2
Yorum
26
Beğeni
5,0
Puan
212
Okunma
Kırptığın gecenin uzayan karanlığında
Bozguna uğramış bir gölge
Ve göğe diktiğin dilin bulut kavilinde
Ölesiye toprak çeker varlığı
Göğsünden ki düşer şems
Sürmesini sürdüğü duvarlar sus çığırtkanlığında
Küf menekşelerini soluyan dehlizlerin engerek mabedi
İçi boş odalarında asılıdır silüetleri
Canhıraş yakutların közünde tav,
dizinde ateş, yüreğinde su
Bulanık düşlerin aksayan mahrumiyetinde
Çok da yaşamaz küskün yaşı
Gülüşünde büyümeyen bodur bir kaktüs
Çapanın diş geçiremediği kurak bir iç geçmişi
Şöyle buyurun
Ay seansınızın rötarlı imgesi
Zahmetsiz bir seyrin hangi misafirisiniz
Ve siz zamanı susturan sus ehli
Miladı dolan hangi mektubun mührüsünüz
Küstahlığınızı giyinmiş duygu timsali zat-ı âliniz
Evet evet siz
Az önce, az ötede kıkırdayan mâilenizle nasılları sildiniz
Kimmişi getiren ve gitmek bilmeyen derbeder
En kötü koltukta bekleniyorsunuz
İyi seyirler…
Buruk bir tadın dimağına doğan yağmur
Lütfen kes saçlarını göğümden
Yo, yo
Bu,
bu tanrıların işi; yüklenemem, hem yükselemem de
Lütfunki işgal kokuyor, iltica etme toprağımın sinesine
Ama zaman benden geçiyor,
bilmez misin
Ama dediğin yerde zaman bende son buluyor, bilmez misin
Kıçı kırık dünyanın üstüne ant içebilirim
Yooo
Kâinatı yeminimle bozabilirim
Yapma
Ah, gemilerini yakalı çok oldu ve
limanlarını gözüme kaçıralı
Dur, lütfen; barikat zalimlerin önüne çekilir,
zavallıları sömürür
Peki sen hangi kıyamdasın, söyler misin
*Ben, bende kaybolmuş bir divaneyim…
Hepsi bu.
5.0
100% (7)