Karşılığı alınamayan soyut kavramlara (adalet dağıtmayan bir ilahiyat veya karşılık bulmayan bir sevgi) körü körüne bağlanmanın insanı tükettiyor. Bir inancın veya duygunun değeri, hayatta yarattığı fayda ve karşılık ile ölçülmelidir. İnsanı bu ruhsal esaretten kurtulmaya ve kendi gerçekliğini bolmali. Kısırdöngüden Kurtuluş Eğer insan, kendisini bu adaletsiz ve karşılıksız sistemlere feda etmeye devam ederse, "aydınlığa çıkma" ümidiyle aslında sadece kendi sonunu hazırlar. Boş bir umut uğruna harcanan ömrün, aslında sürekli bir tükeniştir. Sana adalet ve sevgi vermeyen hiçbir şeye kutsallık atfedip kendini feda etme; aksi takdirde kurtuluş sandığın şey senin felaketin olur.
Xwedayê ku edaleta wî tune be Û evîna ku bedela wê tune be Ne hewce ye ku mirov baweriya xwe bidetê
Ji ber vê yekê jî divê mirov tu caran xwe bi tarîtiyên pîroz ve girê nede
Wekî din em ê her dem bimirin û bên kuştin Heta ku em bikaribin bigihîjin ronahiyê...
Yazarın Beyanıdır Orijinali Kürtçedir
Türkçe çevirisi
Kutsal Karanlıklar
Adaleti olmayacak Tanrıya Karşılığı olmayacak sevgiye inanmanın hiç bir faydası olmaz
Bu yüzden insan kendini kutsal karanlıklara prangalamamalidir
Yoksa aydınlığa çıkmak için durmadan ölüyor öldürülüyor olacağız...
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Hayır, bir şiiri anlamak için mutlaka Kürtçe bilmek gerekmez.
Ama şunu unutmamak gerekir: Her şiir kendi ana dilinde daha derin, daha köklü, daha titreşimli yaşar. Çünkü kelimeler sadece anlam taşımaz; kültür, acı, tarih ve ses de taşır.
Mesela Ahmet Arif’in dizelerinde Anadolu’nun sesi vardır; Cegerxwîn’in şiirlerinde ise Kürt halkının direnci ve yüreği atar.
Çeviri bir köprüdür; ama ana dil, evin kendisidir.
Şiiri okumak için Kürtçe şart değil. Ama hissetmek için bazen kelimenin doğduğu toprağı tanımak güzeldir. Kürtçede zengin dildir, gerekirse öğrenilir tıpkı Türkçe öğrendiğimiz gibi..
Nafiz bey şunu anlayanız lütfen ben kürt toplumuna karşı değilim asla bir çok da kürt arkadaşım var
aslolan şu anadolu toprağında olduğunuzu unutmayın siz azınlıksınız biz bir türk halkıyız ayrıca burada bahsetmek istemediğim bir sürü konu var siyaset içeren derdimiz şiir edebiyat sitesindeyiz çünkü konu bu kürtçe şiir yazarsa türkçe açıklamasını da yapması şairin benim onun atesitliği ile bir derdim yok kimsenin inancıyla inançsızlıyla bir derdim asla olamaz saygı duyarım hatta inancı haklı sebebleri kendinedir saygı duyarım bu anlaşılmıştır umarım ve son cevabımdır
o zaman ben de şöyle diyeyim ; madem bu topraklardasınız üstelik T.C vatandaşı yazıyor kimliğinizde dilim diliniz bilseydiniz ne güzel olurdu ayrımcılığı yapmasanız dilde olmaz mı
Kürtçe dilinde yazmasını bilmeme rağmen sayfasına girip çift taraflı şiirlerini okumam zaten tarafsızlığımın belirtisiydi ki şairle daha önce de diyaloğumuz oldu ben üye ayırmam girer sayfaya okurum sadece yanlış anlaşılmasın şahsi hiçbir sorunum yok sadece ana dilime saygı gösterilmesini istedim bir türk vatandaşı olarak hepsi bu zira burası Türkiye toprakları yani ana vatanımız bizim
Sayın şairim İfade ettiğiniz husus, iletişimin temel meselesine işaret ediyor: Başlangıç nasıl yapılırsa, süreç de çoğu zaman o yönde ilerler. İlk adımın açık, kapsayıcı ve herkesin anlayabileceği bir zeminde atılması elbette birçok yanlış anlamanın önüne geçebilirdi.
Ortak paydada buluşma önerisi, baştan itibaren çift dilli bir yaklaşımı gerektirirdi diyorsunuz; bu bakış açısı kendi içinde tutarlıdır. Çünkü özellikle dil gibi hassas konularda, başlangıçtaki tercih niyetin nasıl algılanacağını doğrudan etkiler. Sonradan yapılan açıklamalar çoğu zaman ilk oluşan kanaati değiştirmekte yetersiz kalabilir.
