiyle duygulandırdı. Şiirime tuttuğunuz bu aydınlık ayna, kalbimdeki o "ucu yanık" yaraları ve içsel labirentleri ne denli derinden hissettiğinizin bir nişanesi olmuş. Acıyı romantize etmek yerine onun içinden geçerek "kendi karanlığına sahip çıkan sessiz bir zafere" ulaşma çabamı fark etmeniz, kalemimin en büyük tesellisidir. Gölge yanıklarıyla uzaklaşırken" o hem yaralı hem de mağrur kalmayı seçen ruhu bu denli zarif ve epik bir dille tahlil ettiğiniz için size minnettarım. Bu derinlikli ve kıymetli yorumunuz, dizelerime kattığınız o nazik dokunuş için gönülden teşekkür ederim. En kalbi selam ve saygılarımla üstadım..
Dizelerimin ruhundaki o ağır ve vakur duruşu, sadece bir ayrılık değil, bir "benlik inşası" olarak tanımlamanız beni ziyadesiyle duygulandırdı. Şiirime tuttuğunuz bu aydınlık ayna, kalbimdeki o "ucu yanık" yaraları ve içsel labirentleri ne denli derinden hissettiğinizin bir nişanesi olmuş. Acıyı romantize etmek yerine onun içinden geçerek "kendi karanlığına sahip çıkan sessiz bir zafere" ulaşma çabamı fark etmeniz, kalemimin en büyük tesellisidir. Gölge yanıklarıyla uzaklaşırken" o hem yaralı hem de mağrur kalmayı seçen ruhu bu denli zarif ve epik bir dille tahlil ettiğiniz için size minnettarım. Bu derinlikli ve kıymetli yorumunuz, dizelerime kattığınız o nazik dokunuş için gönülden teşekkür ederim. En kalbi selam ve saygılarımla üstadım..
Zaman, kenarları is tutmuş bir mektup gibi çöker göğsüme, açtıkça dağılır harfler, içimden kopan suskunluklara. Bir enkazın içinde yürür gibi ilerliyorum kendime doğru, her adımda biraz daha batıyorum kendi izlerime.
Hatıralar paslı bir çivi gibi çakılı zihnime, sökmeye kalktıkça etimden bir parça daha eksiliyor. Gecenin dili var burada, ağır ve keskin, adımı anmadan çağırıyor beni kendi karanlığına.
Senden arta kalan şey, bir yokluk değil sadece, içimde genişleyen, sınırı olmayan bir çöküş hâli.
Aynalar yarım gösteriyor beni, bakışlarımın içi boş, sanki benden önce terk edilmiş.
Bir yangının ortasında değilim belki, ama küllerim sürekli yeniden tutuşuyor içimde.
Ve ben, bu derin sessizliğin en dibinde, kendi yokluğumla yüzleşmeyi öğreniyorum.
Dizelerimin ruhuna kendi mısralarınızla eşlik etmeniz, o "ucu yanık" iklimi kendi kaleminizden dökülenlerle derinleştirmeniz beni ziyadesiyle duygulandırdı. "Zamanın göğse is tutmuş bir mektup gibi çökmesi" ve harflerin dağılışı, benim başlattığım o sessiz feryadı çok daha derin bir boyuta taşımış. "Sökmeye kalktıkça etimden bir parça daha eksiliyor" deyişiniz, hatıraların sadece birer düşünce değil, nasıl ruhu kanatan birer gerçekliğe dönüştüğünü çok çarpıcı özetliyor. Kendi yokluğuyla yüzleşmeyi öğrenen o derin sessizlikte sizinle aynı hüzünlü yolda yürümek, bu vedayı daha anlamlı kıldı. Dizelerime kattığınız bu kıymetli ruh ve mahir dokunuşunuz için gönülden teşekkür ederim. Kalemdaşlığınız ve bu zarif eşliğiniz daim olsun. En kalbi selam ve saygılarımla üstad..
