1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
37
Okunma
Senin zihninde fırtına, bende durgun göl,
Aynı yağmurda bile ayrı ıslanırız.
Senin vahan belki benim için kuru çöl,
Biz bu zıtlığın içinde anca uslanırız.
Sen gümüş bir hançer gibi sözü bölersin,
Ben o kesikte sızlayan sessiz bir izim.
Sen kendi göğünde dilediğince gülersin,
Ben kendi dibimde, en koyu denizim.
Aynı masada iki ayrı gurbet gibiyiz,
Ekmek bölüşürken bile niyetler başka.
Kendi içimizde kilitli birer mahzeniz,
Açılan kapılar başka, cinayetler başka.
Senin gerçeğin benim rüyamı kurşunlar,
Benim doğrum senin yoluna bir barikat.
Havada çarpışır o sivri, sert yorumlar,
Çıplak bir kavgadır aramızdaki hakikat.
Sırt sırta vermiş iki dağ gibi dursak da,
Zirveler kar tutmuş, geçit vermez aralar.
Aynı hevesle, aynı hayali kursak da,
Senin merhemin benim bağrımı yaralar.
Ne ben sana uyarım ne sen benim bendime,
Her fikir bir düğüm, çözüldükçe dolanır.
Herkes kendi sesiyle dönerken kendine,
Bulanan sular ancak böyle durulanır.
5.0
100% (1)