1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
25
Okunma

Gece, istasyonun üstüne ağır ağır çökerken
ben yine aynı yırtık pırtık eski koltukta oturuyordum.
Yılların içinden süzülen, içime işleyen bir yorgunluk vardı.
Hayatımı hep bir tren istasyonuna benzettim.
Gelenler vardı…
Gidenler vardı…
Kalan kimse yoktu.
“Ya Rabbi…” diye fısıldadım,
gözlerimi karanlığın içine bırakarak.
“Ben hep bekleyen oldum.
Gidenlerin ardından el sallayan…
Hiç kimse, bir kez olsun benim için kalmadı.”
Rayların üstünde bir rüzgar geçti.
Sanki geçmişimin sesi gibi uğuldadı.
“İnsanlar…” dedim içimden,
“Ne garip kulların var Allah’ım…”
Birine kalbini açarsın,
o sana sırtını döner.
Birine iyilik yaparsın,
o seni yarı yolda bırakır.
“Ben kötü olmadım…” dedim, sesim titreyerek.
“Kimsenin hakkını yemedim,
kimsenin gözünde kalmadım.
Ama herkes, benim içimde bir şeyleri eksiltti…
Parça parça…”
Başımı kaldırdım.
Gökyüzü karanlıktı.
Yine de konuşuyordum…
“Ben seni hep hissettim Allah’ım…
En karanlık anımda bile…
Peki neden bu kadar sustun bana?”
Bir tren uzaktan ışıklarıyla yaklaşıyordu.
Bakmadım.
Çünkü ben artık gelen trenlere değil,
gelmeyen insanlara takılı kalmıştım.
Sonra kendime döndüm.
İçimde en çok acıtan yere…
İnsanları sevmeye…
“Ben insanları güzel sevdim Allah’ım…” dedim,
yorgun bir iç çekişle.
“Kimsenin sevemeyeceği kadar…
Karşılık beklemeden, hesap sormadan…
Bir çocuğun duası gibi, tertemiz sevdim.”
Birine omuz oldum,
birine umut…
Birine sessiz bir sığınak oldum.
Karşılığında ne aldım biliyor musun?
“Yokluk…” dedim, dudaklarım titreyerek.
“Unutulmak…
Yarım bırakılmak…”
Bir an durdum.
İçimdeki ağırlık daha da çöktü.
“Şimdi söyle…” dedim fısıltıyla,
“Ben neyi eksik yaptım?”
Cevap yoktu.
Sadece rüzgar…
Sadece rayların soğuk sesi…
“Ben insanları hâlâ seviyorum Allah’ım…”
dedim daha derinden.
“Ne kadar kırılmış olsam da…
Ne kadar yalnız kalmış olsam da…
İçim vazgeçemedi.”
Ellerime baktım.
Hep boş kalmıştı.
“Ben insanlara iyi geldim…
Ama kimse bana iyi gelmedi.
Ben yaraları sardım…
Kimse benim içimde açılan yaraları görmedi.”
Gözlerimden bir damla düştü.
Bu sefer silmedim.
“Ben susmayı öğrendim Allah’ım…
Çünkü konuştuğumda kimse duymadı.
Ben sabretmeyi öğrendim…
Çünkü gidecek yerim yoktu.
Artık içimde bekleyecek bir şey kalmadı.”
Tren istasyona girdi.
Kapılar açıldı.
İnsanlar indi, bindi, koştu…
Hayat devam ediyordu.
Benim içimde hiçbir şey kıpırdamıyordu artık.
“Ben artık beklemek istemiyorum…”
dedim.
“Ne bir insanı…
Ne bir sevgiyi…
Ne de bir mucizeyi…”
Başımı gökyüzüne kaldırdım son kez.
“Eğer beni duyuyorsan…
Beni affet.
Ben sadece huzur istedim.
Bu dünyada bulamadım.”
Bir sessizlik çöktü.
Sanki zaman bile durdu o an.
Ben…
ilk kez beklemeyi bıraktım.
İstasyonda hayat akmaya devam etti.
Bir çocuk güldü,
bir adam birine sarıldı,
bir kadın gözyaşını gizledi.
Ama o yırtık pırtık eski koltukta…
artık kimse yoktu.
Hayat…
benim için,
o gece,
sessizce son perondan kalktı.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.