21
Yorum
35
Beğeni
5,0
Puan
465
Okunma

Müebbet bir yalnızlığa mahkûm oldu ahraz düşlerim,
Zifiri karanlıkta yurdundan Sürülmüş, yorgun bir mülteciyim.
Ruhumun dikişleri sökülüyor, darmadağın bu savruk halim,
Gör artık,
Parmaklarının arasından süzülüp gidiyorum.
Göz pınarlarımda biriken o zehirli yaş değil, sensin,
Yüreğimin en kuytu köşesinde yankılanan kesik bir nefessin.
Kendi ellerinle ördüğün bu sessizlik,
Tek elbisem olsun,
Hissediyor musun?
Her geçen dakika biraz daha eksiliyorum.
Keşkelerin gölgesinde solan bir çiçeğin son boyun büküşü bu,
Umut deryasında boğulan bir feryadın dilsiz uykusu.
Sen kendi gururunun kalesinde beklerken o sahte huzuru,
Farkında değilsin ama
İkliminden ebediyen göçüyorum.
Artık!!
Kaderin ağları dolanmış,
Yolların hepsi uçurum kenarı,
Dilimdeki mühür, anlatmaya yetmiyor kalbimdeki harı.
Ay ışığı bile küsmüş, yansıtmıyor o eski hatıraları,
Avuçlarında tuttuğun o ateşi, Kendi küllerime savuruyorum.
Yitik bir türkünün en yaralı notasında saklı sitemim,
Kırık bir kadehin sızdırdığı şarap misali tükenmekteyim.
Zamanın çarkında ezilen o masum çocuk değilim artık,
Yüzümdeki çizgilerde kaybolurken, sana elveda diyorum.
Yanmaya gönüllü geldiğim,
"O yangınlar şimdi buz kesti,
Bağrımda açtığın yaralardan ayrılığın soğuk yeli esti.
Gönül köprümüzün son halatı da bu gece sessizce koptu,
Bir yabancının gözlerinde kendini ararken, ben bitiyorum.
Eriyor benliğin içimde, tıpkı güneşe kafa tutan kar gibi,
Eski bir kitabın arasında unutulmuş, kurumuş bir nar gibi.
Sen bende hükmünü yitirmiş bir krallığın yıkık sarayıyken,
Sınırlarından taşarak başka hayatlara akıp gidiyorum.
Hangi dilsiz gece örtebilir bu büyük enkazın üstünü?
Hangi sahte gülüş geri getirir o kaybettiğin dünü?
Sustukça derinleşen bu yaranın kalmadı artık dönüşü,
Bakışlarındaki o eski yerimi, başkalarına bırakıyorum.
Mevsimler çoktan değişti, cemreler düştü ama biz donduk,
Bir zamanlar göğü delen o kanatlarla yere çakıldık konduk.
Kendi karanlığında boğulurken sen, bir ışık sanıp yandık,
Sönüyorum artık, karanlığında seni yalnız bırakıyorum.
Bir veda busesi bile ağır gelir bu yorgun dudaklara,
Anılarımız sürgün edildi o çoktan unutulmuş uzaklara.
Sen kendi hikâyeni yazaduran o mağrur yazar olsan da,
Kaleminden düşen son mürekkep damlasıyla siliniyorum.
Viran bir kentin tozlu sokaklarında yankılanıyor adımlarım,
Artık ne seninle bir kavgam var ne de sana yarınlarım.
Kendi içinde biriktirdiğin o sahte sancılarında boğulurken,
Ben çoktan başka bir gökyüzünün altında uyanıyorum.
Son perde kapandı, alkışlar dindi, sahne ıssız ve soğuk,
İçimdeki o fırtına dindi, sesim artık daha berrak ve boğuk.
Sen beni kaybettiğini anladığında, vakit çoktan geçmiş olacak,
Çünkü ben, senin hiç ulaşamayacağın o son durağa varıyorum.
Cemre yaman
5.0
100% (22)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.