Ancak iletişim tek taraflı bir eylem değildir; bazen eksik bırakılan bir adım, iyi niyetli bir açıklamayla tamamlanabilir. Önemli olan, gelinen noktada gerilimi büyütmek değil; karşılıklı anlayışı güçlendirecek bir zemini yeniden kurabilmektir.
Sözlerinizdeki “başlangıç ve ilk adım önemlidir” vurgusu yerindedir. Bununla birlikte, sağduyu ve diyalog da en az ilk adım kadar kıymetlidir. Saygılarımla şiirle aşk ile sevgi ile..
Sayın Karak Faruk bey sonradan şiire yaptığı türkçe açıklamayı başta yapsa bunlar yaşanmazdı madem orak paydada buluşmamızı önerdiniz ilk başta yapması gereken türkçe ve kürtçe dilde şiiri yazmak olacaktı başlangıç ve ilk adım önemlidir daima değil mi sorun burada zaten anlayabilene elbet
Meseleye biraz daha sakin ve karşılıklı anlayış çerçevesinde bakmak gerektiğini düşünüyorum.
Bu topraklar hepimizin. Türk’üyle, Kürt’üyle, farklı kimlikleriyle bir arada yaşayan insanların ülkesi burası. Kimsenin kimseye dil dayatma gibi bir zorunluluğu olmadığı gibi, kimsenin anadilini kullanmasından dolayı da sorgulanmaması gerekir.
Türkiye sınırları içinde yayın yapan bir platformda Türkçe açıklama yapılmasını istemek anlaşılabilir bir beklenti olabilir; ancak bunu bir yükümlülük ya da şart gibi ifade etmek ister istemez kırıcı bir tona bürünebiliyor. Dil, bir iletişim aracıdır; zorunluluk değil, köprü olmalıdır.
Halkların kaynaşması, karşılıklı saygıyla olur. “Bu topraklar bizim” cümlesi doğruysa — ki doğrudur — o “biz” kelimesinin kapsayıcı olması gerekir. Aksi halde kaynaşma değil, mesafe büyür.
Herkes kendi dilinde var olsun; ortak zeminde buluşmak ise dayatmayla değil, gönüllülükle mümkün olur.
türkün türkçe öğrenmek gibi bir zorunluluğu yok zaten ana dili ve ayrıca topraklarında azınlık bir halk olarak yaşayan kürtlerin dilini de öğrenmek gibi bir zorunluluğu yok ve fakat Türkiye sınırları içinde türk dil ve edebiyatını yayınlayan bir siteye eser ekliyorsa kürdün bireyi her iki dilin açıklamasını da yapmakla yükümlüdür bana göre okunmasını istemiyorsanız yorumlara kapatırsınız konu kapanır Sandalcı sağ olsun soruma cevap oldu teşekkür ederim kendisine halkların kaynaşması için seçilen yol bu değil bilesiniz aksine ötekileştiriyorsunuz var gücünüzle ki mübarek ola ama gerçek olan şu bu topraklar bizim
Sevgili Şairim bu güzel ve açıklayıcı yorumunuz için teşekkür ederim 🙏 Dillerin neden Hakların varoluş temellerine dayandığını ve aynı zamanda o temelin bizatihi dilin kendisi olduğunu bizlere tekrar hatırlattın teşekür ederim selam ve sevgilerimle.
Nafiz bey şunu anlayanız lütfen ben kürt toplumuna karşı değilim asla bir çok da kürt arkadaşım var
aslolan şu anadolu toprağında olduğunuzu unutmayın siz azınlıksınız biz bir türk halkıyız ayrıca burada bahsetmek istemediğim bir sürü konu var siyaset içeren derdimiz şiir edebiyat sitesindeyiz çünkü konu bu kürtçe şiir yazarsa türkçe açıklamasını da yapması şairin benim onun atesitliği ile bir derdim yok kimsenin inancıyla inançsızlıyla bir derdim asla olamaz saygı duyarım hatta inancı haklı sebebleri kendinedir saygı duyarım bu anlaşılmıştır umarım ve son cevabımdır
o zaman ben de şöyle diyeyim ; madem bu topraklardasınız üstelik T.C vatandaşı yazıyor kimliğinizde dilim diliniz bilseydiniz ne güzel olurdu ayrımcılığı yapmasanız dilde olmaz mı
Kürtçe dilinde yazmasını bilmeme rağmen sayfasına girip çift taraflı şiirlerini okumam zaten tarafsızlığımın belirtisiydi ki şairle daha önce de diyaloğumuz oldu ben üye ayırmam girer sayfaya okurum sadece yanlış anlaşılmasın şahsi hiçbir sorunum yok sadece ana dilime saygı gösterilmesini istedim bir türk vatandaşı olarak hepsi bu zira burası Türkiye toprakları yani ana vatanımız bizim
Sayın şairim İfade ettiğiniz husus, iletişimin temel meselesine işaret ediyor: Başlangıç nasıl yapılırsa, süreç de çoğu zaman o yönde ilerler. İlk adımın açık, kapsayıcı ve herkesin anlayabileceği bir zeminde atılması elbette birçok yanlış anlamanın önüne geçebilirdi.
