3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma
16 Mart’ın sabahıydı,
bahar kapıyı çalacaktı aslında.
Ama gökten çiçek değil,
ölüm yağdı Kürtlerin üzerine.
Bir şehir vardı.
annelerin ekmek kokan elleri,
çocukların yarım kalan oyunları,
ve umutla dolu bir dil konuşuluyordu sokaklarda.
Sonra rüzgâr değişti…
Görünmeyen bir düşman
nefese karıştı o gün.
Babalar çocuklarını kucakladı
ama kucaklar mezar oldu sessizce.
Halepçe…
Sen sadece bir şehir değilsin artık,
Kürt halkının kalbine kazınmış
kanlı bir tarihsin.
Her Kürt çocuğu
senin adını bir dua gibi öğrenir.
Çünkü sen
unutulursa yeniden yaşanacak bir acısın.
Dağlar bile sustu o gün,
Zagros’un taşları bile ağladı.
Bir halkın nefesi kesildi
ama sesi kesilmedi.
Halepçe,
sen Kürtlerin gözyaşısın,
ama aynı zamanda direnişisin de.
Çünkü o gün
ölüm binlerce can aldı,
ama bir halkın hafızasını
asla öldüremedi.
Ve bugün her Kürt kalbi fısıldar:
“Halepçe sadece bir katliam değil,
bizim unutmayacağımız
bir yeminimizdir.”
5.0
100% (4)