1
Yorum
2
Beğeni
0,0
Puan
116
Okunma
İçindeki o dinmek bilmeyen sancıyı,
Hani o insanın göğüs kafesine sığmayan,
Daralmışlığı anlıyorum.
Madem daha derin, daha sarsıcı ve o tanıdık,
Efkarın izlerini taşıyan bir şeyler istiyorsun;
Gel, o "yapılmayanları" değil de, yapılanların,bıraktığı yıkımı konuşalım.
Gittiği yollara pusu kurmuş bir yalnızlık bıraktı ardında,
Sevdiğin adam, ruhunun kimyasını bozup da gitti.
Önce uykularını çaldı, birer birer topladı yastığındaki huzuru,
Sonra gözyaşlarını bir tespih tanesi gibi dizdi ömrüne.
Neler yapmadı ki?
Senin merhametini kendine siper etti, vurdukça vurdu,
En zayıf yerinden, en ince damarından yakaladı seni.
Sadakati bir eski zaman masalı gibi anlattı da,
İhaneti buz gibi bir hançerle bağrına saplayıp bıraktı.
Dualarına bile gölge düşürdü mesela,
Hani o her gece "gelir" diye beklediğin kapı eşiklerini,
Birer mezar taşına çevirdi sessizliğiyle.
İçindeki o masum çocuğu, en karanlık sokaklarda kimsesiz bıraktı,
O çocuk şimdi ne zaman "sevgi" duysa, korkudan titriyor.
Gidişini bir bayram havasında kutladı belki de başka kollarda,
Sana ise asfalta düşen yağmurun kasvetini bıraktı.
Umutlarını bir kâğıt gibi buruşturup attı kenara,
Üzerine basıp geçtiği her hatıra, şimdi zehirli bir sarmaşık gibi dolanıyor boynuna.
Neler yapmadı ki?
Seni kendinden nefret ettirene kadar durmadı.
"Acaba bende mi bir eksik var?" dedirttiği her gece,
O, kendi kibrinin sarayında yeni bir kadeh kaldırdı.
Vicdanını bir kenara bıraktı, bir eşya gibi, bir yük gibi...
Şimdi hangi sokağa çıksan, hangi şarkıya tutunsan,
Ona çıkan yolların hepsi uçurum, hepsi barikat.
Sevdiğin adam, seni sende bitirdi;
Sana sadece bu enkazın altında, sessizce yanmak kaldı.
Neler yapmadı ki? Sevdiğin adam.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.