Ortak paydada buluşma önerisi, baştan itibaren çift dilli bir yaklaşımı gerektirirdi diyorsunuz; bu bakış açısı kendi içinde tutarlıdır. Çünkü özellikle dil gibi hassas konularda, başlangıçtaki tercih niyetin nasıl algılanacağını doğrudan etkiler. Sonradan yapılan açıklamalar çoğu zaman ilk oluşan kanaati değiştirmekte yetersiz kalabilir.
Ancak iletişim tek taraflı bir eylem değildir; bazen eksik bırakılan bir adım, iyi niyetli bir açıklamayla tamamlanabilir. Önemli olan, gelinen noktada gerilimi büyütmek değil; karşılıklı anlayışı güçlendirecek bir zemini yeniden kurabilmektir.
Sözlerinizdeki “başlangıç ve ilk adım önemlidir” vurgusu yerindedir. Bununla birlikte, sağduyu ve diyalog da en az ilk adım kadar kıymetlidir. Saygılarımla şiirle aşk ile sevgi ile..
Sayın Karak Faruk bey sonradan şiire yaptığı türkçe açıklamayı başta yapsa bunlar yaşanmazdı madem orak paydada buluşmamızı önerdiniz ilk başta yapması gereken türkçe ve kürtçe dilde şiiri yazmak olacaktı başlangıç ve ilk adım önemlidir daima değil mi sorun burada zaten anlayabilene elbet
Meseleye biraz daha sakin ve karşılıklı anlayış çerçevesinde bakmak gerektiğini düşünüyorum.
Bu topraklar hepimizin. Türk’üyle, Kürt’üyle, farklı kimlikleriyle bir arada yaşayan insanların ülkesi burası. Kimsenin kimseye dil dayatma gibi bir zorunluluğu olmadığı gibi, kimsenin anadilini kullanmasından dolayı da sorgulanmaması gerekir.
Türkiye sınırları içinde yayın yapan bir platformda Türkçe açıklama yapılmasını istemek anlaşılabilir bir beklenti olabilir; ancak bunu bir yükümlülük ya da şart gibi ifade etmek ister istemez kırıcı bir tona bürünebiliyor. Dil, bir iletişim aracıdır; zorunluluk değil, köprü olmalıdır.
Halkların kaynaşması, karşılıklı saygıyla olur. “Bu topraklar bizim” cümlesi doğruysa — ki doğrudur — o “biz” kelimesinin kapsayıcı olması gerekir. Aksi halde kaynaşma değil, mesafe büyür.
Herkes kendi dilinde var olsun; ortak zeminde buluşmak ise dayatmayla değil, gönüllülükle mümkün olur.
türkün türkçe öğrenmek gibi bir zorunluluğu yok zaten ana dili ve ayrıca topraklarında azınlık bir halk olarak yaşayan kürtlerin dilini de öğrenmek gibi bir zorunluluğu yok ve fakat Türkiye sınırları içinde türk dil ve edebiyatını yayınlayan bir siteye eser ekliyorsa kürdün bireyi her iki dilin açıklamasını da yapmakla yükümlüdür bana göre okunmasını istemiyorsanız yorumlara kapatırsınız konu kapanır Sandalcı sağ olsun soruma cevap oldu teşekkür ederim kendisine halkların kaynaşması için seçilen yol bu değil bilesiniz aksine ötekileştiriyorsunuz var gücünüzle ki mübarek ola ama gerçek olan şu bu topraklar bizim
Sevgili Şairim bu güzel ve açıklayıcı yorumunuz için teşekkür ederim 🙏 Dillerin neden Hakların varoluş temellerine dayandığını ve aynı zamanda o temelin bizatihi dilin kendisi olduğunu bizlere tekrar hatırlattın teşekür ederim selam ve sevgilerimle.
