0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
63
Okunma
Aynı göğe baktık belki
Ama gökyüzü bizden ikiye bölündü.
Sen başka bir şehirde akşamdın,
Benim saatimde geceydi.
Adını söyleyemediğim yer hâlâ içimde,
Bir katre-i firuze gibi duruyor.
Haritalar kalbimi göstermiyor,
Yollar seni hep benden çalıyor.
Mesafe denilen şey bir rakam değil,
Bir sesin geç ulaşmasıdır bazen;
Cümlenin ortasında kopan nefes,
“Geliyorum” deyip gelememek.
Şehrin sen kokuyordu uzaktan,
Sokakların adımı tanımıyordu;
Her durağın bir ihtimaldi
Ama hiçbir otobüs bana seni getirmedi.
Sesin telefonda ince bir çizgi,
Dokunsam kesilecek...
Suskunluk daha gerçekti bazen,
Çünkü oradaydın en azından.
Kalbim seni beklemeyi öğrendi,
Takvimlerle değil sabırla.
Günleri saymadım,
Şehirleri saydım aramızda.
Bir köprü olsaydı mesafe,
Geçmeyi denerdik belki
Ama bu uzaklık denizdi,
İkimiz de yüzmeyi bilmiyorduk.
Geceler farklı saatlerde çökerken,
Aynı rüyaya giremedik.
Sen uyanıktın ben uyurken,
Zaman bile ayrı düşürdü bizi.
Sevmek kolaydı bu kadar uzakken,
Kavuşmak zorlaştı adım adım.
Aşk büyüdü aramızda,
Mesafe kadar.
Seni kaybetmedim yine,
Sadece hiç yaklaşamadım.
Aynı cümlede buluşamadık,
Aynı şehirde bile.
Bir tren sesi duyduğumda hâlâ,
İçimden biri sen sanıyor.
Her gidiş sana benziyor,
Her dönüş bana ait.
Aşka razı oldum bu kez de,
Yolları aşamadım,
Varlığın yakındı kalbime
Ama şehirler uzaktı.
Şimdi biliyorum;
Bazı sevgiler kavuşmak için değil,
Aynı haritada kaybolmak için yazılır,
Varlığı uzak olanlar için.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(4 Ocak 2026)