0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
41
Okunma
Yüreği secdeye vuran ruhların,
Camdan bir minare olur tenleri;
Birlikten sızan sırla yükselir,
Kırıldıkça çağırır içleri.
Ben sandığım şey çözüldü bir anda,
“Ben” dediğim gölge düştü yoldan.
İbn Arabî’nin aynasında gördüm
Bakan da görünen de aynı O’ndan.
Tenim bir cam, içim bir ses oldu
Işık içimden geçip durdu,
Varlık dediğim perde kalkınca
Yoklukta adım okundu.
Sema döndü kalbimin etrafında
Mevlânâ gibi savruldum aşkla,
Düşüş sandım her alçalışı
Meğer yükseliyormuşum başkalaşarak.
Aklım yoruldu, sustu bir yerde
Gönül devraldı sözü.
Bir ney inledi içimde
Dudaksız, nefessiz, özü sözü.
Yunus geçti kalbimin içinden
Dedi ki: “Sevelim, sevilelim”
Ten inceldi, söz sadeleşti
Aşk oldu bütün dilim.
Camdanım; giz yok bende
Saklanmaz niyet, saklanmaz hâl
Çatlağım secde izi,
Kırığım bile helâl...
Her parçam bir çağrı taşır
Yüksekliğim iddia değil
Minare olmak, görünmek değil;
Kaybolup ses vermektir bil.
Bir taş değse dağılırım
Ama sesim çoğalır göğe.
Çünkü çağrı, sağlamlıktan değil
Teslimiyetten doğar yine.
Varlık deryasında bir damlayım
Ama deniz bende gizli,
“Men aref” diye fısıldar içim
Bilen, bildiğini sildi.
Ne taşım var ne mermerim
Etim, kemiğim dua.
Bir bedenim var, evet
Ama her zerrem kıbleye bakar.
Geceler eğilir üstüme
Sabah içimden doğar,
Camdan minare olur tenim
Yıkıldıkça çağırır, çağırır…
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(5 Şubat 2026)