0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
22
Okunma
Göz sandığın bir kapıydı,
Açılır kapanır, yorulur.
Can gözü ise beklemez,
Bir anlık gaflette bile doğrulur.
Nice bakış geçti yüzümden,
Hiçbiri beni görmedi.
Can gözü bir kez değdi mi,
Ne yüz kaldı
Ne “ben” dedi.
Göz ışık ister, renk ister
Can gözü karanlıkta açılır.
Perde düşünce değil,
Düşünce sustuğunda kalkılır.
Bir bakış vardı içimde,
Adını bilmiyordum.
Ne zaman sustum bütünüyle
İşte o vakit görüyordum.
Can gözü sormaz “bu nedir” diye,
O soru çoktan geç kalmıştır.
Gördüğünü tanımlamaz,
Tanım başladığında sır kaçmıştır.
Kör dediklerine rastladım,
Işıkla dolu adımlarında.
Gözü açık nice insan gördüm,
Karanlık taşıyan bakışlarında.
Bir damla düştü içime,
Gözyaşı sandım ilkin.
Meğer can gözü yıkanıyormuş,
Hakikat ağırdır, bilirsin.
Can gözü ne arar ne seçer,
Ne ister ne de reddeder.
Teslim olur gördüğüne,
Görmekle yanar, yanmakla eder.
Bir an oldu ki baktım,
Bakan ben değildim artık.
Can gözü açılınca,
“Ben” dediğim şey kapandı, yırtık.
Ne iç kaldı ne dış o an,
Sınırlar unuttu kendini.
Can gözü gördü birliği,
Çokluk kaybetti sesini.
Söz orada yük olur,
Dil geriden gelir hep.
Can gözüyle görülen şey,
Söylenmez yaşanır ancak ve tek.
Yol sordum can gözüne,
“Yol sensin” dedi sessizce.
Gidecek yer kalmadı,
Kalmak da gidişmiş meğer derince.
Bir anlık görme için,
Ömür verilir hiç düşünmeden.
Can gözü açıldı mı bir kez,
Dünya düşer elinden.
Şimdi gözüm açık belki
Ama asıl açılan içim.
Can gözüyle gördüğümden beri,
Görmek değil, görülmek işim.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(6 Şubat 2026)