Akıllı bir insan kazandığı paranın bırazını, aldığı nasihatın ise birçoğunu bir yana koyar. harry carns
Nurgül KAYNAR YÜCE
Nurgül KAYNAR YÜCE

BAYRAM SEVİNCİ

Yorum

BAYRAM SEVİNCİ

( 9 kişi )

4

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

189

Okunma

BAYRAM SEVİNCİ

BAYRAM SEVİNCİ

Gününüz aysın değerli dostlar

BAYRAMIMIZ MÜBAREK OLSUN
BAYRAMIMIZ BAYRAM OLSUN İNŞAALLAH

BAYRAM SEVİNCİ… ( Geçmiş zamanlardan bir hatıradır)

Hazır giyimler bu kadar revaçta değildi biz çocukken ya da bizim mahalle fakirdi.
Mağazalar lükstü bizim için.
Ama yine de bayramlar bir başka güzel olurdu eskiden.
Mahallemizde iki üç evin haricinde televizyon da olmadığı için dünyadan bihaber yaşardık.
Modayı bilmezdik, özenmezdik yüksek gelirli ailelerin yaşantılarına.
Bize çok uzaktı bunlar.
Tasalanmazdık alım gücümüz zayıf diye. Herkes kendi yağında kavrulur, kazancına göre harcardı.
Ama bayramlar bayramdı hani. Yıl boyu beklerdik bayramların gelmesini.
O zamanlar bayram nedir diye sorsalar gurbetteki akrabalarımızın gelmesi, evimizin misafirle dolup taşması, izzet ikramlar, akraba ziyaretleri, el öpmeler, şeker harçlık toplamalar veee cicili bicili bayramcalıklar derdim.
Ha bir de bizim memlekette Ramazan Bayramının diğer adı Çörek Bayramıdır.
Bayramda her evde mutlaka tuzlu ve şekerli Maraş Çöreği ve koca bir tencere hoşaf olurdu.
On beş gün önceden başlardı çörek hazırlıkları. Anam koca bir teşt hamur yoğurur, sonra da mahallemizin en güzel çörek pişiren fırınına gidip çörek pişirme kuyruğuna girerdi.
Saatlerce sonra gelirdi çörek sırası. Bazen biz de fırına gider, fırıncı emminin merdaneyle çöreği açıp ona nasıl şekil verdiğini büyük bir heyecanla izlerdik.
Tuzlu çöreklere çörekotu da atılırdı. Fırından buram buram çörekotu ve çörek kokusu gelirdi.
15-20 günlük yetecek kadar çöreği pişttirir, koca bir üzüm sepetine doldurur,
Mutfağın tavanındaki kancaya asardık.
Sonra Çarşıbaşı’ndaki şekerciden misafir şekeri alırdık( kağıtlı şeker de derdik). Daha sonra da
Evimizdeki târihî geçmişini hatırlamadığım kabartma desenli cıncık kolonya şişemize Ulu Camii’nin alt tarafındaki kolonyacıdan tütün kolonyası, bazen de limon kolonyası doldurturduk.
Evimizin iç duvarlarına anam kireçle badana yapardı. Mis gibi temizlik kokardı ev.Bembeyaz olurdu duvarlar. Biz de diğer temizlikleri yapardık. Genç kızlar, evin prensesi değil, anasının sağ kolu, tabiri caizse yumuş uşağıydı eskiden.
Teyipte Ferdi Tayfur’un ‘’Bizim Sokaklar’’ şarkısı çalarken biz de camları silerdik.
Bizim sokakta böyle zamanlarda her evin penceresinden radyo ya da teyp sesi gelirdi.
Duvar komşumuz Uzun Fadıma’nın herifi Şerbetçi Cuma emmi de en çok Gül Ahmet Yiğit’i dinlerdi. Hem de son ses.
Bre gurban olduğumun yarattığı azıcık da Ferdi’den, Orhan’dan, Zeki Müren’den, Mediha Şen Sancakığlu’ndan, Emel Sayın’dan,Suat Sayın’dan, Esengül’den dinlesen ne var diye geçirirdim içimden.
Dedim ya hazır giyim yoktu eskiden.
Bizim mahallenin en meşhur terzisi Terzi Emine’ydi. Dikiş bilmeyenler bayramcalıklarını Terzi Emine’ye götürüp diktirirlerdi. Bir iki defa provaya giderlerdi.
Ama biz Terzi Emine’ye götürmedik hiç.
Ben on yaşlarımdaydım o zamanlar. Benim bir büyük bacım da on dört yaşında.
Bizim evin terzisi oydu.
Kafası zehir gibiydi bacımın. Hiç okula gitmeden okuma yazmayı, hesabı öğrenmişti evde kendi kendine. Dikiş, nakışı da öyle. Kurssuz, öğreticisiz öğrenmişti.
Anam, bayramdan bir hafta evvel gidip Sohakbaşı’ndaki parçacıdan bacıma ve bana entarilik kumaş alıp gelir, bacım da mağaza camekanlarından görüp kafasına not aldığı modellerden dikerdi bize. Hem de on dört yaşındayken.
Ne güzel bayramcalıklar dikerdi bacıcağızım.
Evimizde siyah Philips Dikiş Makinamız vardı.
