20
Yorum
37
Beğeni
5,0
Puan
253
Okunma

Not;Ruhun bedene, bedenin toprağa ağır geldiği yerdir dünya arafı...
___________________🍂
______________________________
___________________🦋
Durduğum yer, ayaklarımın altındaki toprağın beni çoktan unuttuğu o ince çizgi.
Ne geriye dönecek bir yolum kaldı ardımda, ne de ileriye uzanacak bir umudum.
Sadece duruyorum; vaktini bekleyen bir hüzün gibi, kendi sessizliğimde sönüyorum.
Bakışlarımdaki o eski fer, şimdi kendi karanlığımı bile aydınlatmaya yetmiyor.
Bir aşkın kendine bu kadar geç kalması, aslında veda ettiği herkesten daha büyük bir keder bırakan bir suskunlukmuş.
İçimdeki o gürültü, dışımdaki bu kaskatı boşluğu bastıramıyor artık.
Araf; kendi sesimin yankısında kaybolmakmış.
Ne bir dua nefes olabiliyor bu yorgunluğa, ne de en derinden çekilen o sessiz iç çekişler.
Zamanın dikişleri patlamış, söküklerinden sadece belirsizlik sızıyor.
Hatıralar birer birer solarak silinirken, ben hâlâ o silik izlerin içinde hayata dair bir nefes arıyorum.
Bulduğumsa sadece o bitmeyen yokluk.
Hangi yöne baksam, manzara hep aynı dumanlı gri.
Kendi gölgeme bile ağır gelmeye başladığım o an anlıyorum;
ben aslında hiç bitmeyecek bir bekleyişin o kimsesiz eşiğinde mahsur kalmışım.
Ne geçmişi silecek kadar güçlü bir hafızam var, ne de yeniden sevecek kadar mecali kalmış bir kalbim.
Öyle bir tükenmişlik ki bu; uyumak bile dinlendirmiyor artık ruhumu, sadece daha derin bir sessizliğe gömüyor.
Gökyüzü burada hep akşamüstü; ne güneşin doğuşuna dair bir inancım var artık, ne de batışına dair bir sitemim.
Işıkla karanlığın birbirine karıştığı o bulanık noktada, kendi yüzümü bile tanıyamaz hale geldim.
Vicdanımla baş başa kaldığım o gece yarıları, aslında sessizliğin en büyük mahkemesi kuruluyor.
Ne bir savunmam var artık hayata karşı, ne de beni haklı çıkaracak bir şahidim.
Ben sadece bu sessizliğin emanetçisiyim.
Eskiden canımı yakan her şey, şimdi sadece birer uyuşukluk.
Acıya bu kadar alışmak, ölmekten daha ağır bir sonmuş aslında.
Artık ne canım yanıyor ne de ruhum sızlıyor, sadece donup kalmış bir kederin nöbetini tutuyorum.
Kader dediğim o kör düğüm, boğazıma düğümlenmiş bir hıçkırık gibi.
Yutkunsam sızlıyor, bıraksam nefesim kesiliyor.
Boşlukta sallanan bir yaprak gibiyim, kendimi sadece bu kimsesizliğin rüzgârına bırakmışım.
Ruhum, bedenim için fazla ağır bir yük artık.
Onu taşıyacak dermanım tükendi, ama bir kenara bırakacak kadar da vazgeçmiş değilim.
İşte tam burada, o eşikte, hiçbir yere ait olamamanın o dingin yalnızlığıyla eriyorum.
Sonunda anlıyorum ki; kurtuluş ne gelmekteymiş ne de gitmekte.
Kurtuluş, artık hiç kimsenin "hiçbir şeyi" olmayı kabullendiğim o mutlak, o derin sessizlikteymiş.
Cemre Yaman
______________📌
5.0
100% (20)