3
Yorum
12
Beğeni
4,9
Puan
93
Okunma

I.
Bir sabah, kıyıya vurdu dalga
Köpüklerinde saklıydı ism-i âzamın nefesi
Kum, denizi karşıladı göğsünde
Ben hep senin içindeydim ! Dedi sessizce
Deniz sustu
Fırtına kırbaç gibi iniyorken sırtına ...
II.
Dışımda ne varsa içimdedir!
Diye haykırdı umman, çırpındıkça
Kıyıya savurduğu her taş, her yosun,
Kendi derinliğinden kopmuş bir parçaydı
Kumsal, denizin aynasıydı sadece
Gözle görülmeyen,
Saklı olanın yüzüydü ...
III.
Fırtına dindiğinde
Sular çekildi usulca geriye
Kumsalda kaldı denizin emanetleri
Denizin kabuğu, midyesi
Ve dibinde unuttuğu gözyaşları
Kumsal, denizin açılmış sandığıydı.
Sahil dedi insan,
Sahip dedi hakikat ...
IV.
Ey âşık!
Sen de denizsin
Kumsala varmak isteyen
Fırtınan varsa eğer
Korkma!
O sancı, vuslatın kapısını döver
İçinde biriken ne varsa
Sevdan, yaraların,
Dışa vurur kaderin kumsalına ...
V.
Kum sensin!
Deniz de sen!
Fırtına da
Ayrı sanırsan
Kaybolursun aşkın teninde
Kavuşmak dediğin
Kendine dönmektir aslında
Dibe vurup
Saklı olanı bulmaktır!
VI.
Şimdi sor kendine
Dibimde ne saklı ?
İçine dön ki bulasın
Kendini
Çünkü her vuslat
Bir iç yolculuğun sonu
Her fırtına
Hakikate açılan kapıdır ...
VII.
Deniz kumla kavuştuğunda
Sükût olur geriye kalan
Çünkü
Dış diye bir şey yoktur
Sadece iç ’in
Sonsuz genişliği vardır
Vuslatta !
Çağdaş DURMAZ
5.0
86% (6)
4.0
14% (1)