1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
17
Okunma
Karla karışık yağmurlar yağıyor,
içimin güneş görmeyen
karanlık bahçesine..
Söylenecek tek bir sözüm yok..
Bütün kelimeler sustu, bütün sözleri
çekip aldın yüreğimden..
Nasıl gülüş bu; nasıl bakış,
nasıl bir tesadüf, aklım almıyor..
Sussam susamıyorum..
Konuşmak istesem, dilim tutuluyor..
Sesli ya da sessiz..
Her neyse işte..
Bütün harfler,
kayıp gidiyor dilimin ucundan..
Hani geçen akşam konuşmuştuk ya..
Mesafeler uzak olsa da;
bir birine masum
iki can vardı telefonun ucunda..
Biri sen, biri ben..
İçimden geliyor bu gece seni yazmak..
Neden bilmiyorum ama,
kalbim den dilime düşen,
mahçup bir sorum var sana..
Hani üç gün öncesi..
Hatırlıyormusun
hüzünlü bir mart akşamıydı..
Sen kalbin de sönmüş
bir ateşin hikayesini anlattın,
ben içime gömdüğüm kırgınlıklarımı..
İşte böyle başladı
içimin sönmeyen yangını..
İşte böyle aktım sana,
işte böyle düştün kalbime..
Şimdi bir sen varsın bir de ben..
İki beden de bir can,
iki can da bir kalbimiz var bizim..
Dedim ya, nasıl gülüş..
Nasıl bakış, nasıl bir tesadüf bu...
Ömrüme bahar geldi o gün..
İçimde papatya lar açıyor seninle..
Bir masal gibi sanki,
tattığım duygu, yaşadığım huzur..
Kalbim de gökyüzü,
gözümde yağmur..
Gecenin yıldızı, sabahın güneşi..
Çayımın şekeri, canımın tadı oldun sen..
Uykular da çekilmiyor sensiz..
Yastığım taş, yatağım buz..
Düşlerim anlamsız sen olmayınca..
Gel desem gelirmisin..
Tut desem, uzanır mısın ellerime
bilmiyorum ama; seviyorum işte..
Tesadüflerle dolu
sana rastladığım o akşam dan beri,
seviyorum işte seviyorum seni..
Sen sevsen de, sevmesen de..
Ben seviyorum işte..
Canım gibi seviyorum seni,
bütün kalbimle...
5.0
100% (1)