0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
60
Okunma
Gitmen şart mıydı
Gitmek mi murattı, o meçhul yolculuğa?
Bir veda etmeden, bakmadan hiç uzağa.
En kolayı mıydı "gidiyorum" demeden susmak,
Yoksa bir bakışın heybetinden mi korkmak?
Oysa sendeydi cennetin reyhan kokusu,
Derinden bakınca geçerdi gönlün korkusu.
Nasıl bir gidiştir bu; içimde bir kor hasret,
Bir yanda ayrılık, bir yanda vuslata niyet.
Vuslat haktır elbet, lakin beklemek bir çile,
Pişmek gerek bu yolda, gelmeden hiç dile.
Ateş bahçesinde uyumak, güle eştir bilene,
Sabır, en güzel azıktır bu yolda gidene.
Gözlerim loş sokaklarda, zifiri gecelerde,
Ruhumu aldattım o karanlık hecelerde.
Kendi özüme nakşettim senin güzelliğini,
Sen gelmezsen kim nakseder ruhun özelliğini?
Bezmi Elest’ten beri bir hasret, bir özlem bu,
Tam buldum derken yitirdiğim o dem bu.
Ben sevmek istemedim, sevdiren sendin elbet,
Gönlümü şen eyleyen, sevindiren sendin elbet.
Gül içindeki diken gibi saklıydın derinde,
Bir hilal, bir güneş gibi göğün her yerinde.
Bir göründün, bir sır oldun, ararken bende buldum,
Şah damarımdan yakın, en derinimde buldum.
"Sen" diye nefes aldım, verişim acı feryat,
Kendimden geçip, sende bulmuşken bir hayat.
İlk sevda, ilk ayrılık; ruhumda hep tufanlar,
Hezeyan içinde depremler, bitmez sarsıntılar.
Sordum kendi kendime: "Nedir bu halin sonu?"
Vuslat imiş cevabı, aşkın en çetin yolu.
Vuslat olduğunda ne olur, onu ancak Yaradan bilir,
Bildiğim tek hakikat; "Kişi sevdiğiyle beraberdir."
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.