10
Yorum
15
Beğeni
5,0
Puan
196
Okunma

Ne badireler atlattık,
ne karanlık gecelerden geçtik…
Var olmaya çalıştık
kendi içimizin uçurumlarında
hayat yolunda.
Ne çileler biriktirdik avuçlarımızda,
ne hallerle yüzleştik aynalarda…
Her adımda başka bir imtihan,
her nefeste başka bir sızı vardı
hayat yolunda.
Menfaati için eğilip bükülenleri gördük,
yüzü bir başka, kalbi bir başka olanları…
Şekilden şekile giren,
rüzgâra göre yön değiştiren insanları gördük.
Ah… ne insanlar geçti gözlerimizin önünden
hayat yolunda.
Ama…
dimdik duranlar da vardı.
Haksızlığın karşısında susmayan,
eğilmeyen,
sözünü yutmayan insanlar…
Elif gibi dosdoğru,
bir çizgi gibi vakur duranlar da vardı
hayat yolunda.
Dünya dediğin nedir ki?
Gelip geçen bir gölge değil mi?
Varlıkla yokluk arasında ince bir çizgi varken,
helalin huzuru varken
harama eğilmek neden?
Helal lokmasına haram karıştıranları gördük,
gülüşüne hile saklayanları…
Birbirinin kuyusunu kazanları,
yüze gülüp arkadan karartanları…
İnsanın kusurunu sayfalarca yazıp
kendi karanlığını gizleyenleri gördük
hayat yolunda.
Çok bulup azgınlaşanları,
nimeti unutanları da gördük…
Ama bir de
Allah’a kul olmayı bilenler vardı.
Kalbi tertemiz,
ruhu berrak su gibi olanlar…
Yüzünde nur taşıyan,
bakışında cennet serinliği olan insanlar da gördük
hayat yolunda.
Bu yol…
meğer ne çetinmiş,
ne uzun, ne sabır istermiş…
Çilesini omuzlayıp yürüyenleri,
acıdan kendine güç yapanları gördük.
Ama bir de
başkasının sırtında yük olanları,
parazit gibi yaşayanları…
Fırsat bulunca ezenleri,
insanı insana kırdıranları gördük
hayat yolunda.
Ve biz…
bütün bunların içinden geçerken
bir hakikati öğrendik:
İnsan, ya eğilir menfaate
ya da doğrulur hakikate.
Biz doğrulmayı seçtik,
yara alsak da,
yorulsak da…
çünkü biliriz ki
asıl yol,
insanı insan eden yoldur
hayat yolunda.
ALİ RIZA COŞKUN ©
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.