1
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
235
Okunma

Bir akşam, tesadüfen aynı şarkıya tutulmuş iki yabancı bakıştı.
Müzik ağır ağır yükselirken gözler kesişti, Utangaç bir panikle birbirlerinden kaçtı.
Ama kaçmak nafileydi; salondaki antika, kadife kanepe onları zaten çoktan yan yana oturtmuştu.
Sözler önce tutuk, sonra gülüşe, oradan da suskunluğa dönüştü.
Saatler geçti, kimse farkında değildi.
Birbirlerinin kokusunu, nefes alışını, parmaklarının hareketini ezberlemeye başladılar.
O kadar çok sevdiler ki; sevda, acele etmeyen ama geri de dönmeyen bir nehir gibi aktı içlerinden.
Sonra hayat araya girdi.
Biri valizini topladı, başka bir ülkenin topraklarına uçtu.
Diğeri burada kaldı; aynı şehrin aynı gri sabahlarında, aynı denizin aynı dalgalarına bakarak günü yaşıyordu.
Özlem, sade bir Dağ Keçisi gibi inatçı,
Özlemi özleyerek, özleterek konuşuyorlardı
Mektuplar yetmedi, ses kayıtları yetmedi, fotoğraflar hepten yalan söyledi.
Ayrılık öğretti yaşanan yaşamı:
Sevmek bazen beklemeyi,
hatta beklerken acıyıda içten içeriyor.
Yine de yaşam utangaç çocuk gibiydi;
Gün, Ay ve Yıl dönümlerinden sonra;
Hava alanında, tren garında ya da sıradan bir kaldırımda yeniden karşılaştılar
Kelime bulamadılar önce.
Sade/ce bir birlerine sarıldılar.
O sarılmada yılların bütün ağırlığı,
Bütün acısı, bütün hasreti eridi gitti.
İlk fırsatta kaçtılar.
Kasabanın denize bakan otel odasında
Birkaç günlüğüne dünya ikisine aitti.
Balayı değildi, belki resmiyette ama balayından daha manalıydı.
Gülüşleri, dokunuşları, suskunlukları...ve..
Herşeyleriyle yeniden küllerinden doğdular
O kadar derindi ki sevgileri,
bastıkları her yerde güller açtı.
Gerçekten açtı.
Kumsalda ayak izlerinin kenarından, kaldırım taşlarının arasından,
Hatta otel odasındaki halıların dokusundan bile minik pembe tomurcuklar yükseldi.
Sanki toprak da dayanamamıştı o sevgiye;
“Durun, sevgiyi benimle de paylaşın.” dedi,
Bir can olup gül kokuları içinde yürüdüler.
Biliyorlardı ki;
Ne kadar uzaklaşırlarsa uzaklaşsınlar,
Ne kadar ayrı düşerlerse düşsünler,
Yine de bir yerlerde, güzel bir şarkının
Tam ortasında yeniden buluşacaklardı.
Çünkü bazı aşklar, bitmek için değil,
Sonsuza kadar yaşamak için vardır.
Bedri Demirpençe
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.