0
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
39
Okunma
Toprağın sessizliğinden kaldırdım başımı,
Ayağıma bulaşan geçmiş hâlâ ıslaktı.
Çamur, sadece bedenimde değil
Aklımın kenarlarında da iz bırakmıştı;
Yürümeyi öğrenmeden düşmüştüm.
Eline verilen ham maddeyi tanımayan,
Kaderi suçlar.
Oysa yoğrulmadan şekil çıkmaz,
Bastığın zemin öğretmiyorsa
Yol seni oyalıyordur.
Ben, ağır bir topraktan çağrıldım
Avuçlarım hâlâ dünyaya bakar.
Ama içime üflenen nefes
Yer çekimine itirazdır;
Düşerken bile yukarıyı hatırlatır.
Kalp, çamurla karıştırılmamalı.
Orası tartı yeri değildir,
Yön evidir.
Ağırlık yapan ne varsa
Secdeyi geciktirir.
Görünmeyeni tanımayan göz,
Yüzeyi hakikat sanır.
Oysa iman,
Derine inen bir kök gibi
Sessizce büyür.
Her sevgi temiz değildir,
Her korku uyarı sayılmaz.
Bazısı diz çöktürür,
Bazısı doğrultur.
Kalp hangisinin çağırdığını bilmezse
İkisine de teslim olur.
Makbul olmayanı söküp atmak
Bir iç depremdir.
Duvarlar çatlar,
Alışkanlıklar bağırır
Ama temizlik sarsıntıyla başlar.
Son sandığım yerlerde
Alnım toprağa değdi.
Meğer bitiş değilmiş o,
Yükten kurtuluşmuş;
Secde bazen yolun kendisidir.
Yönümü kaybettiğim her anda
Yer beni çağırdı.
Çünkü insan,
En çok eğildiğinde
Doğruyu görür.
Ben kalabalık doğrulardan kaçtım,
Tek bir hakikate sığındım.
Söz sustu, iddia çöktü,
Geriye
Yalın bir niyet kaldı.
Başa dönmek sandım bu hâli,
Oysa asla yaklaşmakmış.
Toprağa değen alın
Zamanı değil, kibri bırakır.
Çamurdan secdeye giden yol
Düz değildir.
Çatlaklar, düşüşler,
Bekleyişler ister.
Ama her adım
Yukarıya doğru eğilir.
Şimdi anlıyorum ki
Secde bir hareket değil,
Bir yön değişimidir.
Kalp yere değince
Ruh doğrulur.
Ben toprağın içinden
Göğe açılan bir kapı buldum.
Çamurdan geldim
Ama secdede,
Kendime döndüm.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(8 Ocak - 9 Ocak 2026)