0
Yorum
10
Beğeni
0,0
Puan
127
Okunma

Kaf dağının ardında mı saklı umutlar?
Vaat edilen cennet, neden öte alemde?
Her yolculuğun sonu Kıyamet’e çıkıyor,
Farkında mısın?
Kıyama sürgün alınyazımız!
Hata bizde değil inan;
Yazdıran elde, yazan kalemde!
Ben mi soldurdum Yıldızları?
Kır çiçeklerinin kokusunu ben mi çaldım?
Çimenleri sarartan kim, mavilikleri karartan?
Yasak meyveyi dişleyen kimdi?
Cezası niçin bizim?
Bu sürgün niye?
Neden tatsız tuzsuzdur ömür?
Nereden gelir bu hüzün buğusu ve nereye gider?
Sonu var mı evrenin, başlangıcı var mı?
Ya gidilecek yeri?
Şu ağlamaklı bestenin güftesi kimin?
Kim karalıyor bunca saçma, bunca dramatik senaryoyu?
Yaratanı kim ki peri kızının?
Cennetin, Cehennemin!
Çaresi yok mu göğsümüze kazınan sızının?
El yazması yazının!
Adına ‘Aşk’ denen incelikli hırsızın!
Peki ya
Panzehri yok mu bu hınzırın?
Panzehri yok mu?
Neyse…
Boş ver sevgili…
Sen tüm bunlara boş ver.
Yükseldim yine
Birazdan gelirim kendime;
Senle…
Rüzgarınla savrulup,
Yağmurlara sinen kokun,
Tekme, tokat, yüzüme-gözüme çarpar aşkını!
Kaşım yarılır…
Elmacık kemiğimden bir nehir salınır,
Ağzım, burnum dağılır…
Bulutlarla kardeş olur gözlerim, damlalarla yarışır.
Ve… Ahım kalır!
Ahım…
Çünkü sevmekti tek günahım?
Antakya, 25 Nisan 2021
Ali Asafoğulları
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.