20
Yorum
33
Beğeni
5,0
Puan
303
Okunma

Bir kır çiçeği gibi başladın aklımda,
Adını bilmeden sevdiğim bir renk gibi…
Papatyaya baktım, saflığını sordum,
“o sen misin?” dedim rüzgâra.
Laleler geçti içimden,
Gururlu, vakur, biraz da suskun…
Bir bahar sabahı gibi durdular kalbimde,
Ama yine de eksik bir şey vardı,
“o sen misin?” diye içimden geçirdim.
Menekşeye eğildim sonra,
Mahcup kokusunu aldım avuçlarıma,
Biraz sen gibi geldi, biraz uzak…
Sustum. Çünkü kalbim hâlâ arıyordu seni.
Sümbül dokundu içime,
Yoğun, derin, sarhoş eden bir hisle…
Ama sen değildin, biliyordum,
Çünkü sen bir çiçekten fazlasıydın.
Bir akşamüstü, yorgun bir kalple
Güllerin önünde durdum…
Kırmızıya baktım önce,
Aşkın en derin hâliyle yanan o renge,
Ve içimden bir ses yükseldi:
“İşte…” dedi,
“işte o sensin.”
Ne papatya kadar masum,
Ne lale kadar uzak,
Ne menekşe kadar çekingen…
Sen hepsinden biraz,
Ama en çok gülsün.
Dikeninle, kokunla, güzelliğinle,
Hem can yakan hem hayat veren…
Sevmenin en gerçek hâliyle duran,
Kalbime dokunduğunda susan zaman gibi…
Şimdi sana bakıyorum,
Yanımda, nefes kadar yakın…
Ve içimden sadece bir soru değil,
Bir cevap yükseliyor artık:
O sen misin?
Değil…
Sen zaten ta kendisisin.
🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹🌹
ALİ RIZA COŞKUN ©
5.0
100% (27)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.