Özgür müyüm uçan kuşlarla? Gönlümün yasını tutun bulutlar Ya güneş batıdan doğarsa? Umut yüklü şafaklar, Grileşir mi bir daha...
Kar kış boran demedim göçe Dağlara gönül versem vefasız Deniz kucak açar mı bize? Ummana yol alsın geminin yönü. "Kaptan aldın mı son yolcuyu?" Yükümü sırtıma vur beni götür. Bırak sen mecbur yolcuyu, Ağır gelen derdimi al götür.
Zamanın kumları savrulur boşa, Kader mi yazıldı bu dertli başa? Vursam da kendimi taştan taşa, Yollar mı tükendi, derman mı bitti? Bir meçhul menzile ömür mü yetti? Kalsam yerim dar, gitsem yolum nar; Söyle ey kaptan, bu limanda kim var?
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Ne demişler: "Her veda bir başlangıçtır aslında. Her veda biraz da zamansızdır aslında."
Ayrılık acısının yası vardı mısralarda. Alıp başımızı gitmek... Ama nereye? Keşke mümkün olsaydı. Keşke herkes dilediği gibi sevdiğine kavuşsaydı. Bu keşkeleri hiçbir zaman sevemedim.
Yas herkes için tutulmaz. Herkes de aynı değerde sevilmez. Bir ölçü koymak da yanlıştır, herkesin sevgi duygusu farklıdır. Kimi çok derinden sever, kimi mecburiyetten sever, kimi her önüne geleni sever, kimi de sevdi mi öyle bir sever ki bir daha da başka hiç kimseyi sevmez...
William Butler şöyle demiş ayrılık konusunda" " Her gidiş bir ayrılık değildir. Çünkü bazen ne kadar uzağa gidersen git; yüreğin hep bıraktığın yerdedir.'
Şiirinizi okurken aklıma Yahya Kemal Beyatlı'nın Sessiz Gemi isimli şiiri geldi. Siz de bilirsiniz, bir kere daha hatırlatmış olayım. Şöyleydi o şiir:
Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli.
Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu!
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.
Birçok gidenin her biri memnun ki yerinden, Birçok seneler geçti dönen yok.
Yahya Kemal BEYATLI
"Sessiz Gemi" şiiri, ünlü şairin öğrencisi Nazım Hikmet'in annesi olan Celile Hanım'a yazılmıştır. Şiir, Celile Hanım'ın Paris'e giden gemisini uğurlarken yaşanan derin bir ayrılık ve karşılıksız aşkın hüznünü, ölümü değil, biten bir aşkın vedasını anlatır. Sessiz Gemi’yi tabut ile ilişkilendirip ölüm yolcusu bildik hep. Oysa üstad Yahya Kemal için ölümden de beterdi. Ayrılıktı. Üstad Yahya Kemal, Nazım Hikmet adlı gencin evinde kendisine Türkçe şiir dersleri vermeye başlar. Aradan günler aylar geçer ve üstad Yahya Kemal Beyatlı o gencin annesine aşık olur. Genç Nazım'ın bu durumu fark edince hocasının paltosunun cebine bir not bıraktığı rivayet edilir. Not şöyledir; “Bu eve öğretmenim olarak girdiniz ama babam olarak giremeyeceksiniz.” Ve o eve bir daha girmedi Yahya Kemal Beyatlı. Ve sevgilisi, Nazım Hikmet’in annesi Ayşe Celile hanıma bir daha yaklaşamadı. Ressam Ayşe Celile Hikmet, resimleri ile olduğu kadar güzelliği ile de tüm İstanbul’un dilinde destan olmuş asil bir hanımefendiydi. Yahya Kemal vefat ettiğinde evraklarının arasının içinden kurumuş iki yaprak ve kısa bir not bulunan zarf çıktı. Şöyle yazıyordu notta: “Bu zarfın içindeki hatıra 19 Ağustos 1930’da Sirkeci Garında gece saat 10’da veda ettiğim aziz bir kadının göğsündeki çiçektendir. Koparıp verdiği bu iki yaprağı daima muhafaza edeceğim.” Ayşe Celile Hikmet muhtemelen bu aşkın devam etmeyeceğini anladığı gece göğsünde duran o iki yapraklı çiçeği Paris’e gitmeden önce Sirkeci Garında Yahya Kemal’e vermişti.
Yüzünüzden tebessüm, kalbinizden sevgi eksik olmasın.
Herkesin yas tutuşu, sevme kapasitesi kadardır. Kiminin fırtınası dışarıdan belli olmaz ama içeride koca bir limanı yıkar geçer. Bu kıymetli ve duygulu yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Sizin de dediğiniz gibi; yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.
Herkesin yas tutuşu, sevme kapasitesi kadardır. Kiminin fırtınası dışarıdan belli olmaz ama içeride koca bir limanı yıkar geçer. Bu kıymetli ve duygulu yorumunuz için çok teşekkür ederim.
Sizin de dediğiniz gibi; yüzünüzden tebessüm eksik olmasın.
Dizelerindeki o hüzünlü derinlik ve teslimiyet duygusu gerçekten etkileyici. Kelimelerin arasından yükselen bu "mecbur yolcu" sesi, sadece bir gemiye değil, aslında belirsizliğin ta kendisine binmek üzereymişsin gibi hissettiriyor. Özgürlük genellikle kanatlarla bağdaştırılsa da, bazen en büyük prangalar zihnimizdedir. Kuşlar rüzgara tabidir, sen ise kendi fırtınana. Bu imge, dünyadaki tüm dengelerin bozulduğu, alışılmışın bittiği o "son" anı temsil ediyor. Umudun grileşmesi, beklentinin yorulmasıdır. Dağlar geçit vermez, denizler ise uçsuz bucaksızdır. "Kalsam yerim dar, gitsem yolum nar" diyerek aslında o meşhur arafta kalma halini harika özetlemişsin. "Kader mi yazıldı bu dertli başa?" diye sorarken aslında kendi hikayeni yeniden yazma gücünü de içinde taşıyorsun. Kaptanın aldığı o "ağır dertler", belki de senin hafiflemen için limanda bırakman gereken yüklerdir..... Güzeldi,,Kutlarım KALEMİNİ kalemdaşım
Belki de gerçek özgürlük, kanat çırpmaktan ziyade, bizi kıyıya bağlayan o paslı zincirleri keşkeleri, yaşanmamışlıkları, bitmiş sevdaları söküp atabilmektir. Teşekkür ederim.
Belki de gerçek özgürlük, kanat çırpmaktan ziyade, bizi kıyıya bağlayan o paslı zincirleri keşkeleri, yaşanmamışlıkları, bitmiş sevdaları söküp atabilmektir. Teşekkür ederim.
Bu şiir, mecburiyetiyle yol alan bir ruhun hem çaresizliğini hem de teslimiyetini güçlü bir şekilde hissettiriyor. “Bırak sen mecbur yolcuyu, / Ağır gelen derdimi al götür” dizeleri, hayat yükünü ve yolun belirsizliğini özetliyor.
Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.