13
Yorum
19
Beğeni
5,0
Puan
208
Okunma

Zamanın durduğu o en kuytu saatte başlıyor sızım,
Şehir çoktan uyudu, ben yine kederinle baş başayım.
Elimde paslı bir kürek, ruhumda dinmeyen bir sarsıntı,
Kendimden sakladığım ne varsa, çıkarmaya kararlıyım.
Bir mezar kazıyorum her gece anılarıma; derin ve soğuk,
Toprak bile isyan ediyor artık bu bitmek bilmez yüküme.
Sana dair ne biriktirdiysem; bir gülüş, bir bakış, bir son soluk,
Hepsini tek tek diziyorum bu karanlık ve ıssız bölüme.
Gitmekle gidilmiyor meğer bu aşktan,
Her adımda biraz daha sen oluyorsun.
Seni gömmek; aslında her gece kendimi feda etmekmiş,
Yeniden başlamak için, önce içindeki o sağır ölüleri susturman gerekmiş.
İlk küreği o ilk karşılaştığımız güne vuruyorum hırsla,
Gözlerindeki o yalancı bahar, şimdi toprakla kucaklaşıyor.
Yüreğim bir savaş alanı; her zerrem dolu binbir yara ve yasla,
Ben sustukça, içimdeki o çocuk her geçen an daha çok ağlıyor.
Sonra o ilk yalanını alıyorum avuçlarımın arasına,
Ne kadar da ağır geliyordu o zamanlar, şimdi bir toz bulutu.
Tuz basıyorum her gece, aşkın o hiç kapanmayan yarasına,
Yokluğun, bir cellat gibi başucumda bekleyen o son umuttu.
Sadece acıyı değil, sana duyduğum
o aptalca şefkati de,
Gömüyorum bu gece; kök salmasınlar diye bir daha ruhuma.
Adını anarken titreyen sesimi,
o bitmek bilmez hasreti de,
Bırakıyorum karanlığın içinde,
o hiç geçmeyecek olan uykuma.
Mezar kazmak yoruyor insanı, ama gömmemek daha çok acıtıyor,
Ortada kalan her hatıra, bir hançer gibi saplanıyor göğsüme.
Gecenin ayazı, senin yokluğunla birleşip canıma yetiyor,
Sitemim sana değil aslında, bu bitmek bilmez mahkumiyetime.
"Gittin" diyorum toprağa, "Gitti ve bir enkaz bıraktı geride,"
Her kürek darbesiyle biraz daha uzaklaşıyorsun benden.
Senden kalan o kırık plak çalıyor hâlâ hayalimde bir yerlerde,
Ama artık ne notası kaldı bu aşkın, ne de tek bir iz o günden.
Sonsuza dek sürecek sanıyorsun bu amansız defin töreni,
Oysa ben ömür boyu kazsam da bitmez içimdeki bu derin sızı.
Aşk, bazen sevmeyi değil, sessizce yolcu etmeyi öğrenmektir seni;
Alnıma mühürlenen bu en kara, bu en aşksal ve en acı yazı.
Ellerim kanıyor, ruhum nasır tutmuş, umurumda bile değil,
Yeter ki bu gece bitsin bu iş, bu hatıralar toprak altında kalsın.
Kibirli bir veda değil bu; sadece bir teslimiyet, bir eğiliş,
İstedim ki her bir parçan, bu gece hak ettiği huzuru alsın.
Ama biliyorum; yarın gece yine aynı çukurun başında olacağım,
Gömdüğüm yerden filizleneceksin, bir sarmaşık gibi dolanacaksın.
Ben seni öldürdükçe, ben sende yeniden ve yeniden doğacağım,
Sen benim her gece kazdığım o mezarda, en taze yaram kalacaksın.
Terim toprağa karışıyor, gözyaşım ise artık sadece bir ayrıntı,
Kelimelerin sustuğu o karanlık boşlukta başlıyor asıl feryadım.
Bu öyle bir dram ki; ne bir sonu var, ne de umuttan bir kırıntı,
Seni gömdükçe içimde daha çok büyüyor o devasa ve yaralı adım.
Güneş doğmak üzere, son küreği de fırlatıyorum kenara,
Üstünü örttüm anıların, ama sızısı kaldı bende miras gibi.
Bir mezar kazdım bu gece de; hem sana, hem de o büyük yaraya,
Ben bittim ama bu aşk, hâlâ içimde dipsiz bir uçurum dibi.
Cemre Yaman
───୨ৎ──🥀
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.