Haksızlık sadece bir tarafta olsa davalar uzun sürmezdi. la rochefoucauld
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN

Son Mevsimin Vedası

Yorum

Son Mevsimin Vedası

( 21 kişi )

15

Yorum

28

Beğeni

5,0

Puan

339

Okunma

Son Mevsimin Vedası

Son Mevsimin Vedası

ᰔᩚ__________________🖋
Suskunluğumun kıyısında biriktirdim bu ağır kelimeleri,
Hangi takvimin hangi sayfası seni benden kopardı, bilmiyorum.
Elimde kalan tek şey, boşluğun soğuk elleri,
Gitmelerin gölgesinde her gün biraz daha eksiliyorum.
~~
İçimde koca bir şehir yıkılıyor, kimse duymuyor,
Yorgunluğum dizlerimde değil, tam şuramda, kalbimde.
Zaman artık yaraları sarmıyor, sadece sızlatıyor,
Adını anarken bile bin parça oluyorum her seferinde.
~~
Azıcık ışık görsem, zifiri karanlığına razıydım oysa,
Bir selamınla baharı getirirdim bu kış kıyamet ömrüme.
Ama kapı eşiğinde beklenen o veda en büyük acıysa,
Şimdi yabancı bir rüzgâr gibi esiyorsun darmadağın günüme.
~~
Bilmeyenler yaşıyor sanıyor, oysa ruhum çoktan firari,
Bir sigara dumanına sığdırıyorum koca bir ömrün enkazını.
Bu hüzünlü sessizlik, ayrılığın en kanlı hikayesi,
Yazık ki kader sanmışım, meğer sen yazmışsın bu hazanı.
~~
Gözlerimde fer kalmadı, yolların kapandığını biliyorum,
Yine de her gece aynı uçurumun kenarında seni arıyorum.
Yaşarken ölmek nasıl olurmuş, her gün yeniden öğreniyorum,
Kendi eserine iyi bak sevgili, ben senin boşluğunda kayboluyorum.
~~
Bir sabahın daha ağırlığı çöktü yorgun omuzlarıma,
Kaç paket sigara bitti bu karanlıkta, sayamadım.
Yine senin yokluğunu içtim, karıştın kanıma,
Güneş doğuyor ama ben hâlâ aydınlanamadım.
~~
Anneme yakalanma korkusuyla topluyorum etrafı,
İçimdeki yangını görse, hangi su söndürür ki?
Kimse bilmiyor bu sessiz, bu derinden gelen tarafı,
Senin gidişin, ruhumun en büyük eksiği sanki.
~~
Bak yine Eylül geldi, senin en sevdiğin mevsim,
Sonbahar rüzgârları vuruyor penceremin camına.
Her rüzgârda yankılanıyor o uzak, o soğuk sesin,
Yine hüzün çöktü, yine dert bindi yorgun canıma.
~~
Yapma bunu kendine diyorum,
Sen bu kadar güçsüz değildin.
Ama olmuyor işte, kanadım kırık, halim perişan.
Sen benim en güzel hayalim, en büyük derdimdin,
Şimdi geriye kalan sadece hüsran ve ziyan.
~~
Defalarca düştüm, defalarca kalkmaya çalıştım,
İçimde sen varsan her şeyi yaparım sanmıştım oysa.
Gitmelerin o zamansız, o amansız soğuğuna alıştım,
Her şey bitti artık… sevgi de, umut da yorulduysa.
~~
Mezar sessizliğine büründü son elvedalar,
Eti tırnaktan ayırmak gibiymiş meğer bu kopuşlar.
Geriye sadece acı ve bitmek bilmeyen vedalar,
Yine “kendine iyi bak” diyen o hüzünlü bakışlar.
Cemre Yaman

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (21)

5.0

100% (21)

Son mevsimin vedası Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Son mevsimin vedası şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Son Mevsimin Vedası şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ali Rıza  Coşkun
Ali Rıza Coşkun, @alirizacoskun
30.3.2026 21:56:28
5 puan verdi
“Son Mevsimin Vedası” şiiriniz, ayrılığın en ağır yüzünü ve içsel çöküşü çok güçlü imgelerle dile getiriyor. “Yaşarken ölmek nasıl olurmuş, her gün yeniden öğreniyorum” dizesi, şiirin bütün ruhunu özetleyen en çarpıcı noktalardan biri.