Dizelerimin ruhuna kendi mısralarınızla eşlik etmeniz, o "ucu yanık" iklimi kendi kaleminizden dökülenlerle derinleştirmeniz beni ziyadesiyle duygulandırdı. "Zamanın göğse is tutmuş bir mektup gibi çökmesi" ve harflerin dağılışı, benim başlattığım o sessiz feryadı çok daha derin bir boyuta taşımış. "Sökmeye kalktıkça etimden bir parça daha eksiliyor" deyişiniz, hatıraların sadece birer düşünce değil, nasıl ruhu kanatan birer gerçekliğe dönüştüğünü çok çarpıcı özetliyor. Kendi yokluğuyla yüzleşmeyi öğrenen o derin sessizlikte sizinle aynı hüzünlü yolda yürümek, bu vedayı daha anlamlı kıldı. Dizelerime kattığınız bu kıymetli ruh ve mahir dokunuşunuz için gönülden teşekkür ederim. Kalemdaşlığınız ve bu zarif eşliğiniz daim olsun. En kalbi selam ve saygılarımla üstad..
Çok güzel ve etkili cümleler kullanarak özenle seçilmiş değeri yüksek kelimeler ile yazılmış şiir Yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun.. Kıymetli Şaire saygılar 👍🙏
Dizelerime misafir olup o özenle seçilmiş kelimelerin arasındaki sızıyı fark ettiğiniz için gönülden teşekkür ederim. Şiirin ruhuna gösterdiğiniz bu kıymetli teveccüh, kalemimin en büyük motivasyonu. Zarif yorumunuz ve samimi temennileriniz için minnettarım. En içten selam ve saygılarımla değerli şair dost yürek..
Dizelerime misafir olup o özenle seçilmiş kelimelerin arasındaki sızıyı fark ettiğiniz için gönülden teşekkür ederim. Şiirin ruhuna gösterdiğiniz bu kıymetli teveccüh, kalemimin en büyük motivasyonu. Zarif yorumunuz ve samimi temennileriniz için minnettarım. En içten selam ve saygılarımla değerli şair dost yürek..
Bu sarsıcı mısraların sizde böyle bir yankı bulması beni çok duygulandırdı. İnsanın kendi yalnızlığını bir ihbar gibi şehre haykırması, aslında en dürüst kabullenişidir. O tozlu hikâyelerden geriye kalan bu derin sessizlikte, sizin gibi duyarlı yüreklerin sesimi duyması kalemimin en büyük tesellisi. Zarif yorumunuz ve kıymetli temennileriniz için gönülden teşekkür ederim. En içten saygı ve selamlarımla üstad.
Bu sarsıcı mısraların sizde böyle bir yankı bulması beni çok duygulandırdı. İnsanın kendi yalnızlığını bir ihbar gibi şehre haykırması, aslında en dürüst kabullenişidir. O tozlu hikâyelerden geriye kalan bu derin sessizlikte, sizin gibi duyarlı yüreklerin sesimi duyması kalemimin en büyük tesellisi. Zarif yorumunuz ve kıymetli temennileriniz için gönülden teşekkür ederim. En içten saygı ve selamlarımla üstad.
Dizelerimin ruhuna misafir olduğunuz ve bu zarif sözlerle eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Beğeniniz benim için çok kıymetli. Gönülden selam ve saygılarımla.
Dizelerimin ruhuna misafir olduğunuz ve bu zarif sözlerle eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim. Beğeniniz benim için çok kıymetli. Gönülden selam ve saygılarımla.
Kendi sessizliğine sığınan ve hep kendinden verdiğini kabullenen kendi karanlığına gömülen ve sığınan bir gönül. Kabullenilen bir çöküş arada anılan anılar ve karanlığından çıkmaya yürüyen adımlar çok hoş tebrikler hocam saygılarımla.