Tavsiyeniz için teşekkür ederim. Saygı ve saygısızlık konusunda gerçekten hemfikiriz; ikisi de misliyle karşılık bulur. Fakat bir noktayı düzeltmek isterim: Bir şiirin altına Kürtçe bir söz yazıyorsunuz, bir hanımefendi samimi bir şekilde “Ne anlama geliyor?” diye soruyor. Ben de ona kısa ve net bir açıklama yapıyorum. Bunu “ölçüyü aşmak” ya da “başka bir yorumcunun yorumunun altına yorum yapmak” olarak görmek biraz zorlama oldu. Platformda yorumlar zaten zincir şeklinde akar. Merak edilen bir şeyi açıklamak nezakettir, saygısızlık değil. Siz de doğrudan şiire değil, kendi mesajınızı iletmek için Kürtçe bir ifade tercih ettiniz; doğal olarak sorular geldi. Bu da hayatın akışı. Şiirin “kimin ne anladığıyla ilgili” olduğunu siz söylediniz. Ben de kendi penceremden baktım ve gördüğümü söyledim. Tarihte örnekleri bol olan o “farklı pencereler”den biri işte bu. Kim ne kadar almak istiyorsa artık… Saygılar.
Bu arada Sandalci beyefendiye tavsiyem, Saygıda Saygısızlıkta misliyle karşılık bulan kavramlardır. Bundan kim ne kadar almak istiyorsa artık. Sözüm ona birileri direk yazarın eserine yorum yapmak yerine, bir başka yorumcunun yorumunun altına; ölçüyü aşarak yorum yapması ne kadar ahlakı bir durumdur kendilerine sormak lazım. Bir şiir o şiiri yazan kişinin en yoğun duygularını barındırabilir elbette lakin bam başka bir pencereden de bakmış olabilir yazarken kimin ne anladığı ve nasıl okuduğuyla ilgilidir. Tarihte sayısız örnekler var bu anlamda.
İnsan ne kadar dil öğrense o kadar değer kazanıyor ve hata o kadar insandır demek yanlış olmaz sevgili suyun sancısı. Elbette imkânlar dahilinde. Hürmetler sevgiler efendim.
Daha önce bu şiirin Türkçesini yayınlamıştım o yüzden orijinalini Kürtçe olarak yayınlamak istedim tekrar. Ama yine de, tam karşılığını vermesede Türkçesini de yine yayınladım tekrar olsun.
Saygi duymak zorunda degiliz. Karsidakine saygiyi kurban etmek zorunda da degiliz. Onlar inananlarin inancina karismasinlar yeterli. Zira biz karismiyoruz.
Tavsiyeniz için teşekkür ederim. Saygı ve saygısızlık konusunda gerçekten hemfikiriz; ikisi de misliyle karşılık bulur. Fakat bir noktayı düzeltmek isterim: Bir şiirin altına Kürtçe bir söz yazıyorsunuz, bir hanımefendi samimi bir şekilde “Ne anlama geliyor?” diye soruyor. Ben de ona kısa ve net bir açıklama yapıyorum. Bunu “ölçüyü aşmak” ya da “başka bir yorumcunun yorumunun altına yorum yapmak” olarak görmek biraz zorlama oldu. Platformda yorumlar zaten zincir şeklinde akar. Merak edilen bir şeyi açıklamak nezakettir, saygısızlık değil. Siz de doğrudan şiire değil, kendi mesajınızı iletmek için Kürtçe bir ifade tercih ettiniz; doğal olarak sorular geldi. Bu da hayatın akışı. Şiirin “kimin ne anladığıyla ilgili” olduğunu siz söylediniz. Ben de kendi penceremden baktım ve gördüğümü söyledim. Tarihte örnekleri bol olan o “farklı pencereler”den biri işte bu. Kim ne kadar almak istiyorsa artık… Saygılar.
Bu arada Sandalci beyefendiye tavsiyem, Saygıda Saygısızlıkta misliyle karşılık bulan kavramlardır. Bundan kim ne kadar almak istiyorsa artık. Sözüm ona birileri direk yazarın eserine yorum yapmak yerine, bir başka yorumcunun yorumunun altına; ölçüyü aşarak yorum yapması ne kadar ahlakı bir durumdur kendilerine sormak lazım. Bir şiir o şiiri yazan kişinin en yoğun duygularını barındırabilir elbette lakin bam başka bir pencereden de bakmış olabilir yazarken kimin ne anladığı ve nasıl okuduğuyla ilgilidir. Tarihte sayısız örnekler var bu anlamda.
İnsan ne kadar dil öğrense o kadar değer kazanıyor ve hata o kadar insandır demek yanlış olmaz sevgili suyun sancısı. Elbette imkânlar dahilinde. Hürmetler sevgiler efendim.
Daha önce bu şiirin Türkçesini yayınlamıştım o yüzden orijinalini Kürtçe olarak yayınlamak istedim tekrar. Ama yine de, tam karşılığını vermesede Türkçesini de yine yayınladım tekrar olsun.
Saygi duymak zorunda degiliz. Karsidakine saygiyi kurban etmek zorunda da degiliz. Onlar inananlarin inancina karismasinlar yeterli. Zira biz karismiyoruz.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.