21
Yorum
34
Beğeni
5,0
Puan
342
Okunma

Münzevi bir gölgeydi öncesi:
İzzet-i ikramlarda bulunduğum ah ki ah,
Koca sofranın da güncesi.
Metruk zincirlerden boşalırdı ahali vakit o vakit ki…
Gök gürledi
Yeryüzü semirdi
Ve biledikçe biledi zalim kükreyen nefretini, kinini
Oysaki öğün atlıyordu kâinat
Aşka delalet uçuşan kuşların da kırık iken kanadı
Övünçle sevdiğim sevildiğim mademki bir rivayet
Sözcüklerle el ele gezindiğim
Günü kurtaran kim ise kini ile iştigal
Aşkla beyhude sevgilere kanat açan şu yürek nasıl ki hemhal
Sadece kendiyle önüne b/aktığı kadar kanayan yaralarına
Merhem miydi yoksa şiirler?
Kandığı kadar
Kanatmadığı kadar da içi dışı dolu iken asalet
Fışkıran kanına tek tanık yüce Rahman
Göğün müridi nice ümidi
Savsaklayan kimse yakınında uzağında
Ve gürleyen yaşları
Gülümsemeye de ant içmişken dudakları,
Andığı kadar dününü özlemle.
Kanıksanası bir d/okunuş
Mahal verense zemheri
Açmaya doyamadığı kadar da içinde saklı nice tohumu
Ekmekle iştigal hayata
Edindiği kadar tüm terbiye ve sadakat
Müzmin o yolcu ki uzaklarda adeta bir hayalet
Gelmekle gitmek arasındaki farkı bilense sadece Rabbi
Bir ant
Bir anı
Bir anda yüzüne çemkiren o inat dolu iblisi
Görmekten ziyade
Gönül gözünde saklı dirhem dirhem sevgiyi
Sunmaksa layığı ile
Sevmekse alnının akında
Şiarı o mevki rastlaşmamak adına
Ne dün ne de gün söverken o karanlığa…
Varsa yoksa
Yarınlara meylettiği
Aşkla ve gururla
Yâdında ne ise bir teselli
Aramadığı kadar ahvalinde
Tecelli edecek yeni günü ve ümidi
Duaları kabul olur diye tez elden…
5.0
100% (18)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.