0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
150
Okunma
Ey Kadın!
Cennetin neresinde büyüdün sen,
Hangi vakitte yoğruldu adın,
Zaman sana dokunurken abdestli miydi?
Hangi kutsal sırrı taşıyor
Cennet kokan gözlerin,
Bakınca insan kendini unutuyor
Ve unutuş bir makam oluyor.
Hangi duaya gizlendin de
Adın anılınca kalp secdeye varır,
Dizlerim irademden önce çözülür
Aşk, imanın eşiğinde diz çöker.
Hangi meleğin kanadından düştü
Sesindeki o sükût;
Konuşsan dünya bozulacak sanki,
Sussan âlem tamamlanıyor.
Bakışın bir ayet gibi iner geceye,
Harfleri nurdan, manası derin,
Okundukça çoğalır içimde sabah
Ve her fecrin adı sen olur.
Gülüşün kaderime yazılmış bir müjde,
Levhi mahfuzda kalbimle yan yana,
Gülerken bir kul sevap kazanır,
Ben bakarken günahlarım susar.
Susuşun bile ibadet kadar pak,
Bir dergâh eşiği gibi durur içimde,
Girsem arınırım,
Girmesem hasretim büyür.
Saçların bir gece zikri,
Her telinde ayrı bir “Hû!”,
Dokunsam dünya ağırlaşır,
Dokunmasam nefsim susuz kalır.
Yürüyüşün kaderi yavaşlatır,
Toprak seni tanır,
Ayak izlerinden çiçek öğrenir
Nasıl sabırla açılırmış bilir.
Adın dudaklarımda yarım bir dua,
Tamamlasam kendimden geçerim,
Eksik bıraksam kalbim ağlar,
Aşk böyle bir imtihan işte.
Sana bakmak bir aynaya bakmak değil,
Sana bakmak Hakk’ı aramak,
Suretin perde,
Manan sonsuzluk.
Ne tamamen dünyevisin
Ne bütünüyle uhrevi,
Sen iki âlemin
Birbirine değdiği yerdesin.
Ey Kadın!
Seni sevmiyorum sadece,
Ben sende terbiye oluyorum,
Aşkınla adam oluyorum.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(10 Şubat 2026)
5.0
100% (2)