Sessizliğin ve o derin kabullenişin içinde yankılanan adımları fark etmeniz benim için çok kıymetli. İnsanın kendi karanlığına sığınması, bazen en güvenli limanı bulması demektir. Kendi enkazımızdan sessizce çıkmaya çalışırken, bu yolculuğa sizin gibi hassas yüreklerin eşlik etmesi kalemime güç veriyor. Zarif yorumunuz ve bu derin farkındalığınız için çok teşekkür ederim. En içten saygılarımla üstadım..
Sessizliğin ve o derin kabullenişin içinde yankılanan adımları fark etmeniz benim için çok kıymetli. İnsanın kendi karanlığına sığınması, bazen en güvenli limanı bulması demektir. Kendi enkazımızdan sessizce çıkmaya çalışırken, bu yolculuğa sizin gibi hassas yüreklerin eşlik etmesi kalemime güç veriyor. Zarif yorumunuz ve bu derin farkındalığınız için çok teşekkür ederim. En içten saygılarımla üstadım..
Yürekten kutlarım , yine usta kaleminizden, anlam ,anlatım ve verdiği duygu ile çok nadide, özgün bir eser okudum. İlk dizelerde bile beni kendine bağladı şiiriniz, Usta kaleminiz ve yüreğiniz dert görmesin...nice güzel paylaşımlara...saygılarımla
Dizelerimin daha ilk satırlarda kalbinize dokunmuş olması ve bu denli kıymetli sözlerle taltif edilmek benim için büyük bir onur. Şiirin ruhundan anlayan okurların hissiyatında yer bulabilmek, kalemimin en büyük tesellisi. Zarif yorumunuz, samimi dilekleriniz ve paylaştığınız bu kıymetli enerji için gönülden teşekkür ederim. Nice paylaşımlarda yeniden buluşmak dileğiyle. En içten saygılarımla üstadım..
Dizelerimin daha ilk satırlarda kalbinize dokunmuş olması ve bu denli kıymetli sözlerle taltif edilmek benim için büyük bir onur. Şiirin ruhundan anlayan okurların hissiyatında yer bulabilmek, kalemimin en büyük tesellisi. Zarif yorumunuz, samimi dilekleriniz ve paylaştığınız bu kıymetli enerji için gönülden teşekkür ederim. Nice paylaşımlarda yeniden buluşmak dileğiyle. En içten saygılarımla üstadım..
Oldukça yoğun, uzun ve duygusal derinliği yüksek bir vedâ şiiri… Metin boyunca yalnızlık, tükeniş ve içsel hesaplaşma güçlü imgelerle işlenmiş.
“Bir sessizlik büyür içimde ağır ağır, Ne gidiş tam gider, ne kalış kalır, Sadece küller konuşur geriye…”
Dili şiirsel, atmosferi karanlık ve etkileyici; özellikle “enkaz”, “kül”, “veda” imgeleri şiirin duygusunu sürekli diri tutuyor. Yüreğinize sağlık, böylesine güçlü ve içten bir şiiri kaleme aldığınız için sizi gönülden tebrik ederim, selam ve saygılarımla.
Dizelerimdeki o karanlık atmosferi ve içsel hesaplaşmayı bu denli derinlemesine hissetmeniz beni çok duygulandırdı. "Ne gidişin tam gitmesi, ne kalışın kalması... *İşte bütün mesele o aradaki sızının içinde saklı. Güçlü yorumunuz ve kalbime dokunan tebrikleriniz için gönülden teşekkür ederim. Selam ve en içten saygılarımla üstadım..
Dizelerimdeki o karanlık atmosferi ve içsel hesaplaşmayı bu denli derinlemesine hissetmeniz beni çok duygulandırdı. "Ne gidişin tam gitmesi, ne kalışın kalması... *İşte bütün mesele o aradaki sızının içinde saklı. Güçlü yorumunuz ve kalbime dokunan tebrikleriniz için gönülden teşekkür ederim. Selam ve en içten saygılarımla üstadım..
Yüreğinize emeğinize Ellerinize sağlık Değerli kalemdaşım Yayıp bizlerle paylaştığınız / Ucu yanık vedalar Sözlerinizi büyük bir Beğeniyle okudum Kaleminiz kavi ilhamınızın daim Olmadı temennisiyle En kalbi duygularımla Huzur dolu yarınlar adına Esenlikler dilerim.
Saygı değer kıymetli üstadım; bu zarif ve içten temennileriniz için çok teşekkür ederim. Dizelerimin sizde böyle bir karşılık bulması benim için büyük bir onur. Güzel bakışlarınız ve eşlik eden gönül sesiniz daim olsun. Huzur ve esenlik dolu yarınlarda yeniden buluşmak dileğiyle. En kalbi selam ve saygılarımla.
Saygı değer kıymetli üstadım; bu zarif ve içten temennileriniz için çok teşekkür ederim. Dizelerimin sizde böyle bir karşılık bulması benim için büyük bir onur. Güzel bakışlarınız ve eşlik eden gönül sesiniz daim olsun. Huzur ve esenlik dolu yarınlarda yeniden buluşmak dileğiyle. En kalbi selam ve saygılarımla.
Dizelerime misafir olduğunuz ve bu kıymetli dilekleri bıraktığınız için çok teşekkür ederim. Beğeniniz benim için çok değerli. Gönülden selam ve saygılarımla üstadım..
Dizelerime misafir olduğunuz ve bu kıymetli dilekleri bıraktığınız için çok teşekkür ederim. Beğeniniz benim için çok değerli. Gönülden selam ve saygılarımla üstadım..
İçinizdeki fırtınayı dindirmek için değil de, o fırtınanın ortasında dimdik durmayı öğrenmek için yazılmış gibi. Çok dokunaklı bir şiirdi şairem . Güzel kalbinize, mahir kaleminize sağlık. Selam ve saygılarımla 💐💙
BEŞİĞİ KALEMDEN tarafından 10.4.2026 15:09:20 zamanında düzenlenmiştir.
Fırtınayı dindiremediğimizde, onunla beraber savrulmadan ayakta kalmayı öğrenmek en büyük sığınağımız oluyor. Bu ince ve derin farkındalığınız, dizelerimin ruhuna çok güzel dokunmuş. Zarif yorumunuz ve samimi temennileriniz için çok teşekkür ederim. Selam ve en içten sevgilerimle şairem..🌷🩵🌷
Fırtınayı dindiremediğimizde, onunla beraber savrulmadan ayakta kalmayı öğrenmek en büyük sığınağımız oluyor. Bu ince ve derin farkındalığınız, dizelerimin ruhuna çok güzel dokunmuş. Zarif yorumunuz ve samimi temennileriniz için çok teşekkür ederim. Selam ve en içten sevgilerimle şairem..🌷🩵🌷
Hayatın zorlu yollarında savaşmak ve bu savaştan kendi küllerinden yeniden doğabilmek... Hayat denilen çemberde savaşmak, direnmek ve kendi varlığını ortaya koymak ve hayat savaşında yorgun savaşçı olabilmek ne güzel... Cemre üstademden yine hayata dair bir direnç şiiri okudum. Tebrik ediyorum. Saygılar selamlar
Saygı değer kıymetli üstadım; Değerli yorumunuz ve şiirimdeki o direnç tınısını hissetmiş olmanız ve Hayatın her sarsıntısında biraz daha eksilsek de, o yorgun savaşçı ruhuyla yeniden ayağa kalkmak zaten yaşamanın asıl gayesi. Kendi küllerimize tutunmayı öğreniyoruz. İnci tanesi kıymetindeki düşünceleriniz için gönülden teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla ..
Saygı değer kıymetli üstadım; Değerli yorumunuz ve şiirimdeki o direnç tınısını hissetmiş olmanız ve Hayatın her sarsıntısında biraz daha eksilsek de, o yorgun savaşçı ruhuyla yeniden ayağa kalkmak zaten yaşamanın asıl gayesi. Kendi küllerimize tutunmayı öğreniyoruz. İnci tanesi kıymetindeki düşünceleriniz için gönülden teşekkür ederim. Selam ve saygılarımla ..
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.