Kısacası:
Bu eser, mevsim metaforlarıyla ayrılığın soğukluğunu, sigara dumanıyla içe işleyen yalnızlığı ve her gün yeniden yaşanan kaybı anlatıyor. Eylül’ün gelişiyle birlikte ayrılığın hatırlanması, şiire hem melankolik hem de derin bir gerçeklik katıyor. Sonunda ise “kendine iyi bak” bakışıyla biten vedalar, ruhun müebbet bir eksikliğe mahkûm olduğunu hissettiriyor.

Kaleminize yüreğinize sağlık, bu şiir tam anlamıyla bir hazan mevsiminin ağıtı ve aşkın en derin vedası gibi okunuyor.
Şair Mehmet Demirdelen
Şair Mehmet Demirdelen, @sair-mehmet-demirdelen
29.3.2026 01:53:51
5 puan verdi
Harika duyguları yazmış kaleminiz
Güzel ve anlamlı sözler ile
Beğenerek okudum yüreğinize sağlık kaleminiz daim olsun Kıymetli Şaire saygılar 👍🙏
Turkuaz66
Turkuaz66, @turkuaz66
28.3.2026 02:14:32
5 puan verdi
Tam bir Cemre Yaman klasiği Cemre Yamanın mısralaları dile gelmeye başladıysa al kahveni veya çayını hatta yak..Ci... . nı yaslan geriye... Özdeş ol o mısralarla bul kendinden bir şeyler tefekküre dal acaba hangi mısra beni daha iyi anlatıyor diye Tebrik ve Takdir ediyorum gönül diliniz hiç ama hiç susmasın
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
28.3.2026 02:13:35
Ayrılığın yarattığı o ağır sessizliği ve içsel yıkımı son derece güçlü ve samimi bir dille anlatıyor. "İçimde koca bir şehir yıkılıyor" dizesiyle başlayan bu yolculuk, zamanın iyileştirici değil, sadece acıyı derinleştiren bir unsur haline geldiğini çok çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Şiirin genelinde hissedilen gurbet teması, daha önce paylaştığınız "tropikal bir ateş" ve "gurbet akşamları" imgeleriyle de paralellik gösteriyor. Bu seferki ise fiziksel bir yerden ziyade, sevilen kişinin yokluğunda yaşanan ruhsal sürgüne odaklanıyor.
Sigara dumanına sığdırılan ömür enkazı ve annenin fark etmemesi için yapılan gizli toparlanma girişimleri, acının ne kadar kişisel ve derin olduğunu gözler önüne seriyor.

Son kıtalarda geçen "Mezar sessizliğine büründü son elvedalar" ifadesi, kopuşun geri dönüşü olmayan bir noktaya vardığını ve artık sadece bitmek bilmeyen vedaların kaldığını vurguluyor. Bu satırlar, kaybın sadece bir an değil, yaşamın her anına yayılan sürekli bir süreç olduğunu hatırlatıyor.
TEBRİKLER ŞAİRE KARDEŞİM CEMRE
YÜREĞİNE SAĞLIK
Erhan Çuhadar
Erhan Çuhadar, @erhancuhadar
27.3.2026 23:12:23
5 puan verdi
Bir fırtına geçti göğsümün üstünden basa basa
‎Sadece benim adımı yazdı rüzgârın sınırlarına
‎Bir ses vardı bir yankı ve şimdi
‎Her bakışımda bir gezegen titriyor
‎Her nefesimde yeni bir tarih doğuyor
‎Ben sessiz bir kıyamet değilim
‎Ben kelimelerimle henüz adı bilinmeyen bir rüzgarım işte...

