3
Yorum
11
Beğeni
0,0
Puan
259
Okunma

Kadı kürsîye çıkar, adl yere iner o dem,
Mühr-i şer’e sürülen balmumu olur kalem.
Dîni bazâr eyleyüp, ihlâs tartar dirhemle,
Hadîs(!) persenk dilinde, fitne-fücûr iskemle.
Fetvâ kılar rüşvetü, âhir takvâ satarak,
Tâmûdan arsa alır, cennet va’di yazarak.
Elde tesbîh softanın, vicdân rehîn bazârda,
Gündüz avâm korkutur, gece şarâb mezârda.
Dembedem ürür yobaz: "Bid’at!" diye her söze,
Fâkih görse taş atar, ictihâd, düşmân göze.
Zâhiren zâhid ammâ, bağrında Lât’lar taşkın,
"Kâbe" der, cebre döner, hakka bî-gâne şaşkın.
Nice övünür gâfil, hacc u ihrâmla bugün,
Riyâ hırkasın giyüp ta’ât sunar büsbütün.
Nefse o meftûnluğu, beller bir de hidâyet,
Havfım odur olmaya, nesl-i nev’e sirâyet.
Heyhât ki minber gayrı, kaltabanın borusu,
Hak değil, havf zerk ider, fâsığın her sorusu.
Zırh bellendi şekl-i dîn, ma’nâsı üryân kaldı,
Rûh, hak söze kurbânken, bâtıl galebe çaldı.
Bir harf eksik okunsa, "Kâfir!" zemmeder derhâl,
Bin zulüm tam okunur, âlim zâlime hemhâl!
Nef’î olsam der idim: "Sûret-i nâs sürüsü,
Sûret secdeye varmış, sîret şeytân kürsüsü!.."
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.