Fistanlarımız evde dikildiğinden daha çocuk yaşta öğrenmiştik elbise yakası isimlerini.
Mesela bsiklet yaka, sandık yaka, V yaka, bebe yakası,
Kruvaze yaka, degaje yaka, balıkçı yaka, hakim yaka vb gibi.
Kumaş isimlerinide bilirdik.
Basma, pazen, viskon, tafta, saten, ipek, ponje, corcet, jarse, pitikare, keten, empirme, şilebezi, kadife,kaşmir, tergal, kaşe vb….
Bacım bayramcalıklarımızı Arefe gününden hazır ederdi.
Bayramlıklarımız hazır olunca dünya bizim olurdu.
Hele bir de kundura da alınmışsa ve rengi de kırmızıysa bayramlar bayram olurdu hani. Kırmızı papuçların bizim neslin hayatında çok özel yeri olduğunu bilirsiniz….
Gece başucumuza çiftleyip koyardık ayakkabılarımızı.
Ah o arefe geceleri yok mu?
Sabah olmak bilmezdi heyecandan.Anam ellerimizi kınalar, kına çaputlarıyla bağlardı.
Yere yayılan yün yataklarda uç uca yatardık kardeşlerimizle. Ellerimiz bağlı sabaha kadar kaşınır dururduk bağlı olduğumuz için.
Sabah ezanından önce kalkıp kınalı ellerimizi yıkar, hangimizin kınası daha iyi geçmiş elimize diye elimizin kınasını yarıştırırdık.
İlk yıkandığındaki o mis gibi kına kokusunu içimize çeker, cennet kokusu derdik.
Bizim sokak, topraktı o vakitler.
Sabah erkenden sokak kapımızın önünü önce sular sonra da çalı süpürgeyle süpürürdük hemencecik. Herkes kapısının önünü sulayıp süpürdüğü için mahalle pırıl pırıl olurdu.
Sonra bayram namazından dönerdi büyüklerimiz. Eller öpülür, kucaklaşılır, şeker kolonya ve mendil içinde bayram harçlıkları verilirdi.
Topladığımız harçlıkları mendilime çıkın yapardım.
Hani eskiler köyneklerinin iç ceplerinden mendil çıkını çıkarıp içinden torunlara harçlık verirlermiş ya… Bizim de öyle çıkınlarımız olurdu.
Kimbilir belki de kirli çıkı tabiri o para dolu mendil çıkınlarından geliyordur.
Bayram demek harçlık demekti. Bayram demek, şeker demekti. Leblebi tozu, horozşeker, pamukşeker demek, gülle ( misket)oynamak, deveme ( topaç) çevirmek, çat pat patlatmak demekti eskiden.
Oysa şimdi bayramlıkların da kıymeti kalmadı.’’Deliye her gün bayram’’ misali evlere sık sık internetten yapılan alışveriş kargoları gelmeye başladı. Parmağının ucuyla alışverişi yapıyorsun. Yeter ki sen paradan bahset.
Bu nesil harcamaktan korkmayan, çekinmeyen ve almalara doymayan bir nesil.
Hal böyle olunca bayramlık sevincini de yaşayamayan bir nesil oluyor işte…
Harcamanın ve isteklerin sonunun olmadığını fark ederler umarım.
İnsan en çok çocukluktaki bayramlarını hatırlar ve özlermiş.
İşte bu yüzden ben de her bayram evimizin dış kapısına şekerler ve bozuk paralar yapıştırıyorum. Şeker toplamaya gelen çocuklara unutulmaz bir anı olsun diye.
Bu bayram da aynısını yaptım ve biraz da içerideki gözetleme deliğinden izledim. Çocuklar o kadar mutlu olmuşlardı ki.
Belki babalarının verdiği yirmi liradan, elli liradan daha kıymetli gelmiştir benim kapıya yapıştırdığım birer liralık bozuk paralar. Onlara macera gibi gelmiştir.
Bayramlar çocuklar için değil mi zaten?
Varsın onlar mutlu olsunlar.
Nasıl olsa büyüdükçe onlar da eski bayramları özleyecekler.
Zira; bir insanın çocukluğu anavatanıdır.
İyi ki bayramlar var.
Yan yana gelmemize sebep, küs isek barışmamıza, uzak isek yakınlaşmamıza sebep….🌹

Nurgül KAYNAR YÜCE/ K. MARAŞ

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (9)

5.0

100% (9)

Bayram sevinci Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Bayram sevinci şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
BAYRAM SEVİNCİ şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Sabitlendi
YEŞİLIRMAK
YEŞİLIRMAK, @yesilirmak1
20.3.2026 05:49:40
5 puan verdi
Bayram Sevinci" adlı bu metni, sadece bir çocukluk anısı değil, aynı zamanda maddi yoksunluğun içinde bile var olabilen derin bir manevi zenginliğin ve toplumsal dayanışmanın güzel bir tasviridir.