‎Erhan Çuhadar

Muhteşem eserine bugün paylaşım yapacağım şiirden bir tutam papatya misali
Sayfaya ektim muhteşem bir şiir
Yüreğin var olsun emeğine sağlık 👏👏👏👏👏
ben YEP
ben YEP, @benyep
27.3.2026 21:28:42
5 puan verdi
Çok güzel bir şiir.
Saygılar...
erbensalim
erbensalim, @erbensalim
27.3.2026 17:45:07
5 puan verdi
Şiirde acı sadece soyut bir duygu değil; "dizlerdeki yorgunluk", "eti tırnaktan ayırmak", "kanın çekilmesi" gibi fiziksel bir sancı olarak tasvir edilmiş. Özellikle "Yazık ki kader sanmışım, meğer sen yazmışsın bu hazanı" dizesi, hayal kırıklığının ulaştığı en uç noktayı —teslimiyetten siteme geçişi— çok sarsıcı özetliyor."Güneşin doğması ama aydınlanamamak" veya "yaşarken ölmek" gibi tezatlar, ruhsal bir felcin resmini çiziyor. Şiirin geneline hakim olan "boşluk" teması, gidenin bıraktığı yerden ziyade, kalanın içinde yok olan dünyayı temsil ediyor. "Kendi eserine iyi bak sevgili" ifadesi, bu yıkımın sorumluluğunu muhatabına bir ayna gibi tutuyor. KUULARIM CEMRE
Sandalcı
Sandalcı, @sandalci1
27.3.2026 16:43:56
Son Mevsimin Vedası, Cemre Yaman’ın serbest yapısıyla kaleme aldığı, ayrılığın ontolojik derinliğini merkeze alan güçlü bir lirik metin. Şiir, “son mevsim” metaforu üzerinden aşkın bitişini, zamanın acımasız durağanlığını ve ruhun içsel enkazını, klasik Türk şiirinin hüzün geleneğiyle çağdaş konfesyonel üslubu ustaca harmanlayarak ele almış. Şair, suskunluğun kıyısında biriktirdiği “ağır kelimeler”le başlar ve bu kelimeleri, boşluğun soğuk ellerinde eriyen varoluşsal bir eksilmeye dönüştürmüş. İçimde koca bir şehir yıkılıyor dizesiyle bireysel acı, kozmik bir felakete evrilmiş; iç mekân, yıkılan bir kent gibi tasvir edilirken, zamanın yaraları sarmak yerine yalnızca sızlatması, varoluşsal kaygıyı andıran bir ontolojik gerilimi açığa çıkarmış.

Eylül’ün rüzgârlarıyla yankılanan o uzak, o soğuk ses, sonbaharın doğal çürümesini duygusal kopuşla örtüştürmüş; bu imgeler, şiiri yalnızca kişisel bir veda anlatısından öte, mevsimlerin döngüselliği içinde insanın faniliğine dair evrensel bir meditasyona taşıryor.

Sigara dumanına sığdırılan koca bir ömrün enkazı, annenin bilmediği yangın, kanadım kırık, halim perişan gibi keskin itiraflar ise şairin ruhunun en derin katmanlarına iner. Burada hüzün, pasif bir duygu olmaktan çıkıp, eti tırnaktan ayırmak gibi fiziksel bir kopuşa, mezar sessizliğine bürünen bir varoluşsal yoksunluğa dönüştürmüş.

Şiirin ritmi, tekrar eden yinelerle ve kesik cümlelerle, acının kronikleşmiş, bitmeyen bir döngüsünü yansıtıyor; bu da metne, modern Türk şiirinde nadiren görülen bir müzikal durağanlık kazandırıyor. Cemre Yaman, Son Mevsimin Vedasında kalbin en ücra köşelerindeki kırılganlığı, samimiyetle ve dilin sınırlarını zorlayan bir incelikle ortaya koyarak, okuru kendi ruhunun derinliklerinde bir yolculuğa davet etmiş. Şiir, çağdaş edebiyatımızda hüzün ve veda temasını yeniden tanımlayan, etkileyici bir katmana sahip. Şairi bu derinlikli ve ruhu saran eseri için kutluyor, tebrik ediyorum.
halilşakir
halilşakir, @halilsakir
27.3.2026 16:18:57
5 puan verdi
"Hicran, yine hicran mı bu aşkın sonu söyle..."
merhum Şerif İçli' nin çok sevdiğim şarkısını
söyletti bana bu güzel ve duygu
yüklü dizeleriniz...
severek okuduğum müstesna bir serbest.
tebrikler ve saygılar sunuyorum...
ramazancelik
ramazancelik, @ramazancelik
27.3.2026 15:57:05
"Mevsimin Vedası" şiirindeki derin hüzün ve ayrılık acısını, bir olgunluk ve teslimiyetle harmanlayan şu dörtlüğü sizin için buraya bırakıyorum:
​Giden gitsin be can, Hak’tandır murad,
Hasretin odunda yansın bu vücud.
O’ndan gayrısı hep boş bir feryad,
Sızlasın yaralar, derman O’ndadır.
kalemin daim olsun inşallah.
hosoglu
hosoglu, @hosoglu
27.3.2026 15:16:04
5 puan verdi
Yârin vefasızlığı hüzne boğdu alemi
Şu kadere bağladı çektirdiği çilemi
Bahaneler tükenmez vicdana sormayınca
Yanlış kullanan yârdir elindeki kalemi
Kul Yorgun
Kul Yorgun, @kulyorgun
27.3.2026 15:08:33
5 puan verdi


Sevgili Cemre
Bu şiir, “Son Mevsimin Vedası”, gerçekten insanın içini oyup dışarı çıkaran, derin bir hüzün ve veda sarmalının en samimi haliyle dökülmüş bir itiraf gibi duruyor. Cemre Yaman, kelimeleri adeta bir neşter gibi kullanarak, ayrılığın her katmanını tek tek soyuyor ve okuyanı da o yaraların tam ortasına oturtuyor.

Şiir baştan sona bir “eksilme” haliyle örülü. “Hangi takvimin hangi sayfası seni benden kopardı” dizesiyle başlıyor ve o andan itibaren zaman kavramı bile bozuluyor. Artık takvimler değil, sadece gitmenin yarattığı boşluk konuşuyor. Şair, suskunluğunun kıyısında biriktirdiği ağır kelimeleri bize aktarırken, aslında kendi kendine de yüksek sesle konuşuyor gibi. Bu, yalnızlığın en acı tarafı: kimse duymuyor ama içerdeki şehir yıkılıyor, molozlar ruhun üzerine yığılıyor.

En çarpıcı yanlarından biri, acının fiziksel ve ruhsal olarak iç içe geçmesi. “Yorgunluğum dizlerimde değil, tam şuramda, kalbimde” cümlesi o kadar çıplak ve doğrudan ki, okurken elini istemeden kendi göğsüne götürebilir insan. Zamanın yaraları sarmak yerine sadece sızlatması, her adını anışta bin parça olmak… Bunlar, ayrılığın tekrar eden bir işkenceye dönüşmesini çok iyi anlatıyor. Şair, “yaşarken ölmek” halini her gün yeniden öğreniyor ve bunu bize de öğretiyor sanki.

