1
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
93
Okunma
Mahallenin tozlu sokağında
akşamın turuncu ışığı düşerken duvarlara,
bir çocuk sayıyordu gözleri kapalı:
Bir… iki… üç…
Saklambaç oynuyorlardı hayatla.
Ama bu çocuk farklıydı biraz,
elleri dizlerinde, kalbi hızlı,
birini arıyordu herkesten çok:
Adaleti.
Arkadaşları kapı arkalarına saklandı,
teneke varilin arkasına,
dut ağacının gölgesine…
Ama adalet
hiçbir yerde görünmedi.
On… on bir… on iki…
Çocuk bağırdı:
“Önüm arkam sağım solum sobe!”
Ses yankılandı boş sokakta.
Bir kedi geçti duvarın üstünden,
rüzgâr eski bir gazete sayfasını sürükledi.
Adalet hâlâ saklıydı.
Çocuk yürüdü yavaşça,
kırık kaldırımların arasından.
Bir kapıya baktı,
bir pencereye…
Ve fısıldadı:
“Çık artık saklandığın yerden,
oyun bitti…”
Ama adalet
sanki dünyanın en iyi saklanan çocuğuydu.
O gece
mahalle lambası altında
tek başına otururken
çocuk anladı:
Belki de
adaleti bulmak için
saklambaç oynamayı
hiç bırakmamak gerekiyordu.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.