Geçtiğim deliği sorgulayan hayat bildiğim yolun yabancısı yapar yüreğimi. Zaman ansızın akarken, hasret yarına gebe. Hayatken adı ömrümün, ölüm bulaşmış iki hece Dün bitmiş bir hikaye yarınsa bir bilmece..
Söyle gönül söyle ki silinsin bazı izler öyle ki tükensin en çoğu kadar.
Bilme gönül bilme ki denilsin "aşkın adı meçhul" giyme ki sökülsün her tarafı.
Sevme gönül sevme ki gitsin sendekiler itilsin başka yollara.
Görme gönül görme ki sinsin içine ateş közleri tat bu acıyla eserini.
Biliyorum.. itiyorum benliğimi iyice geriye gerice söylüyorum aşkı aşkı aşkımı.. İniyorum gönlümün soğuk katına en kısa iklimi yaşa(nı)rken içinde yine seni sayıklar bilip bilmeden herşeyi.
Aşk defalarca düştüğüm dipsiz kuyu çaldığım yanlış kapı az var anısı içimde birikenlerin yetemediği kadar. Varlığım yoklukla sınanırken yokluk varlığımdan ibaret. Severken.. seni mi yoksa aşkı mı bilmeden. Yolum bir meçhulde gece bana pusula...
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bilmeden” şiiri, yüreğin içinde savrulan bir bilinmezliği, aşkın hem acı hem de labirent gibi yanını öylesine yoğun bir şekilde aktarıyor ki okurken hem kayboluyor hem de derinleşiyorsunuz. “Sevme gönül / sevme ki gitsin sendekiler / itilsin başka yollara” dizeleri, aşkın bilinçsizliğinin ve kaybedişin hüznünü en çıplak hâliyle gösteriyor.
Şiir, kendi kendini sorgulayan bir benlik ve sürekli bir düşüş içinde, aynı zamanda her defasında yeniden aşkı arayan bir ruh portresi çiziyor. “Aşk / defalarca düştüğüm dipsiz kuyu / çaldığım yanlış kapı” kısmı, kaybolmuşluğun ve bilinmeyenin ağırlığını okura çok gerçekçi bir şekilde hissettiriyor. Mahire, okuru hem durduruyor hem de derin bir yalnızlığa götürüyor; aşkın hem cevapsız hem de tarifsiz yanını hissettiren bir şiir.
Yüreğinize sağlık, harika dizelerdi. Nice güzel eserlerde buluşmak dileğiyle, saygı ve selamlarımla, esen kalın.
bir insanın kendi iç uçurumunun kenarında durup aşağıya, yani kendi gönlüne bakışını anlatan çok güzel bir şiir.
aşkın adını meçhul bırakmak, onu dünyanın kirli sıfatlarından koruyup kutsallığın zirvesine taşımak.. işte bu ona verilebilecek en büyük rütbedir.
bazı seslenişler aslında ona ; yani karşı tarafa ''ben ne hissediyorsam sen de hissetmenin en saf halini yaşa'' demektir.
şiir, insanın kendi içindeki uçuruma attığı bir çığlıktır bazen. sonra da o uçurumun dibinden yukarıya, yıldızlara bakma cesaretini kendinde bulma hali.
insan bazen varlığını yokluğun süzgecinden geçirirken aşkı bir liman olarak değil de fırtınanın ta kendisi olarak selamlar.
insan, bildiği yolların yabancısı olduğunda başlar gerçek yolculuk. bu serüven aslında aklın iflas ettiği, kalbin ise kendi krallığını ilan ettiği o tekinsiz coğrafya.. bilmek, trajediyi başlatır.. görmek ise acıyı sabitleştirir.
gönül ise aşkın yakıcı etkisinden kaçmak isterken aslında ona en derininden teslim olan bir münzevidir. o sadece bir his organı mıdır.. o, aşkın bütün kırbaç darbelerine göğüs geren, söküldükçe büyüyen, yandıkça serinleyen bir mabettir.
aşk, insanın kendinden istifa edip, bir başkasının meçhulünde yeniden doğma çabasıdır. ama bu doğum çok ama çok sancılıdır.
aşk, bir varış noktası mıdır yoksa bir kayboluş sanatı mıdır. bir de bu çerçeveden bakmak lazım. kendi eserini acıyla tatmak, o közü içine sindirmek ve meçhulün ortasında yönünü bulamadan yürümeye devam etmek mi gerekiyor acaba! diye de düşündürüyor şiir.
bazen en doğru yol, hiçbir yere çıkmayan o meçhul yoldur.
mahire şairimiz, kelimeleri birer sızı mühürleme aracı olarak kullanmış. şair bazen ele aldığı duyguları öyle bir örer ki, okurken bir labirentin içindesinizdir. çıkışı aramaktan vazgeçip duvarlardaki o nemi seven bir mahkûma dönüşürsünüz.
vitrinlik duyguların ötesine geçen bir şiir. hayat bize hep "bilmeyi", "çözmeyi" ve "başarmayı" dayatırken işte bu şiir "bilme gönül" diyerek bizi daha da özgürleştirdi.
biz bu dürüstlüğü sevdik. aşkın insanı sadece var etmediğini, aynı zamanda benliğini geriye itecek kadar yok ettiğini ve bu yok oluşun içinde bile -onu sayıklayacak- kadar inatçı bir sadakati barındırdığını gördük.
biz o söküklerin arasından sızan acıyı tanıdık. kusursuz bir sevgi yerine,defalarca yanlış kapıları çalmış, "az var anısı" diyerek yetinmeyi bilmiş ama yine de vazgeçmemiş o yorgun ruhu kendimize yakın bulduk.
ayrıca kendi varlığını, bir başkasının yokluğuna kurban etme asaletini de sevdik şiirin, ve sahte neşelerin ortasında sahici bir hüzün sunduğu için..
eyvallah en içten tebrikler ve selam Mahir(e) kaleme
sen sevme gönül dersin ama o yine bildiğini okur.. gönül bu, ota da konar bøka da misali.. :) aşk konusundaki acemiliğimi sherlock amcamdan miras almışım, şiirin çok hoş olmuş..
sevgilerimle, Mahire
mnea tarafından 6.3.2026 13:28:38 zamanında düzenlenmiştir.
Güzel bir şiir, gecenin bu saatinde, sahur beklenirken güzel aktı ruhumuza, ama; bazı sözcükler fazla, örneğin zaman ansızın akmasa daha iyi olmaz mı, oysa zaman kendi yörüngesinde akıp durmakta.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.