10
Yorum
23
Beğeni
5,0
Puan
248
Okunma

Dili geçmiş zamanların edilgen anlarında görmüştüm seni,
Bir rüya çekiminin soluk perdesinde kalmıştım.
"İdi"lerin tozlu raflarda sırlanmıştı,
Bir "olmuş"un içinde hapsolmuştum.
Saçların, gelecek zamanın darmadağın takvimleri,
Savruldu rüzgârda, yaprak yaprak ömrüme dağıldı.
Her tel, bir "olacak"ın vaadiydi koparken,
Düştü avuçlarıma, birer birer acı.
Gözlerin, masalımsı bir mış’ın pusunda,
Sadece bana bakacakmışçasına ömür boyu.
O mış ki, şimdi bir aldatmaca,
Bir düş kırığının çatlağında dondu...
Ellerin... Ellerinde ne vakitler saklıydı?
Dokunuşun şimdiki zamanın titrek fiili.
Ama şimdi, yor’un sıcak nefesinde kesildi,
Bir "kayıp gitti"nin soğuk edilgenliği...
Şimdi’nin avucumda kırılan camıdır ellerin,
Geçmişin "gördüm"ü, geleceğin "göreceğim’’i yaraladı.
Zamanın tüm çekimleri, tüm kipleri karıştı,
Geçmişte gelecek, şimdide dün ağladı...
Bir "-miş"li geçmişin sükûtuna sardım seni,
"-di"li geçmişin hatırasına sordum.
"-ecek"lerin umudu söndü zaman lambasında,
"-meli"nin yüküyle çöktüm.
Ve şimdi, bu an, bu dipsiz şimdiki zaman,
Sensiz bir "-dir"in katı gerçeğinde.
Zamanın tüm türevleri senden arta kaldı,
Bir sonsuz "iken "in hüznü, ebedi şimdi ’de...
Hapsoldu bende
Sen ve zaman ...
Çağdaş DURMAZ
5.0
100% (11)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.