0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
89
Okunma
Kabuğumun içini geceyle ördüm,
Gürültü kapıda kaldı, adımı bilmedi.
İçimde ağır ağır büyüdü zaman.
Bir sızı yerleşti kalbimin kıyısına,
Her dalga biraz daha yuvarladı beni.
Yuvarlanan taş değil, anlamdı.
Sesimi kıstım; sessizlik beni büyüttü,
Konuşmayan bir sabırla tanıştım.
Söz, geç gelince ağır olurmuş.
Gözlerden sakladım parıltıyı,
Işık erken çıkarsa kırılır dediler.
Ben karanlıkta sertleştim.
İçimde bir tortu birikti gün gün,
Acı, sabrın harcı oldu.
Harç donunca duvar olur.
Kimse bilmedi neyi taşıdığımı,
Avucum kapalıydı dünyaya.
Değer, gizlenmeyi sever.
Rüzgâr çağırdı, gitmedim,
Kalabalık seslendi, dönmedim.
Kök salan, acele etmez.
Zamanın pası değdi ruhuma,
Parlatmadım; bekledim.
Beklemek de bir ustalıktır.
Derinlik öğretir nefes tutmayı,
Yüzeye çıkan her şey eksilir.
Ben eksilmemeyi seçtim.
İçimde sessiz bir ışık vardı,
Kendini göstermek için yanmayan.
Işık bazen karanlıkla beslenir.
Sorulmadı bana “neyim” diye,
Ben de cevap vermedim.
Cevaplar olgunlaşınca konuşur.
Şimdi bilirim ki
Görünmeyen şey eksik değildir
Bazı olgunluklar, saklı kalır.
HABİB YILDIRIM / BÂİN-İ ADLÎ
(18 Ocak 2026)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.