3
Yorum
11
Beğeni
5,0
Puan
146
Okunma

Yeryüzünde kış,
Ölmek için süren çılgın bir yarış,
Yaşamın nihayetinde kulaklarda çınlayan alkış,
İlk insanın kadim yalnızlığı,
Evrenin binlerce yıllık ıssızlığı,
Toprağın alnına düşen her bir kar tanesi,
İlmek ilmek örülmüş bembeyaz bir kefenin,
Unutulsa da oluşmuş çığlık çığlığa dokunma hikayesi.
Ağaçlar susmayı öğrendi bu mevsimde,
Kuşlar terk etmeyi,
Dökülenler yapraklar değildi sanki,
Acının ve çilenin kum taneleri zamanın cenderesinde.
Ömrün buğulu penceresinde
İnsan değil miydi yaşadıkça eksilen,
Isınmaya çalıştıkça titreyen?
Zemheri kemiklerime değil,
Tüm ömrüme işledi bu gece.
Çünkü kış,
Soğuğuyla değil,
Zemherisiyle değil,
Yüzleştirdikleriyle acıttı canımı sadece.
Yarım kalmış dualar,
Hiçbir zaman sağılmamış yaralar,
Boy boy hayal kırıklıkları,
El değmemiş umutlar,
Vaktinde söylenememiş sözler,
Göğün altında asıl kalmış,
Nefes gibi buz tutmuşlar birer birer.
Yaşam,
Yeryüzü macerası ya da adı her neyse,
Donmamak için,
Hayatta kalmak için,
Yanmak için; için için
Bir ateş arayışı aslında,
Her doğan biraz ısınmak istemez mi
Ve her ölen soğuğa gömülmez mi?
Her yaşayan üşüyerek büyümez mi?
Çocukluk, içimizdeki en sıcak yazdı,
Sonrası hep mevsim kayması şimdi.
Bu gece,
Bu kış,
Üşüyorum,
Kendimden geçtim bir ara,
Şimdi kendimi bulamıyorum.
5.0
100% (7)