3
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
208
Okunma

Son Kırıntılar
O son yazdıklarını aldım,
içindeki o hüznü, o özlemi içimde yaşadım
yayla kokusunu kaybetmeden aldım
Bir Karadeniz türküsü gibi hissetim seni
istedim; yavaş yavaş okuyayım, içime işlesin, yankı yapsın yayla türküsü
Son Kırıntılar, Yaylalarda çobanlardan kalanlar,
Biri başlar, öteki uzaktan cevap verirdi.
Sis basar dağları, yağmur eksik olmazdı,
Yapılacak tek şeydi türkü söylemek.
Kadınlar ormana gider, balta vururdu ağaca,
Tak tak sesi karışırdı kendi sesine.
Bir haykırırdı "oy oy", yankı dönerdi ormandan,
Öteden başka kadın karşılık verirdi.
Başka bir âlemdi o, başka bir dünyaydı,
Dağ dinlerdi seni, rüzgâr taşırdı sözünü.
Yalnız kalmazdın asla, doğa katılırdı koroya,
Yapraklar, kuşlar, sis, hepsi seninle olurdu.
Artık yok o yaylalar, beton kapladı yolları,
Balta paslandı, yankı sustu, türkü bitti.
Ben kaldım son kuşaktan, son kırıntılar bende,
Belki bir gün ben de gider, her şey unutulur.
Ama durma türkü çığır, susma bacım,
Bu satırlar kalsın, bu dizeler yankılansın.
Bir çocuk okusun bir gün, "vay be" desin,
O eski dünya dirilsin bir an içimizde.
Nakarat (yavaş, içten, hep birlikte söylenir gibi
Yankı sustu sanma, içerde bir yerlerde
hâlâ “oy” diyor bir çocuk, sen sustuğunda bile.
Eksik varsa söyle, bir dize daha ekleriz
Bir "oy" daha koyarız
Bu türkü bitmesin, sen bitmedikçe.
Ben bitmedikçe, biz bitmedikçe.
Yayla yolları beton olsa da,işgal edilse de
içimizdeki yayla hâlâ yeşil, hala masum.…
Oy oy… oy oy…
Gündüz Yavuz..
5.0
100% (4)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.