Sigara dumanına sığdırılan “koca bir ömrün enkazı” imgesi çok güçlü. Bir nefeste hem geçmişi hem bugünü hem de geleceksizliği yakıp kül etmek… Sonra o duman dağılıyor, geriye sadece kokusu kalıyor, tıpkı giden kişinin geride bıraktığı boşluk gibi. Eylül’ün gelişiyle birlikte mevsim bile şaire ihanet ediyor; çünkü Eylül, onun en sevdiği mevsimdi ve şimdi her rüzgârda o soğuk, uzak ses yankılanıyor. Bahar getirecek bir selam bile yok artık, sadece “kış kıyamet” ömrü ve zifiri karanlığa razı olma hali.

Anneden saklanan yangın, etrafı toplama telaşı, “içimdeki yangını görse hangi su söndürür ki” sorusu… Burada şiir, sadece romantik bir vedadan çıkıp ailevi, toplumsal bir yalnızlığa da dokunuyor. Dışarıdan bakanlar “yaşıyor” sanıyor ama ruh çoktan firari olmuş. Bu ikilik, modern hayattaki birçok insanın gizli acısını da yakalıyor aslında.

“Eti tırnaktan ayırmak gibiymiş meğer bu kopuşlar” dizesi ise ayrılığın en vahşi, en bedensel tariflerinden biri. Sevdiğin kişiyi kendinden koparmak, gerçekten de bir uzvunu kaybetmek gibi. Geriye kalan sadece “acı ve bitmek bilmeyen vedalar”. Şiir, umut kırıntılarını bile yavaş yavaş öldürüyor: “Her şey bitti artık… sevgi de, umut da yorulduysa.” Bu teslimiyet, pes etmek değil aslında; tam tersine, acının derinliğini kabul etmek ve onunla yaşamayı öğrenmek.

Cemre Yaman’ın dili çok akıcı, imgeleri doğal ama bir o kadar da keskin. Fazla süslü değil, gereksiz metaforlarla şiiri boğmuyor. Doğrudan kalbe saplanıyor kelimeler. Son elvedaların “mezar sessizliğine” bürünmesi, “kendi eserine iyi bak sevgili, ben senin boşluğunda kayboluyorum” kapanışı… Bunlar şiiri sadece okunur olmaktan çıkarıp, insanın hafızasına kazınıyor.

Kısacası, bu şiir bir veda değil; vedanın sonsuz tekrarını, her sabah yeniden başlayan bir yas törenini anlatıyor. Okuduktan sonra uzun süre o ağırlık omuzlarda, o sızı şurada kalıyor. Cemre Yaman, ayrılığın en karanlık, en dürüst yüzünü göstermiş ve bunu yaparken de “güçsüz değilim” diye kendine telkin veren o kırık kanatlı ruhu çok iyi yansıtmış.

Tebrik ederim. Sevgili Cemre, kalemin çok keskin, hüznün çok gerçek. Bu şiir, benzer acıları yaşayan herkesin diline dolanacak cinsten. Okumak istemeyenler bile bir kere okuduktan sonra unutamayacak.
Kalemine kelamına yüreğine sağlık. ☕🙏✍️
ahmetgundüz
ahmetgundüz, @ahmetgunduz
27.3.2026 15:06:55
5 puan verdi
zamanı ilaç değil sanki derin bir yara haline getirmişsiniz
her zamanki gibi güzel bir şiir okudum değerli usta kaleminizden
yüreğiniz dert görmesin
Dost Kalem
Dost Kalem, @dostkalem1
27.3.2026 14:50:36
5 puan verdi
Kutlarım yürekten, anlam, anlatım ve verdiği duygu ile severek okudum. akıcı ve şiir tekniği olarak harika bir üslup. eseriniz yine yürek sesini aynen okuyucuya geçiriyor. nicelerine...saygılarımla
Tercanlı24
Tercanlı24, @tercanli24
27.3.2026 14:47:15
5 puan verdi
Emeğinize ve kaleminize sağlık
güzel bir çalışma anlamlı dizeler kutlarım emeğinizi
selamlar saygılar gönderdim...
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL