0
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
57
Okunma
Atlılar...
Rüzgârdan yeleleri, gümüşten kanatlılar
Sürdü kanyonlara kanlı bileklerini
Ve içmeye yorgun tozları
Hissizlik var yollarda
Yollar da sessiz bir mirilti
Tepeleri fethe geldiyse güneş
Çöküyor gölgenin kalbi, kırılıyor sırtı
Kasvetli geçişlerde üç süvari...
Kılıçlari kinsiz, is’li miğferleri
Faydasızdi yürümek, yetişmek onlara
Onlarda gökyüzünü düşürdüler sulara
Çok mavi ve gece...
Çok karanlık sazlıklara süzüldü
Dili tutuldu günün, kuşların kanatlı öldü
Ezildi şatafatlı geçişinde bey oğlu
Bu hangi bey oğlu; karanlık yuttu onu
Ağaçlar, papatyalar tuttu onu...
Karıncalar üzüldü
Kapımda ki kırağı aldı emanetini
Dayadı sakagima ondördüncü baharı
Tetiği elinde yeni yetme çırağı
Gözlerini kırpmadı, kırdı tüm kapıları
Cesaretimi topladım, koydum avuçlarıma
Yağmur sonrası toprağin koptu düğmeleri
Parmaklarımi kestim bir damla su aşkına
Ne kadar da ölmüşüm, çoktandır ölmeyeli
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.