22
Yorum
40
Beğeni
5,0
Puan
366
Okunma

Gidişini bir boşluk gibi
Anlatmayacağım,
Boşluk hafiftir çünkü,
İçine düşeni serbest bırakır,
İnsanı kendi dibine teslim eder ve susar.
Sen ise sustuğunda bile içimde ağırlık bıraktın,
Yerçekimi değişti, kelimeler yukarı çıkamaz oldu, göğsümün içinde Görünmeyen bir baskı her şeyi aşağı doğru çekti.
Söylemek istediklerim yükselmek yerine çöktü; cümlelerim
Dizlerimin üzerine kapandı,
Ben konuşmadıkça sen haklı kaldın.
Seni sevmek bir teslimiyet değildi başta; bir dayanışma sandım,
iki insanın birbirine yaslanması gibi.
Oysa zamanla fark ettim ki
Ben yaslandıkça sen geri çekilmişsin.
Omurgamı sana emanet etmişim,
Dik durmayı değil ama eğilmeyi öğrenmişim.
Bir bakışınla susmayı,
Bir susuşunla kendimi suçlamayı,
Her tartışmada içimdeki
Haklıyı susturup seni korumayı alışkanlık hâline getirmişim.
Bir insan başka bir insanı bir anda yıkmaz; yavaş yavaş eksiltir.
Önce sesini kısar, sonra itirazlarını “Abartı” diye küçültür,
sonra hayallerini zamansız bulur.
Gün gelir, aynaya baktığında yüzün sana aittir ama bakışın tanıdık değildir.
Kendini savunacak kelime bulamazsın,
Çünkü kelimelerin çoktan onun terazisinde tartılmıştır.
Ben seni bir ihtimal olarak değil, kesinlik olarak taşıdım içimde. Şüpheyi ayıp saydım,
İçimde yükselen uyarıları nankörlük sandım.
Bu yüzden düşüşüm yüksekten oldu; dizlerim değil, inancım parçalandı.
İnsan en çok “eminim” dediği yerde yanılırmış; ben o cümleyi kalbimin ortasına yazmıştım.
Şimdi içimde dolaşan şey özlem değil; daha karmaşık, daha ağır bir şey.
Sana söyleyemediklerim değil yakan, sana inanmış olmam.
Birine inanmak, kendi içindeki şüpheyi susturmak demekmiş;
Ben içimdeki bütün alarm seslerini kapattım,
Sırf sen huzurlu görün diye.
Birini kaybetmek başka, ona inandığın hâlini kaybetmek başka. Ben ikinciyi yaşadım.
Senden çok, senin yanında kendimden vazgeçmiş olmama yanıyorum.
Çünkü insan sevdiği için değil, kendinden vazgeçtiği için tükeniyor.
Şimdi adını anmıyorum; bu bir olgunluk değil, bir korunma biçimi.
Bazı isimler söylendiğinde değil, içte yankılandığında büyür ve insanın içinde kendine oda yapar.
Ben artık kalbimde kiracı istemiyorum; ne sesini,
ne gölgeni, ne de bende bıraktığın o eksik cümleyi.
Bu bir sitem değil; bu, kendi adıma tuttuğum bir kayıttır.
Ne seni temize çıkarıyorum ne de kendimi bütünüyle suçluyorum.
Sadece şunu biliyorum:
İnsan bazen bir başkasını değil,
O" başkasına inanmış hâlini gömmek zorunda kalır.
Ve ben şimdi, tam da bunu yapıyorum.
İçimdeki mahkemeyi dağıtıyor, savunmaları geri çekiyor, delilleri yakıyorum.
Çünkü bazı hesaplar kazanılmak için değil, kapatılmak için görülür.
Sana dair ne varsa silmiyorum; Sadece yerini değiştiriyorum. Hafızamın en kuytu yerine koyuyorum seni,
Ulaşması zor, dokunması yorucu bir rafa.
Orada ne büyüyorsun ne de eksiliyorsun; sadece ağırlık yapıyorsun.
Artık seni suçlamıyorum da.
Çünkü suç dediğimiz şey bazen iki kişiliktir; biri yapar, diğeri izin verir.
Ben izin verdim.
Sessizliğimle, sabrımla, “geçer” diyerek ertelediğim her gerçekle izin verdim.
Şimdi geriye tek bir gerçek kalıyor:
Ben hâlâ buradayım.
Eksilmiş, yorulmuş, ama kendime dönmeye çalışan bir hâlde.
Ve belki ilk kez, bir başkasını değil,
kendimi savunuyorum.
Cemre yaman
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.