Unut gitsin Bir miskinden bir yetimden Tatmamışsan o açlığı Sahile çarpar denizler Ay ışığında yakamoz Bir el yırtar karanlığı Domuz leşinden değersiz Dünya hakimi krallar Başlarında elmas taçtan Saltanatı yaz ey şair ! Ayrılığı sorma bana Bak bir yaprak düşmüş yere Nasıl kopmuştur ağaçtan Rüzgârların feryadıyla Terketmiş dalı yavaştan Duymuyorsan unut gitsin.
Unut gitsin Sevmeleri sevilmeyi Gündüz geceye küs olmuş Kandiller de bayramlarda Anneanne ve dedeyi Hatırlamak bir lüks olmuş Pencereme serçe konmaz Duvar da bir Mona Lisa Bir gülümser Bir somurtur Ne güzel kokar begonya Hür ve mesut bir saksıda Eskiden başucu Kuran Mushaf içinde süs olmuş Sormuyorsan unut gitsin.
Dünya bir katara benzer Gider menziline doğru Toprakların,denizlerin Son durağı mahşer yolu Düşünürüm ey kerimem Bir mefküre düşlemeden Karnında taşıma oğlu Atan mezarında inler Bayrak gökyüzünde nadan Bir ses gaipten seslenir Bir karınca incitmeden Ölmüyorsan unut gitsin Unut gitsin.
S.Aygün Tüfekçi
Paylaş:
6 Beğeni
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Bak ne güzel diyerek süsleyerek dünyayı Unutturup onlara Yaradanı Mevlâyı Onların elleriyle hakkı devireceğim Ademoğlunu sana karşı çevireceğim
Ve İblis lanetlenir en nihayet kudretten Ateşten gömlek giyer kovularak cennetten
Bir zaman nidâ geldi cennettekiler gelin ! Bu çamurun önünde secdelere eğilin Bunu duyan melekler emre amâde gerek Hepsi secdeye gitti bu Allah’tan diyerek
Dünyada ki keşmekeş hali gören melekler Yarabbi bunca zulme doymadı mı felekler Ey melekler zihinden silin dünya pusunu Benden başka kim bilir birşeyin doğrusunu ?
Ve Adem yaratıldı cennetin köşesindeNe karanlık ne gündüz nuranî olan yerde Bir ses geldi Allah’tan duydu tüm melekler İnsan yaratacağım ! İnsan yaratacağım ! Ruhumdan bir parçayı ruhuna katacağım
Uyvar önünde türkü ! Kılıçarslan kısrağının soluğunda azim ! Sina çölünde Yavuz ! Ölümün öldüğü Çanakkale’de ! Ölümsüz ruh benim !
Bir zeytin tanesiyle Uzak Asya bozkırında Kılıcımın heybetli gölgesinde Sahura kalkan Ve Balkanlar’da serin serin akan Tuna kıyısında Bir üzüm bahçesinde İftar yapan benim !
Yazıtlarım Kandır , irfandır Doğuda Uygur Batıda Selçuklu Anadolu bozkırlarında Osmanlı benim !
Ayı imrendiren , Yıldızları kıskandıran , Kırk Çeri’siyle adını Arş’a nakışlayan Kürşad’ın soluğuyla Çin seddinin sinesinde benim ! Gök Tanrım’dır adımı yazan
Benim korkumdur sınırları çizen Dandanakan’da , Kıpçak diyarında Bir baştan bir başa Korkunç Türk denilir adıma
Bırakın bir tenha da tabutumla başbaşa Cesedi mi uzaktan keyifle seyredeyim Sakın ismim konmasın garip , ,kimsesiz taşa Toprağın sinesine hoyrat hoyrat gideyim
Yalanlar filizlenmiş yeşerir bahçelerde Gölgeler isyan eder sahibim acep kimdir
Başımı okşamasın denizlerin rüzgarı Geçit vermesin bana girdapa çıksın yolum Yıllardır çiğnediğim şu garip toprakları Bundan böyle sırtımda ben taşısam diyorum
Dostlarım öldüğümde kefenleyip paklayın! Kabrimin yeri burda bu resimde saklayın! Nihayet bende birgün bir resim olacağım Şu isli duvarlarda uykuya dalacağım!
Sade bir tablo değil belki billûrdan fanus Durun ey sahte aşklar ya secde et yada sus!
Kubbelerden okutsam İtrî vari besteyi! Fuzuli’nin ruhundan su gibi kasideyi! Arınsın şu dalgalar Baki’nin ırmağında Arifler aşkı bulur çilenin kaynağında
Yıllar yılı mızrapsız, sessiz,bir kırık sazdım Çiçekleri kurumuş güneş görmeyen yazdım
Bir hisle çekiversem gökyüzünden şu ayı! Akıtsam bulutlardan damla damla duayı! Sen gönlüme neşesin serinlediğim havuz! Yokuşlarımda ferah girdaplarda klavuz
Sanki kudret burada ölümsüz aşkı yazmış Aramız da ki engel şu münafık duvarmış
Baktım doymak hissiyle bir tanecik resmine Kavuştum anıların uhrevi alemine
Bir fanidir elbette saçın kemiğin etin Yatar Çanakkale’de günahına diyetin
Bir can nasıl verilir öğretti evlâdına Kaldırsam toprağını cennetlerin bağına Ezelden sevdalısı mahzun Uhud Dağı’na Bakışından sorulur !Ne büyüktür tufanda
Yüce Nuh’un yasası Kızıldeniz’de nurdur Musa ile asası Balıklıgöl’e düşen Çanakkale tasası Akışından sorulur !O Allah Allah diye seherde ağlayanda ! Bütün mazlumlar için yüreği kaynayanda !
İşte işte o vardır elmas altın gümüşte ! Kundaktaki bebekte tabuttaki ölmüşte !.O Kahhar sıfatıyla zemheride kışta o !
O güneşe doğ diyen yerküreyi batıran ! O fani bir yiğide şehadeti tattıran ! O var o var masumun arştaki nakışında ! O yedi kat semanın şimşekli çakışında !
O Kün emriyle maruf taşta başta dilde o ! Suyu Ravzadan gelen mübarek sebilde o !
Madem yüce bir dava biçim verdi alnına O kartal bakışların düşmanına salına Göz koydum hainlerin tünediği dalına Yayında nur okunu germesini bilmeli !
Bu yollar hep çetrefil yokuşu aşmalısın Yedi düvel için de özgür yaşamalısın
Oturmuşsa bu kutlu davanın sofrasına Vatanı ilmek ilmek örmesini bilmeli ! Bir kör kurşun süzülür alnının ortasına Yattığı siperinden görmesini bilmeli !
Koskoca bir milletin canhıraş milli mücadelesi tek bir şahsın kahramanlığına arz edilemez."
Mübarek ramazanlarınızın hayırlara ve yeni başlangıçlara vesile olmasını temenni ederim her insan bir uçurumdadır ancak Allah Tealanın uzattığı ele tutunabilirse o uçurumdan kurtulur Hasbin Allah nimel vekil o ne güzel bir dosttur
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.