Şaire hazır giyim ve lüks mağazaların olmadığı, televizyonun nadir bulunduğu o eski mahalle hayatını; misafirperverlik, el emeği ve aile bağlarıyla renklendirerek okuyucuya sunmuştur.

Metnin en çarpıcı yanı, maddi eksikliklerin sevinci gölgelemediğini vurgulamasıdır. "Herkes kendi yağında kavrulur" anlayışıyla yaşayan insanlar, alım gücü zayıf oldukları için tasalanmamış, aksine birbirlerine daha yakın olmuşlardır.

Bayramlar, gurbetteki akrabaların gelmesi, evin misafirle dolması ve şeker harçlıklarla çocukların gözlerinin parlaması anlamına gelmiştir. Bu durum, modern tüketim toplumunda sıkça unutulacak olan "birliktelik" değerini öne çıkarır.

Annesinin çörek hazırlıkları, fırın kuyrukları, badana işleri ve kız kardeşinin on dört yaşında kendi diktiği bayramlık kıyafetler üzerinden aile içi iş bölümünü ve yetenekleri anlatır. Terzi Emine gibi mahalle esnafının değil, kendi kardeşinin el emeğiyle dikilen kıyafetlerin değeri, o dönemin insanına özgü bir gurur ve mutluluk kaynağıdır.
Kırmızı kunduraların sabaha kadar başucuna konulması ve kına gecesi ritüelleri, bu sevincin ne kadar özeldir ve beklenildiğini gösteren güçlü imgelerdir.

Metinde geçen Ferdi Tayfur, Orhan Gencebay, Zeki Müren gibi isimler ve teypten gelen sesler, o dönemin atmosferini canlandırır. Komşuların radyo dinlemeleri, farklı müzik zevkleri ve sokakların temizliği, mahalle kültürünün canlılığını yansıtır. Bu detaylar, okuyucunun o döneme tanık olmasını sağlar ve kültürel hafızayı taze tutar.

Bende hiç unutmam alınan kıyafetlerin seçimini rahmetli annem yapardı çünkü köyümüzün hem ahçısı, hem terzisi ,hem ebesi ve sıhhıyeliğini yapardı çok marifetliydi alınan her şeyi diker düzenlerdi onları kömür ütüsüle ütüler bizde ütü bozulmasın diye yatak altına sererdik kıyafetlerimizi.hazırlıklar bir haftadan önce başlar annemizin diktiği şeker torbalarımızı hazırlardık. Bayram günü geldiğinde köyün tüm çocukları toplanır her eve birlikte ziyaret ederdik.
Şimdi bakıyorum da o günler dahada mutluyduk.

Sonuç olarak sevgili Nurgül Kaynar Yüce' şairenin bu yazısı, geçmişten günümüze taşınan bir miras gibi zihnimize ogünleri yaşattı.. Bayramların asıl anlamını, lüks ve gösterişten ziyade sevgi, paylaşım ve aile birliği içinde aradığımızı hatırlattı Bu metin, her okuyucuda kendi çocukluk anılarını canlandıracak kadar samimi ve dokunaklıdır.
Ne yazıkki o samimiyeti şimdiki gençlerde görmek inanın mümkün değil...
Ben yazan kalemi tüm kalbi duygularımlla kutluyorum.....
Mehmet DEMİR
Mehmet DEMİR, @mehmetdemir1
20.3.2026 17:43:19
5 puan verdi
tebrik ediyorum şiiri ve şairini gönlünüze sağlık
hayırlı bayramlar diliyorum...
İbrahim Kurt
İbrahim Kurt, @ibrahimkurt
20.3.2026 11:27:36
5 puan verdi
bayramınız kutlu olsun ne eski bayramlar var neden eski insanlar
Murat Kahraman Murâdî
Murat Kahraman Murâdî, @murat-kahraman-mur-d
20.3.2026 09:07:48
5 puan verdi
👏👏👏👏👏
Yüreğine kalemine sağlık Üstadım.

Bütün Müslümanların, dost, akraba ve arkadaşlarımızın Ramazan Bayramını ve bu Cum’a günlerini gönülden tebrik ederim; Rabbim dünya ve ahiret hayatımız için hayırlara vesile kılsın.
🤲🏾🤲🏾🤲🏾🤲🏾
Murat Kahraman
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL